1 Mayıs 2008’e Dair

Oktay Baran, Mayıs 2008

1 Mayıs 2008’de İstanbul’da yaşananlar, AKP karşıtı tüm kesimler tarafından şu ya da bu biçimde mahkûm edildi. AKP’nin anti-demokratik ve işçi düşmanı tabiatı bir kez daha ortaya çıktı. Sol hareketin birçok bileşeni, bu durumu “büyük bir politik kazanım ve zafer” olarak yorumladı. Ne var ki, AKP’nin teşhir olduğunu dile getirmekle sınırlı bir değerlendirme, işçi sınıfı hareketi açısından son derece yetersizdir, yanlışlara gebedir ve sorumluluktan kaçan bir anlama gelmektedir.

Sendika Bürokrasisinin Hain Rolü

Militan sınıf sendikacılığını savunan bir basın işçisi, 15 Mayıs 2008

Can Dündar’ın NTV’de hazırlayıp sunduğu “NEDEN” adlı tartışma programında geçtiğimiz günlerde 1 Mayıs mitingi konu edildi. Programa katılan Hak-İş başkanı Salim Uslu’nun sarf ettiği sözler, sendika bürokrasisinin işçi hareketi içindeki uğursuz rolünü açık bir biçimde gözler önüne seriyordu.

Tencere Dibin Kara, Seninki Benden Kara

İstanbul’dan Marksist Tutum okuru bir işçi, 20 Mayıs 2008

Bizzat darbecilerin sözcülüğünü yapan CHP’ye, geçmişini AKP’nin hatırlatması bizi şaşırtmasın. Atalarımız ne güzel demişler böyle durumlar için: “Tencere dibin kara, seninki benden kara” diye. Her iki tarafın boynuzlarının birbirine dolandığı bu dönemde böyle tablolarla daha çok karşılaşacağız anlaşılan. Bir de bu tabloyu tamamlayan bir MHP var ki ikiyüzlülükte diğerlerinden aşağı kalır yanı yok.

1 Mayıs 2008’in Ardından

Mayıs 2008

2007 ve 2008 1 Mayısları şunu çok net gösteriyor ki; “Taksim”, hem sendika bürokrasisinin günahlarını hem de sosyalist solun sınıfın geniş kesimlerinden ne denli kopuk olduğu gerçeğinin üzerini örtmek için kullanılan bir şal haline getirilmiştir. Meseleyi değerlendirmek için elimizdeki temel ölçüt işçi sınıfının mevcut bilinç ve örgütlülük düzeyidir. Bunu es geçen, hatta bunu değerlendirmesinin temeline oturtmayan her türlü yaklaşım niyet ne olursa olsun hafifliktir.

1 Mayıs ve Burjuva Demokrasisinin Sahtekârlığı

Gebze'den bir işçi, 3 Mayıs 2008

1 Mayıs öncesinde televizyonlarda biz işçileri korkutmak ve evlerimize hapsetmek için gösterilenlerin fazlasını o gün alanlara çıkan bizlere yaşattılar. Ne oldu yani, şimdi biz yaptıklarımızdan ve gelecekte de yapacaklarımızdan vaz mı geçmiş olduk?

1 Mayıs’a Doğru

Bugün de burjuva siyaset arenasında it dalaşının kızıştığı bir atmosferde işçi sınıfını benzer bir duruma düşürmemek için sınıf devrimcileri tüm gayreti göstermelidirler. Bunun için birleşik, kitlesel, coşkulu, işçi sınıfının daha geniş kesimlerinde mücadele şevki uyandırmaya hizmet edecek bir 1 Mayıs hedeflenmelidir. 1 Mayıs tek bir gün olarak algılanmamalı, öncesinde anlamlı etkinlik ve örgütlenmelerle mümkün olduğunca geniş işçi kesimleri yaygın biçimde bilinçlendirilmeye ve harekete geçirilmeye çalışılmalı, sonrasında da 1 Mayısın enerjisiyle bu çabalar daha da pekiştirilmelidir. Bu iradeyle güçlü bir 1 Mayıs için kolları sıvayalım!

1 Mayıs 2007’nin Ardından

Mayıs 2007

İşçi sınıfı devrimcileri küçük-burjuva rekabetçiliğinden, duygusallıktan kendini arındırabilmeyi başarmış, serinkanlı bir duruş geliştirebilmelidirler. Bu tutum bizim küçük-burjuva toprağımızda özellikle önem taşımaktadır. Gelecek 1 Mayıslar ve diğer mevziler ancak bu tutum yaygınlaştığı ölçüde kazanılabilir.

Tüm Baskılara ve Polis Terörüne Rağmen 1 Mayıs

İstanbul’dan bir Marksist Tutum okuru, 2 Mayıs 2007

Biz Marksist, enternasyonalist işçiler biliyoruz ki, işçi sınıfı asıl hedefine kilitlenip bu hedef doğrultusunda örgütlü gücünü yükselttikçe değil Taksim’i, tüm dünyayı kazanacaktır. Bunun içinse öncelikle dünyayı kazanmanın aracını yaratmak gerekiyor.

Rekabetin Gölgesinde 1 Mayıs

Gebze'den Marksist Tutum okuru bir metal işçisi, 4 Mayıs 2004

Sendikaların tepelerine çöreklenmiş bu bürokratlar varken asla boş durmak yok. Onların göstermelik çağrılarına kanıp rehavete kapılmak yok. İşçileri fabrikalardan alanlara taşıyacak olanlar bizleriz. Yine o alanlarda birleşerek bürokratları sendikalardan defetmek de, militan sınıf mücadelesini geliştirmek de, 1 Mayısı burjuvazinin dayatmalarından kurtarıp "özgürleştirmek" de, biz komünist işçilerin çabalarıyla mümkün olacak. Biz işçiler ancak sendikalarımıza sahip çıkıp örgütlülüğümüzü pekiştirerek sendikalarımızdan bu asalakları defedebiliriz. Sendikalarımızı ancak militan sınıf sendikacılığı perspektifiyle gerçek mücadele örgütlerine dönüştürebiliriz. Önümüzdeki 1 Mayısa kadar koca bir yılımız var. Üstelik bizler için mücadele ile geçecek bir yıl. Hiçbir şeyi son ana bırakmadan her gün, her yerde, her alanda, her işyerinde ve her sendikada sınıf mücadelesini yükselt.

1 Mayıs'ın Aynasında Yansıyanlar

Deniz Moralı, 6 Mayıs 2003

Bu 1 Mayısta Çağlayan meydanına çıkan işçi sınıfı, bazı olumlu gelişme ve eğilimler olmakla birlikte, genel olarak baktığımızda sorunlarına yaraşır ölçüde "çağlayamadı". Bu bize bir kez daha aynı temel sorunu, yani önderlik sorununu hatırlatmalı. Bu nedenle, mitinglerin, özellikle de 1 Mayıs mitinglerinin, toplumda biriken enerjinin akması için daha esaslı bir kanal olmasının yolu önderlik sorununu çözmekten, bu yolda güçlü, sahici adımlar atmaktan geçiyor.

İçerik yayınları

Son Yayınlananlar