Döğülmüş,zehir zift bir tabak, Al papaz bu senin. Bir tabak: Demir kırıntıları, Küller ve gözyaşlarıyla; Bir tabak: Devrik duvarlar, Hıçkırıklar taşan; Al papaz bu senin, Almeria’nın kanından. Bir tabak: Püskürme ateş, Korkular,yıkıntılar, Deli sularla; Bir tabak: Kırık ışıklardan, Ezik başlardan; Bir tabak,bir kara tabak, Al bankacı bu senin, Almeria’nın kanından. Her sabah, Her karamsar sabahında. Ömrünüzün; Masanızda göreceksiniz, Onu: Dumanı üstünde ve korlu. Bir yana itivereceksiniz, Nazik ellerinizle: Yüzünü görmemek için, Bir daha sindirmemek için. Ekmek ve üzümler arasında, Bir yana koyacaksınız onu; Ve bu, Ses seda vermez tabak: Her sabah,her sabah, Yerinde olacak. Al albay,al albay karısı, Bu size: Bir mahfel şenliğinde, Her bayramda; Ve seher şarabının, Alacakaranlığında: Antlar içilir, Nişanlar takılırken; Ve sizler, Onu göresiniz diye sizler, Buz kesilmiş,tirtir halinizle, Bu dünyada. Evet bir tabak: Şuranın buranın zenginleri, Topunuza. Size,sizlere Bakanlar,büyükelçiler, Canavar sofra dostları; Sizlere,konforlu çayların, Yüce mevkilerin kadınları; Bir tabak: Kemirilmiş,pis ve kirli, Zavallı bir kandan; Durur,önünüzde durur, Her kuşluk,her hafta,ölüp ölesiye Almeria’nın kanından.