Marksizm dışı sol eğilimler 
  • Küba İşçi Sınıfını Savunmanın Yolu Nereden Geçiyor? --- Eylül 2008
  • CHP ve Sosyalist Enternasyonal Parodisi --- Temmuz 2008
  • 1 Mayıs 2008’e Dair --- Mayıs 2008
  • Enternasyonal Alanda Menşevizmin Yansımaları --- Ocak 2008
  • Anarşizm Üzerine /II --- 25 Ekim 2007
  • Anarşizm Üzerine ---
  • Oportünizm, Yurtseverlik ve Savaş --- Temmuz 2007
  • Muhtıra, Küçük-burjuva Solculuğu ve Kemalizm --- Haziran 2007
  • Hedefe Kilitlenmek --- 25 Nisan 2007
  • “Yoksullar ve Ezilenler Hareketi” mi? --- Mart 2007
  • Tehlikeli Bir Eğilim: Oportünizm --- 23 Aralık 2006
  • Küçük-Burjuvanın Anatomisi --- 25 Kasım 2006
  • Çin Devrimi Üzerine --- Ekim 2006
  • Sendikal Mücadelede İlkeli Tutum --- Eylül 2006
  • Sol Nedir? CHP Kimdir? --- Eylül 2006
  • Reformizm Üzerine --- 3 Ocak 2006
  • Burjuva İşçi Partileri Üzerine --- 28 Kasım 2005
  • Ekonomizmin Dayanılmaz Hafifliği --- 1 Temmuz 2005
  • “Terör”ün Ardına Gizlenen Gerçekler --- 28 Temmuz 2005
  • Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği --- 1 Haziran 2005
  • Terörizm Heyulası ve Burjuvazinin “Terörle Mücadele” Terörü --- 24 Mart 2004
  • Yerel Yönetimler ve Yerel Seçimler Üzerine --- 19 Nisan 2004
  • Berlin’de Hüküm Süren Düzen Hâlâ Yıkılmayı Bekliyor --- 15 Kasım 2003
  • Marksistler Bireysel Terörizme Neden Karşıdırlar --- 4 Kasım 1911
  • Bireysel Terörizme Karşı ---
  • Terörizm ve Sovyetler Birliği’ndeki Stalinist Rejim --- 17 Nisan 1937
  • Bireysel Terörizmin İflâsı --- 2 Mayıs 1909
  • Grynszpan’dan Yana: Faşist Kıyım Çetelerine ve Stalinist Hainlere Karşı --- 15 Şubat 1939
  • Küba: Ulusal Devrimden Bürokratik Diktatörlüğe --- 6 Nisan 2003
  • İşçi Sınıfı ve Varoşlar --- 25 Şubat 2003
  • Entelijensiya ve Sosyalizm --- 9 Ocak 1910

  • Küba İşçi Sınıfını Savunmanın Yolu Nereden Geçiyor?

    İlkay Meriç, Eylül 2008

    Yeni devlet başkanı Raul Castro’nun (Fidel’in kardeşi) geçtiğimiz Temmuz ayında Küba parlamentosunda açıkladığı son kararlar, gerek burjuva basının gerekse sosyalist basının dikkatlerinin bir kez daha bu ülkeye çevrilmesine yol açtı. “Küba kapitalizme geri mi dönüyor” sorularını yeniden alevlendiren söz konusu kararlar, egemen bürokrasinin Küba’nın içinde bulunduğu duruma yönelik tespitlerinin yanı sıra sözde çözüm önerilerini de içeriyordu.

    CHP ve Sosyalist Enternasyonal Parodisi

    Levent Toprak, Temmuz 2008

    CHP’nin kendini sol olarak satabilmesinin türlü nedenleri var. Bunlara aşağıda değineceğiz. Bunlardan biri de onun dünyadaki sosyal demokrat partilerin uluslararası birliğini temsil eden Sosyalist Enternasyonal’e üye olmasıdır. Ancak CHP’nin son yıllardaki siyaseti, onun zaten olmayan “sosyal demokrat” kimliğini artık iyice tartışılır hale getirmiştir. Bu tartışma bir yandan CHP içinden gitgide tasfiye olan sosyal demokrat unsurlar tarafından, bir yandan da genelde liberaller ve AKP medyası tarafından gündeme getiriliyor.

    1 Mayıs 2008’e Dair

    Oktay Baran, Mayıs 2008

    1 Mayıs 2008’de İstanbul’da yaşananlar, AKP karşıtı tüm kesimler tarafından şu ya da bu biçimde mahkûm edildi. AKP’nin anti-demokratik ve işçi düşmanı tabiatı bir kez daha ortaya çıktı. Sol hareketin birçok bileşeni, bu durumu “büyük bir politik kazanım ve zafer” olarak yorumladı. Ne var ki, AKP’nin teşhir olduğunu dile getirmekle sınırlı bir değerlendirme, işçi sınıfı hareketi açısından son derece yetersizdir, yanlışlara gebedir ve sorumluluktan kaçan bir anlama gelmektedir.

    Enternasyonal Alanda Menşevizmin Yansımaları

    Elif Çağlı, Ocak 2008

    Vaktiyle Rus işçi hareketi içinde yaşanan bu Bolşevik-Menşevik bölünmesinin üzerinden nice yıllar geçmiş bulunuyor. Artık ne bu bölünmeye sahne olan Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi mevcut ne de Ekim Devriminin öncüsü ve Komünist Enternasyonal’in kurucusu olan Bolşevik Komünist Partisi. Bolşevik ve Menşevik eğilim arasında sürüp giden mücadelenin izlerini taşıyan Sovyetler Birliği bile artık tarihe karışmış durumda. Fakat bütün bu değişimlere karşın, Bolşevik ve Menşevik kavramları, dünya işçi hareketindeki iki farklı eğilimi niteleyen genelleşmiş içerikleriyle günümüzde de yaşam sürdürüyorlar.

    Anarşizm Üzerine /II

    Elif Çağlı, 25 Ekim 2007

    Türkiye’de işçi hareketi içinde hiçbir zaman anarşizm ya da anarko-sendikalizm adına anmaya değer önemli bir damar mevcut olmamıştır. Anarşist düşünce bu topraklarda uzun yıllar boyunca eğitimli çevreler arasında, o da son derece sınırlı biçimde ilgi görmüştür. Ancak Sovyetler Birliği’nin çöküşüne bağlı olarak resmi komünizmin iflası ve böylece değişen siyasi atmosfer, Türkiye’de de bazı genç grupların anarşist komünist düşünceye sempatiyle yaklaşmalarına neden olmuştur denilebilir.

    Anarşizm Üzerine

    1.bölüm

    Elif Çağlı

    Burjuva medya anarşizm veya anarşist gibi kavramları, her zaman maksadını aşar biçimde ve genelde tüm devrimci unsurları karalamak amacıyla anlamını çarpıtarak kullanıyor. Bunun yanı sıra, anarşi kavramının “kaos” (düzensizlik) anlamına geldiği yolunda yanlış bir kanı da var. Oysa anarşizm, ilkesel temellerini devlet ve otorite karşıtlığının oluşturduğu bir felsefi akım, bir politik kuramdır ve “anarşi” diye adlandırdığı kendine özgü yeni bir toplumsal düzen anlayışına sahiptir.

    Oportünizm, Yurtseverlik ve Savaş

    Oktay Baran, Temmuz 2007

    Bugün dünya kapitalist ekonomisinin şaşalı büyüme döneminin çoktan kapanmış olması ve genel bir durgunluk eğiliminden bahsediliyorsa, Afrika’nın batısından Asya’nın doğusuna kadar haritaların yeniden çizilmesi emperyalistlerce çoktan gündem maddesi haline getirildiyse, nükleer silahların daha da geliştirilmesi dahil silahlanma yarışı yeniden bunca hızlanmışsa, yeni bir dünya savaşı ufukta demektir. Bu savaşın hangi biçimlere bürüneceği tamamen ikincil bir sorun olmak kaydıyla, işçi sınıfını bekleyen milliyetçi ihanet tehlikesi ortadan kalkmış değildir.

    Muhtıra, Küçük-burjuva Solculuğu ve Kemalizm

    Oktay Baran, Haziran 2007

    Türkiye sol hareketinin geniş kesimleri, gerek içine girilen sürecin tabiatı, gerek çatışmanın gerçek nedenleri, gerekse de ne yapılması gerektiği hususunda tam bir kafa karışıklığı içerisinde bulunuyor. Bizce bu boyutlarda yaşanan bir karmaşanın kökeninde birbiriyle bağlantılı iki temel neden vardır. Birincisi, Türkiye sol hareketinin geniş kesimlerinin küçük-burjuva solculuğuyla malul oluşudur. İkincisi de, yine aynı ağırlıkta olmak kaydıyla, sol çevrelerin önemlice bir bölümünün reflekslerine ve ruhuna sinmiş olan Kemalist önyargılardır.

    Hedefe Kilitlenmek

    Elif Çağlı, 25 Nisan 2007

    Leninist örgütlenme anlayışı, olağan dönemlerde kitlenin gündelik mücadeleye uyarlanmış psikolojisinin mutlak hesaba katılmasını ve kitle içinde hassas bir çalışma yürütülmesini şart koşuyor. Bu da, işçi kitlesinin gündelik mücadelesini ilerletecek taleplerin ileri sürülmesi ve bu talepler etrafında mücadelenin yükseltilmeye çalışılması anlamına gelir. Fakat bu bağlamda ileri sürülecek talepler ve bu taleplerin savunu tarzı da devrimci olmalıdır.

    “Yoksullar ve Ezilenler Hareketi” mi?

    Selim Fuat, Mart 2007

    Sosyalist düşünce, toplumun yoksul ve diğer ezilen kesimlerinden yana tavır alan bir düşüncedir. Bu yüzden yoksulluk ve ezilme sorunu her zaman sosyalistlerin gündeminde olmuş ve sosyalistler bu sorunlara karşı çeşitli yaklaşımlar geliştirmişlerdir.

    Tehlikeli Bir Eğilim: Oportünizm

    Elif Çağlı, 23 Aralık 2006

    Marksist literatürde sıkça kullanılan kavramlardan biri olan oportünizm kelime karşılığıyla fırsatçılık anlamına geliyor. Fırsatçı yaklaşımların özellikle kapitalist toplumda yaşamın çeşitli alanlarında ve çeşitli biçimlerde karşımıza çıkan son derece yaygın bir eğilim oluşturduğunu biliyoruz. Siyasi mücadele söz konusu olduğunda da, oportünizm, aslında burjuva partilerden sol örgütlere dek tüm siyasi yapılanmalar içinde karşılaşılabilecek olan, ilkesiz ve hep kendi çıkarına yontan fırsatçı politika tarzını anlatıyor.

    Küçük-Burjuvanın Anatomisi

    Elif Çağlı, 25 Kasım 2006

    Gerçek komünistler için temel sorun, verili koşulları eleştiriyle yetinmemek, mevcut dünyayı devrimci bir şekilde değiştirmektir. Dünya tarihi bu değişimin ancak işçi sınıfının devrimci örgütlülüğü ve eylemi sayesinde başarılabileceğini kanıtlamış bulunuyor. Aslında devrimci mücadeleye atılmak isteyen herkesin, içindeki zayıf yönleri yenilgiye uğratarak kendini değişime uğratabilmesi de aynı koşullara bağlı. Örgütlü yaşama ve örgütlü eyleme katılmadan, hiç kimse içindeki küçük-burjuvayı yenilgiye uğratmaya muktedir olamayacak!

    Sendikal Mücadelede İlkeli Tutum /2

    Elif Çağlı, Ekim 2006

    Elif Çağlı'nın makalesinin ikinci bölümünü yayınlıyoruz.

    Çin Devrimi Üzerine

    Oktay Baran, Ekim 2006

    1 Ekim 1949’da Çin Halk Cumhuriyeti’nin ilan edilmesiyle zafere kavuşan Çin devrimi ve onun doğrudan ve dolaylı sonuçları bugün hâlâ sol hareketin değişik kesimleri arasında süren bir tartışmanın konusu olmaya devam ediyor.

    Sendikal Mücadelede İlkeli Tutum

    Elif Çağlı, Eylül 2006

    Sendikal mücadeleye yaklaşım konusu, siyasi anlayışlardaki farklılıklara bağlı olarak her zaman önemli tartışmalara neden oldu. Bu konu günümüzde de öneminden bir şey yitirmiş değildir. Hele işçi hareketinde yaşanan gerileme koşulları hesaba katılırsa, bugün sınıfın her alanda olduğu gibi sendikal alanda da militan bir mücadeleyi güçlendirecek görüş ve değerlendirmelere ihtiyacı olduğu çok açıktır. Bu bakımdan kuşkusuz yolun başında bulunmuyoruz. Devrimci Marksist gelenek, pek çok sorunda olduğu gibi sendikal mücadeleye yaklaşım konusunda da doğru görüş ve taktiklerle donanmayı mümkün kılıyor. Dünya işçi sınıfının uzun yıllar içinde biriken mücadele deneyiminin dersleri, işçi sınıfının kurtuluşu mücadelesine gönül verenlerin yolunu aydınlatıyor.

    Sol Nedir? CHP Kimdir?

    Levent Toprak, Eylül 2006

    Tarihsel nedenler ve sosyalist hareketin hataları sonucu Türkiye’de siyasal bir işçi sınıfı mücadelesi geleneği ve kültürü yeterli ölçüde oluşmamıştır. O nedenle Türkiye’deki siyasal yelpazenin ağırlık noktası da dünya geneline göre daha sağda olmuştur. Yeryüzündeki belki de en korkak ve kıyıcı burjuvazinin ülkesinde böyle olmaktadır işler. Türkiye’de siyasal arena genelde sağın işgali altındadır. Kimisi Kemalizme, kimisi İslami motiflere ya da dindarlığa, kimisi faşist milliyetçiliğe, kimisi muhafazakârlığa, kimisi de liberalizme vurgu yapmaktadır.

    Reformizm Üzerine

    Elif Çağlı, 3 Ocak 2006

    Reformizm diye adlandırılan siyasal anlayış dünyanın her yerinde ve her dönemde işçi hareketini zaafa uğrattı; bu niteliği nedeniyle de Marksist saflarda çok derin tartışmalara konu oldu. Marksizmin kurucularından başlayarak Lenin ve diğer devrimci önderler, reformizmin siyasal anlamı, sosyal kökleri ve yarattığı tahribatlar üzerinde durdular. Alman Sosyalist İşçi Partisinin tüm yönetici kadrosunu hedef alan genelge niteliğindeki mektuplarında (17-18 Eylül 1879 tarihli), Marx ve Engels, parti yöneticilerinin reformist yaklaşımlarını yerden yere vuruyorlardı. Bu reformist sosyalistler, burjuvaziye yaranmak uğruna işçi sınıfının devrim programının “keskin” görünen yanlarını törpülemekle meşguldüler. Onlar bu sayede proleter mücadelenin geniş kitlelere “ürkütücü” gelmeyeceğini ve partiye çok daha fazla sayıda insan kazanılabileceğini iddia ediyorlardı.

    Burjuva İşçi Partileri Üzerine

    Elif Çağlı, 28 Kasım 2005

    İşçi sınıfının devrimci önderlikten yoksun bulunduğu günümüz koşullarında tam da geçmişin eğrisi ve doğrusunu ayırt etmek gerekirken, kimileri yine aynı yanlış yolları tutmakta ısrarcılar. Bugün Türkiye’de burjuvazinin bir kesimi Avrupa tipi bir sosyal demokrat partinin yaratılmasını arzularken, kimi sendika bürokratları da bir işçi partisinin kurulmasını savunmaktalar. İlk bakışta iki ayrı sınıf cephesinden kaynaklanıyormuş gibi görünen bu istem ve çabalar neticede ortak bir noktada buluşuyorlar. Siyasal niteliği burjuva, tabanı işçi olan bir kitle partisi yaratmak! Ne var ki, bu tür bir partiyi savunanların bu kapsamda bir parti kurmak için çaba sarfetmelerinde garipsenecek bir taraf bulunmuyor. Asıl eleştirilecek yön, Marksist geçinen bazı sosyalist çevrelerin mal bulmuş mağribi gibi bu kervana katılmakta bir sakınca görmemeleridir.

    Ekonomizmin Dayanılmaz Hafifliği

    Kerem Dağlı, 1 Temmuz 2005

    İşçi-emekçi yığınlar tam da örgütsüz ve bilinçsiz olduklarından, burjuva düzene ve burjuva partilerine umut bağlamışlardır. Bu tıkanıklığı aşabilmek, ancak sınıf hareketiyle kalıcı bağlar kurmak, devrimci siyaseti onun saflarına taşımak ve işçi sınıfının en ileri unsurlarını devrimci Marksizme kazanmakla mümkündür. Aksi takdirde, bugün için kafası burjuva ideolojisinin safsatalarıyla dolu, siyasi mücadelesi reformizmin sınırlarını aşmayan ve dar bir ekonomizme saplanmış durumdaki sınıf hareketini, devrim mücadelesine yönlendirmek mümkün olmayacaktır.

    “Terör”ün Ardına Gizlenen Gerçekler

    Elif Çağlı, 28 Temmuz 2005

    Masum insanların ne “terör” sopasıyla korkutulmaya ne de “terörü lanetliyoruz” masallarıyla uyutulmaya ihtiyacı var. Onların yegâne ihtiyacı, onları sömürüp açlığa ve yoksulluğa mahkûm eden, onlara olmadık acıları yaşatan ve kapitalist savaş makinalarıyla üzerlerine ölüm kusan bu vahşi düzenden kurtulmaktır. İnsan yaşamının esenliğe kavuşturulması egemenlerin yalanlarına boyun eğmekle değil, ezilen sömürülen kitlelere kurtuluşun yolunu gösteren gerçeklerin takipçisi olmakla sağlanabilir.

    Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği

    Mehmet Sinan, 1 Haziran 2005

    1960-71 dönemi, Türkiye sol hareketinin tarihinde çok önemli bir kesiti oluşturmaktadır. Gerçekten de bu dönem, uzun yılları kapsayan bir örgütsüzlük ve suskunluktan sonra, Türkiye’de sosyalist hareketin yığınlara açıldığı, aydınları, gençliği, öncü işçileri kucaklayarak ilk kez kitleselleşmeye başladığı tarihsel bir dönemdir. Solda genel bir yükselişin yaşandığı 1960’lı yıllar, aynı zamanda Türkiye sosyalist hareketinde teorik, politik ve örgütsel sorunların ilk kez canlı ve yoğun biçimde tartışıldığı yıllar olmuştur. Şurası bir gerçek ki, 60’larda başlayan ve “sosyalist“ sistemin çöktüğü 90’lara kadar uzanan dönemde, Türkiye’de ortaya çıkan onlarca sol politik örgütlenmenin ideolojik ve teorik temelleri esas olarak 1961-71 dönemindeki tartışmalar içinde oluşmuştur.

    Terörizm Heyulası ve Burjuvazinin “Terörle Mücadele” Terörü

    Nazım Yıldırım, 24 Mart 2004

    Terörle mücadele argümanı ve bu mücadelenin gereği olduğu öne sürülen düzenlemeler, emperyalizmin yeni bir dünya düzeni oluşturma stratejisinin temellerinden birisi haline geldi. Kapitalistler daha fazla “savaşçıl” yöntemler kullanmak durumunda kaldıkça, bunun sonuçlarına maruz kalan işçi sınıfının mücadele gücünü tırpanlamak için onu “terörle mücadele” terörü ile yıldırmaya uğraşıyorlar. Çünkü derinleşen krizle birlikte işçileri kapitalizmin yeni politikalarına razı edebilmenin daha “yumuşak” araçlarını yitirmeye başlayan burjuvazinin, işçi sınıfını kontrol altında tutabilmek için terörize etmeye ihtiyacı var.

    Yerel Yönetimler ve Yerel Seçimler Üzerine

    Nihat Balkanlı, 19 Nisan 2004

    seçim dönemleri, komünistlerin açısından, işyerleri ve bulunulan alanlarda, işçi sınıfı içerisinde kurulan bağların gündemlerinin de, ülke ve yönetim sorunları, iktisadi-siyasi sorunlar üzerinde şekillendiği bir dönemdir. Ve komünistler, sırf bu sebeple bile ele alındığında, seçim gündemine, seçim zemininde yığınların karşısına çıkan aday ve partilere dönük, öncelikle ilkelerimiz temelinde şekillenen net bir perspektife, işçi sınıfının iktisadi ve siyasal ihtiyaçları açısından eleştirel bir yaklaşıma sahip olmalıdır. Seçimler nedeniyle işçi sınıfı içerisinde politikaya artan ilgiden, daha çok sayıda işçinin seçimlere proleter devrimci bir perspektifle yaklaşmasını sağlayacak bir etkiyi yaratmak üzere yararlanmak zorundayız.

    Berlin’de Hüküm Süren Düzen Hâlâ Yıkılmayı Bekliyor

    Nazım Yıldırım, 15 Kasım 2003
    1918Alman.gif

    Kapitalist sistemin derin çelişkileri, emperyalist çağda siyasal yükselişlerin ve alçalışların ani değişimlerle birbirlerinin peşi sıra ortaya çıkmasına yol açar. Bu, devrimci ve karşı-devrimci dönemlerin birbirlerini izleyen süreçler halinde sık sık toplumsal mücadele gündemine gelmesi demektir. Bu yüzden her devrimci süreçte parti önderliğinin rolü olağanüstü bir önem kazanır. Komünist partilerin böylesi durumlardaki zayıflıkları, kararsızlıkları, hazırlıksızlıkları ve liderliğin hataları yenilgiye giden yolu döşer. Her keskin değişim toplumun kaderini devrimci partinin ellerine verir. Lenin iki ya da üç günün uluslararası devrimin kaderini belirleyebileceğini söylerken, devrimci partinin rolünün öneminin altını çiziyordu. İşte Alman Devrimi böylesi bir devrimci partinin olmaması ve inisiyatifi reformist Sosyal Demokrat Parti liderlerinin ele geçirmesi sonucu boğulmuştur.

    Bireysel Terörizmin İflâsı

    Lev Troçki, 2 Mayıs 1909

    Küba: Ulusal Devrimden Bürokratik Diktatörlüğe

    Akın Erensoy, 6 Nisan 2003

    İşçi sınıfı küçük-burjuvazi gibi, geçmişe özlem duyup sulu gözlerle, nostaljik iç çekişlerle, tarihin tekerleğini geriye döndürme savaşı veren bir sınıf değildir. İşçi sınıfı sosyalizm mücadelesinde tüm dünya kapitalizmini parçalamayı amaçlar. Onun kurtuluşu ne yerel ne ulusal ne de bürokratik diktatörlüklerdedir. İşçi sınıfının toplumsal kurtuluşu ancak ve ancak dünya üzerindeki tüm ulus-devletlere yani kapitalizme son vermekle mümkündür.

    İşçi Sınıfı ve Varoşlar

    Özgür Doğan, 25 Şubat 2003

    Bu yazıda, kendilerini komünist olarak nitelemelerine ve önceliği işçi sınıfı içinde çalışmaya vermelerine rağmen, işçi sınıfının örgütlerindeki ve büyük işyerlerindeki faaliyeti es geçip, varoşçuluğu savunanların yaklaşımlarını ele alıyoruz. Bu tür sabırsız solcuların işçi sınıfına yönelik değerlendirmeleri çeşitli farklılıklar taşıyor olsa da bu tür yaklaşımların üç ayağı var: İlkin, işçi sınıfının sadece fabrika işçileriyle sınırlı olmadığı vurgulanır, ki bu doğrudur. Ardından, sınıfın en dinamik kesiminin büyük fabrika ve işletmelerdeki işçilerden değil, küçük işletmelerdeki işçilerden oluştuğu ileri sürülür. Ve son olarak küçük işletmelerde çalışanların varoşlarda yaşadıklarından yola çıkarak devrimci faaliyetin temel ekseninin fabrikalardan varoşlara kaydırılması gerektiğinin propagandası yapılır. Yani fabrikalar ve büyük işletmeler değil, varoşlar kalelerimiz olmalıdır denilir.

    Entelijensiya ve Sosyalizm

    Lev Troçki, 9 Ocak 1910
    İçerik yayınları

    Son Yayınlananlar