Soğumamalı Sımsıcak Yüreklerimiz


Zalim dünyanın çocuklarıydık

Zulümle büyüyen 

Öğrendik ki zulmün büyütemediği çocuklar da var 

Günahkârların yaktığı cehennem ortasında 

Bükük boyunlu çocukların kirli gerdanlarında 

Dinmeyen gözyaşlarının parıltısında 

Cenneti gördük

Ve tanrı hikâyelerine secde etmedik

Yürümek için bir nefeslik takat gerekirken 

Sırat’a cambaz olamama maruzatındaydık

Melekler yıkamazken kılıçtan keskin köprüleri

Biz köprü altı cehennemi üşüttük

Dünya güneş etrafında pervaneyken 

Biz kadehlere doldurduğumuz günün sarhoşluğunda 

Yanlış adreslerdeki Azrail’i defetme telâşındaydık

Ellerimizin yakınlığıyla yaratılanların uzaklığıydı

Beni sana yabancılaştıran 

Ve yaratmak mahsusken yalnız bize 

Yaradan’a sığınmak gafletiyle 

Umudun en umutsuz haline sarıldık her gece

Ölüm hasretini anımsatsa da 

Umutsuzluğa uyandığımız sabahlar

Ölmeyi hiç istemedik

Soğumamalıydı sımsıcak yüreklerimiz

Yapması ve yıkması gereken ellerimiz

Toprak dolu avuçları hissedemeyecek kadar aciz olmamalıydı

En güzel yerindeyken hikâyelerin küstürüp çocukları

Susulmamalıydı

Ve biz asırlardır hayata dargın çocuklara

Rüyada görülemeyen gerçeklerin öyküsünü anlattık

Yüreklerimiz döküldükçe parlayan çelik kızılında hâlâ sımsıcak

Ve yaratan ellerimizin görkemiyle sarsılan kahpe düzen 

Bir nasırlı tokadın şiddetiyle yıkılacak



                                           Ş.K.