Yavuz Girgin

Güney Afrika’da Göçmenlere Saldırılar Tırmanıyor

Yavuz Girgin, 3 Haziran 2008

Güney Afrika Cumhuriyeti’nde apartheid dönemini aratmayan saldırılar yaşanıyor. Güney Afrika’nın Johannesburg ve Cape Town kentlerinde Mayıs ayı boyunca 50’ye yakın siyah göçmen işçi katledildi. Katledenler Güney Afrika’da yıllarca ırkçı apartheid uygulamasına maruz kalan siyah Güney Afrikalılardı. Katlettikleri de yıllarca onlardan yardımlarını esirgememiş yoksul siyah komşularıydı.

Son Gülen İyi Güler

Yavuz Girgin, 26 Mayıs 2008
Iraklı anne

Bir tarafta alabildiğine zenginlik dolu bir dünya, öte tarafta kıtlık ve kan revan içinde bir dünya! Dün­yanın tüm diyarları Irak kadar acı, aç ve yoksul işçi emekçilerle dolu. Tüm bu olanlar normal mi? Dün­yanın bu hale gelmesi normal mi? Bunca zenginliğe karşılık, yirmi birinci yüzyılda insanlar ekmek, su, buğday, pirinç gibi en temel besin maddelerinden mahrum kalıyorlar.

“Şifre Buyurmuş Bir Paşa”

Yavuz Girgin, 19 Mayıs 2008

Van’ın Özalp ilçesinde bir kışla. Kışlanın gri renkli nizamiye kapısından tanklar, toplar, silahlı askerler aralıksız girip çıkıyor. Gri kapının üstünde kurşuni harflerle Orgeneral Mustafa Muğlalı Kışlası yazıyor. Caddeden geçen her Kürt bu adı okuduğunda aklına “Şifre buyurmuş bir paşa” geliyor.

Servet Nerede Birikiyor

Yavuz Girgin, 22 Ekim 2005

Özel mülkiyetin ve sınıfların var olduğu bir toplumda eşitlikten veya adil bölüşümden bahsedilemez. Kapitalist toplum rekabet ve işçi sınıfının yarattığı artı-değerin sömürülmesi üzerine kurulmuştur. Kapitalist üretim insanlar arasında eşit bölüşüm ve refah için değil kâr için yapılır. Kapitalizm yıkılmadan insanlığın kurtuluşu imkânsızdır. Kapitalizm var oldukça ülkeler arasında eşitsizlikler de var olacaktır. Zengin ve fakir ülke ayrımı kapitalizme özgü bir ayrımdır. Her ülkedeki esas eşitsizliğin kaynağı sömüren ile sömürülen sınıflar arasındaki eşitsizliktir.

Ceza Kanunları Değil Özgürlük Kanunları Yazacağız

Yavuz Girgin, 9 Ağustos 2005

Burjuvazi yaşanan son ekonomik krizden bu yana ekonomide, siyasette ve devlet aygıtında pek çok değişikliği gündeme getiren kanunlar, uygulamalar, mevzuatlar çıkarttı. Yılların statükocu-bürokratik devleti, büyük sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden organize ediliyor. Bu çerçevede İl Özel İdaresi Yasası, Kamu Personeli Yasası, İş Yasası, Sendikalar Yasası, DGM, CİK, CMUK vb. yasalar ve nihayet Anayasaya dek uzanan bir dizi yasa değişiklikleri yapıldı ya da yapılıyor. Bu zincir içinde yer alan bir yasa değişikliği de Haziran ayında gerçekleştirildi: Yeni Türk Ceza Kanunu!

8 Mart ve Zehra Kosova

Yavuz Girgin, 8 Mart 2005

Sınıfımızın mücadele tarihi zengin mirasa sahip. Kapitalizme karşı verilen mücadelede nice onurlu insan, hayatı pahasına bu mücadeleyi yaşattı, yaşatıyor. Ve bu onurlu insanlar içinde kadın direnişçilerin daima özel bir yeri olacak. Sınıf bilinçli kadın işçiler kokuşmuş düzene karşı mücadeleye giriştiklerinde, korkudan, yılgınlıktan ve umutsuzluktan eser kalmıyor. Ve kadın işçiler mücadeleye katılmaksızın asla kazanamayacağız.

Kürt Ulusunun Kendi Kaderini Tayin Hakkı Engellenemez

Yavuz Girgin, 10 Temmuz 2004

Resmi tarihin iddiaları, bir başka deyişle burjuva söylemi, düşüncesi ve ideolojisi, Kürt sorunu konusunda yıllar yılı egemenliğini devam ettirdi. Dönemin Komintern'i ve TKP tavrını Kemalist diktatörlükten yana belirlemişti. '68 kuşağı önderlerinin çoğu Kemalizmin etkisindeydi. 2000'li yıllarda dahi, Kürt sorunu konusunda, kendisini "komünist", "Marksist" vb. sıfatlarla adlandıran parti ve grupların çoğu Kemalist ideolojiden etkilenmekten kurtulamadı ve kurtulamıyorlar.

Çevrenin Katili Kapitalist Sistemdir

Yavuz Girgin, 10 Haziran 2004

İnsana değer vermeyen bir sistem doğaya asla değer vermez. Kapitalist sistemin zenginliğinin tek kaynağı, bu açıdan özel bir anlamı olmayan doğayı bir kenara bırakacak olursak işçi sınıfının sömürüsüdür. Ve işçi sınıfının kapitalist sisteme karşı verdiği mücadele, doğayla birlikte tüm insanlığın kurtuluşu için biricik çözüm yoludur. İnsanının özgürleşmesi yolunda ilk büyük adımı doğanın bilincine varmasıysa, ikinci büyük adımı sınıf bilincine varmasıdır. Sınıfsal bölünmüşlük ortadan kardırıldığında ilk defa zorunluluk aleminden özgürlük alemine doğru bir adım atılmış olunacak.

Kapitalizm: Kan ve Kâr İmparatorluğu

Yavuz Girgin, 15 Ocak 2004

Toplum, sömürenler ve sömürülenler olarak iki büyük sınıfa bölünmüş olduğu müddetçe egemen, örgütlü ve iktidarı elinde tutan bir avuç burjuva, örgütsüz milyonları ezmekten, katletmekten geri durmayacaktır. Dün Maraş'ta, bugün cezaevlerinde, Kürdistan'da, Irak'ta gerçekleştirilen katliamların özü, tekellerin kârlarını korumak ve arttırmak, iktidarlarını sürdürmek ve milyonlarca insanı sömürmeye devam etmektir. Katliamcı ve sömürücü iktidarlar yıkılmadıkça gelecek dünden farklı olmayacaktır.

Genç İşgücü Sömürüsü: Çıraklık ve Stajyer İşçilik

Yavuz Girgin, 15 Ekim 2003

Sermaye sınıfı kendi çıkarları için işçi sınıfını mesleki dar görüşlülük, işkolu ve ulusallık düzeyinde bölmeye çabalamaktan geri durmaz. İşyerlerinde işçileri kadrolu, mevsimlik, çağrı usulü çalışan veya çırak-stajyer işçi statülerine ayırmak da işçi sınıfını bölmek ve gücünü zayıflatmak amacına hizmet eder. Oysaki, işçi sınıfının çıkarları mesleki, yerel ya da ulusal bölünmüşlükte değildir. Dünya işçilerinin çıkarları ortaktır. Daimi işçilerle çırak ve stajyer işçiler arasındaki bölünmüşlük sermaye sınıfının körüklediği bölünmüşlüktür. İşten atılma, atılanların yerine düşük ücretle çırak ve stajyer işçilerin çalıştırılması, fazla mesailere kalmak, daimi işçilerin karşılaştıkları bir dizi sorundur. Ancak işçi sınıfının gücü örgütlü birlikteliğinden gelir. İster daimi isterse çırak ve stajyer işçi olsun bölünmüşlük ve rekabet, işçi sınıfının hiçbir kesiminin sorunlarının bir tekini dahi çözmez, çıkarlarına hizmet etmez. Daimi işçiler, çırak ve stajyer işçiler, sınıf örgütlerinde ortak politikalar temelinde birleşerek ve emek güçlerini sömüren kapitalist sınıfa karşı ortak mücadele ederek sorunlarını çözeceklerdir.

Sınıf Mücadelesinde İstanbul Sendikalar Birliği

Yavuz Girgin, 22 Nisan 2003

Tarihten ders almasını bilmek gerekir. Rus işçileri en koyu gericilik, baskı ve açlık yıllarında iktidarı aldılar. Bunun için Rus işçilerine gerekli olan sadece Bolşevik Partisinin işçi sınıfının bağımsız çıkarlarını ısrarla savunmasıydı. Tarih bizlere, işçi sınıfına mücadele içinde sınanmış devrimci Marksistler önderlik ettiğinde, onun, değil sendika bürokratlarını, değil gerici Türk sermayesini, dünya sermayesini dahi yerle bir edecek cesareti, kararlılığı, bilinci göstereceğini 15-16 Haziranda, Paris Komününde, Ekim Devriminde defalarca göstermiş oldu.