- Ne Savunuyoruz
- Kitap ve Broşürler
- Marksist Teori
- Gündem/Analiz
- Dünyadan
- Ekonomi
- Küreselleşme
- Kadın Sorunu
- Ulusal Sorun
- Tarih
- Çevre Sorunu
- Felsefe
- Bilim/Kültür
- Duyurular
Burjuva devletin, işçi sınıfına ve Kürt hareketine yönelik uygulamaları, gerçekte sınıfsal doğasından kaynaklanmaktadır. Varlığını sürdürdükçe de bu tür uygulamaların sonu gelmeyecektir. Demokrasi, kapitalist devlette, “Adalet Mülkün Temelidir” sözünün gerçekte ifade ettiği gibi, üretim araçlarının sahibi konumunda olan patronların çıkarlarını korumak için işler. İşçi sınıfı kapitalizme “DUR” diyene kadar da bu çark dönmeye devam eder.
Bugün DİSK dâhil hiçbir sendikada işçiler sendikalarını denetleme hakkına sahip değiller. İşçiler sadece birer “oy” olarak görülüyorlar. İşçi sınıfını bağımsız sınıf çıkarları ekseninde örgütleyecek militan bir sendikacılık anlayışını yeşertmek, sendikaların tepelerinden gerçekleşmeyecektir. Bu ancak, işçilerin sendika tabanlarında, fabrikalarda ve işçi semtlerinde yorulmadan, sabırla yürüttükleri faaliyetler sayesinde yeşerebilecektir.
Mısır işçi sınıfı, tarihinin en hareketli dönemini yaşıyor. 2006 yılının Aralık ayında başlayan ve etkisi genişleyerek yayılıp Mısır’ı sarsan grev dalgası geçtiğimiz ay tekrar canlandı.
İngiltere’de her yılın Ekim ayı, “Siyahların Tarihini Hatırlama Ayı” olarak anılır. Bu yıl da müzelerde ve yerel belediyelerin kütüphanelerinde, Malcolm X ve Martin Luther King gibi siyahi liderlerin konuşmalarının dinletildiği özel anma törenleri gerçekleştiriliyor.
Geçtiğimiz aylarda medyada yer alan haberlerin ana eksenini uzunca bir süre çocuk pornosu konusu oluşturdu. Bu haberlerde Türkiye’nin çocuk pornosunun dünyadaki bir numaralı merkezi haline geldiği ısrarla vurgulandı ve internet kafelere yapılan baskınlar, çocuk pornografisi ticaretini iş edinenlere yönelik yapılan polisiye operasyonlar ve gözaltılar sansasyonel biçimde öne çıkarıldı.
1963 yılına girilirken İstanbul’da Kavel kablo fabrikasında çalışan işçiler 62 gün boyunca devam edecek ve sınıf mücadelemizin tarihine büyük harflerle geçecek destansı bir grev başlattılar. Onların grev boyunca sergiledikleri kararlı tutumları Türkiye işçi sınıfı için bir kıvılcım oluşturdu. Ve en temel burjuva demokratik haklara dahi daha yeni yeni kavuşmakta olan Türkiye’de, grev ve toplu sözleşme hakkı ilk kez bu grev sayesinde yürürlüğe konuldu.
Kapitalist üretim toplumun ihtiyacı gözetilerek değil, sadece daha fazla kâr elde etmek amacıyla gerçekleştirilir. Kapitalist toplumda pek çok ürün kapitalistlerin satabileceklerinden çok daha fazla üretildiği ve bunlara ihtiyacı olan yüz milyonlarca yoksul insan bulunduğu halde, bu ürünler onlara dağıtılmayıp imha edilir. “Uygarlıkta yoksulluk bolluğun kendisinden doğar.” Kapitalizm böylesine akıldışı bir sistemdir. Oysa işçi iktidarı altında, merkezi olarak örgütlenen işçi konseyleri, hangi ürünün ne kadar üretileceğine tüm nüfusun ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak karar verecek, bunu planlayıp hayata geçirecektir.