- Ne Savunuyoruz
- Kitap ve Broşürler
- Marksist Teori
- Gündem/Analiz
- Dünyadan
- Ekonomi
- Küreselleşme
- Kadın Sorunu
- Ulusal Sorun
- Tarih
- Çevre Sorunu
- Felsefe
- Bilim/Kültür
- Duyurular



Avrupa Birliği’nin emperyalist savaş sürecinde belirginleşen çatlakları, dünyayı sarsan ekonomik krizle birlikte daha da genişlemiş buluyor. Kriz dalgaları Amerika’dan Avrupa’ya sıçradığında, başta Birliğin lokomotif gücü Almanya olmak üzere, her kapitalist devlet, “her koyun kendi bacağından asılır” misali, ortaklığı unutarak kendi sermaye gruplarının imdadına koşmuştur.
Avrupa’nın burjuva liderleri geçtiğimiz Mart ayında Avrupa Birliği’nin 50. yılını debdebeli bir gösteriyle kutladılar. Şampanyalar patlatıldı, özgürlük, demokrasi ve barış üzerine nutuklar atıldı. Buna mukabil burjuva liderler yüzlerine yerleştirdikleri sahte mutluluğa, gülücüklere ve aşırı nezakete rağmen bastıramadıkları bir kaygı içindeydiler. Zira çizilen tablo ile verili gerçeklik tümüyle farklı. Birliğin geleceğinin belirsiz olduğu çoktandır apaçık ortaya çıkmış bulunuyor.
ABD’nin işlerinin Afganistan’da ve Irak’ta istediği gibi gitmemesi; savaşın yürütülme biçimine ve izlenen taktiklere dair Amerikan burjuvazisi içinde bir “çatlağın” oluşması ve Rumsfeld’in istifa etmesi; ABD’nin Irak’taki durumunu tespit etmek üzere oluşturulan Irak Çalışma Grubu’nun yayınladığı rapordan sonra çekilme tartışmalarının yaşanması, dünya sosyalist hareketinin büyük bir kesimince Amerikan emperyalizminin yenilgisi biçiminde yorumlandı.
Avrupa Birliği sorununda son yıllarda oldukça yoğun bir tartışma yaşandı. Ancak bu önemli konuda özellikle Türkiye'deki sol çevrelerin sağlam ve bütünlüklü bir Marksist perspektif sunabildiklerini söylemek zor. Elif Çağlı'nın üç bölümlük broşürü, bu boşluğu doldurmayı ve Marksist perspektifi ortaya koymayı amaçlıyor. Birinci bölüm Avrupa Birleşik Devletleri mi?, ikinci bölüm Avrupa Birliği Gerçeği, üçüncü bölüm ise AB'nin Gerçek Niteliği Teşhir Edilmelidir başlığını taşıyor.
Enternasyonalist komünistler Avrupa halklarını gerçek anlamda birleştirebilecek tek gücün devrimci işçi sınıfı olduğunu, bu birleşmeyi sağlayacak olan devrimci hedefin, sovyetik dünya federasyonunun bir adımı ve parçası olarak Avrupa Birleşik İşçi Sovyetleri şeklinde ifade edilmesi gerektiğini çoktandır ortaya koymuş bulunuyorlar. Bu hedef proleter devrim mücadelesinin Avrupa çapındaki pozitif hedefi ve bütünleştirici çimentosudur.
Avrupa’nın birleşmesinin tek yolunun Avrupa çapında kapitalizmi yok edecek bir işçi sınıfı devrimi olduğunu ısrarla vurgulamak gerekiyor. Bu devrim tüm kapitalist devletleri ortadan kaldırarak, yerine bir Avrupa İşçi Sovyetleri Cumhuriyeti kuracaktır. Bu sovyetik federasyon da dünya işçi devrimi sürecinin güçlü bir parçası olarak dünya sovyetik federasyonuna giden yolda etkili bir araç olacaktır.