Birleşik ve Kitlesel 1 Mayıs

2 Mayıs 2010

Son birkaç yıldır yaşanan tıkanma ve bölünmüşlüğün aşılmasıyla, 2010 yılı İstanbul 1 Mayıs’ı 12 Eylül faşizmi sonrasının en kitlesel ve coşkulu kutlamasına sahne oldu. 200 bin civarında bir katılımın gözlendiği Taksim mitinginde alan adeta iki kez dolup boşaldı ve son yıllardaki deneyimin aksine, ülke düzeyinde genel olarak olumlu bir psikolojik atmosfer yarattı. Böylece yıllardır dile getirdiğimiz “birleşik ve kitlesel 1 Mayıs” çağrısının anlam ve önemi kendisini açıkça ortaya koymuş oldu.

İstanbul 1 Mayıs mitinginin bu birleşik ve kitlesel karakteri, Taksim talebinin de gerçek anlamını kazanması yolunda bir aşama kat edilmesini sağlamıştır. Ve 1977’de mücadeleci işçilerin talebi üzerine Kemal Türkler’in ilan ettiği adla “1 Mayıs alanı” yeniden gerçekliğini bulmaya başlamıştır. Burjuvazi ve onun devleti tarafından yıllardır sudan bahanelerle işçiye-emekçiye yasak edilen Taksim nihayet yeniden yüz binlerle gelen işçilerin ve devrimcilerin sesiyle yankılanmıştır. Bu durum aynı zamanda Türkiye’de işçi sınıfı mücadelesinin önündeki psikolojik bariyerlerin aşılmasında ileri bir adım anlamına gelmektedir. Ayrıca yıllardır düzenin yürüttüğü “provokasyon” çığırtkanlığının gerçek yüzü de açığa çıkmıştır. Polisiyle jandarmasıyla ajanlarıyla burjuva devlet saldırmadıkça ve kışkırtmadıkça, kardeşlik ve dayanışma duygularıyla dolu nice büyük mitinglerin örgütlenebileceği bir kez daha görülmüştür.

Birleşik ve kitlesel niteliğiyle 2010 1 Mayıs’ı, son yıllarda işçi-emekçi mücadelelerinin genel toplumsal algıdaki meşruiyetinin artışında da yeni bir halka olmuştur. 12 Eylül faşizminin bu alanda yarattığı olumsuz hava giderek kırılmaktadır. Bu durum genel demokratik bilinçte yaşanan olumlu gelişmelerin bir yansımasıdır.

Bu kitlesel ve birleşik 1 Mayıs mitingiyle birlikte, gerçek bir toplumsal özgürlük platformunun ancak işçi sınıfı tarafından oluşturulabileceği de böylece bir kez daha görülmüş olmaktadır. Kapitalist sistemin yarattığı illetlerden muzdarip çok çeşitli toplum kesitleri, işçi sınıfının mücadelesinin bir ürünü olan ve onun damgasını taşıyan 1 Mayıs’ı, kendi sorunları için bir ifade zemini olarak görmüşlerdir. 1 Mayıs’ın sunduğu platformda, işçilerin yanı sıra, ezilen Kürt halkından tutun kadın örgütlenmelerine, bu topraklardaki Kafkas göçmenlerinin evlatlarından tutun çeşitli gençlik örgütlerine, acılı Ermeni halkının genç temsilcilerinden çevrecilere ve eşcinsellere, emeklilerden öğrencilere ve sanatçılara dek sayısız toplumsal kesim başka hiçbir platformda olmadığı denli bir araya gelebilmiştir. Bu işçi sınıfının gücüdür.

2010 1 Mayıs’ının bu sıraladığımız olumlulukları sınıf devrimcileri tarafından şüphesiz önümüzdeki süreçte işçi sınıfının bilinç ve örgütlülüğünün yükseltilmesinde bir moral faktör olarak etkin biçimde kullanılacaktır. Ancak her şeyi yerli yerine koymayı bilmek gerekiyor. Yıllar içinde sermaye işçi sınıfını derin ve karanlık bir çukur içine yuvarlamıştır. Bu çukurdan hâlâ tam olarak çıkılamamış olduğunu unutmayalım. Hatta ne yazık ki, bu mitingle işçi sınıfı mücadelesinin yakıcı ve temel sorunlarının çözülmesi yolunda büyük bir adım atıldığı ya da aşama kat edildiğini söylemek bile yanıltıcı olacaktır.

Mitingde Tekel işçilerinin sendika bürokrasisine karşı öfkesinin militan bir ifade bulması anlamlıydı. Ancak bu durum sendika bürokrasisinin pençesinin kırılması anlamına gelmemektedir. Bu haklı öfkenin daha örgütlü ve yaygın bir nitelik kazanması için sorumluluk esas olarak sınıf devrimcilerinin üzerine düşmektedir.

Bunları özellikle vurgulama ihtiyacını duyuyoruz; zira işçi sınıfı mücadelesinin önündeki en büyük engellerden biri olan sendika bürokrasisi, Taksim’i yere göğe sığdırılamayan bir zafermiş gibi sunma çabasında. Bu bürokratların “Taksim zaferi” söylemiyle kendi suçlarını ve ataletlerini örtbas etmeye çalıştıklarını asla gözden kaçırmamak gerekiyor. Aslında sendika bürokrasisini de bir yana koyarak daha genel anlamda söyleyecek olursak, Taksim’in yeniden 1 Mayıslara açılmasının önemli bir yönü de, işçi sınıfı mücadelesinin asıl sorunları ve icaplarından kaçışın üzerini örten fiyakalı bir bahanenin ortadan kalkmasıdır.

Unutmamak gerekiyor ki, kapitalist krizin işçi sınıfı cephesinde yarattığı etkiler olduğu yerde durmakta, hatta daha da ağırlaşmaktadır. Durum buyken Taksim’e fit olma lüksümüz yoktur. İşçi sınıfı örgütsüzdür ve aslında alana gelen işçiler de büyük oranda bu durumu yansıtmaktadır. 1 Mayıs birleşik ve kitlesel olmuştur olmasına, ama işçi hareketinin ağır örgütsel zaafları olduğu yerde durmaktadır. Bu anlamda bu 1 Mayıs da henüz genel düzeyde örgütlü işçi hareketinin 1 Mayıs’ı değildir. Daha önceleri de söylediğimiz gibi, Taksim’in gerçek anlamda geri alınması, işçi sınıfının bilinç ve örgütlülüğünü en azından 1977’deki düzeyine çıkarmakla mümkün olacaktır. Bu görev hâlâ önümüzde durmaktadır!



  • “İslamcı” Sermaye ve Fethullah Gülen Cemaati --- 1 Temmuz 2009
  • Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar --- Ocak 2008
  • Enternasyonal Alanda Menşevizmin Yansımaları --- Ocak 2008
  • Paşalar Cumhuriyetinden Burjuva Cumhuriyetine TC’nin Sivilleşme Sancısı --- 27 Temmuz 2007
  • İşçi Sınıfının Mücadelesinde Parlamento ve Seçimler --- Temmuz 2007
  • Kürt Sorunu --- Nisan 2007
  • Ülkücü-Faşist Hareketin Tarihi --- Aralık 2006
  • AB Süreci ve Burjuva İktidar Bloku İçindeki Çatışma --- 30 Kasım 2004

  • Anayasa Mahkemesinin Kararı ve Referandum --- 30 Temmuz 2010
  • Anayasa Tartışmaları ya da Burjuva Siyasal Düzenin Değişim Sancıları --- 3 Eylül 2010
  • Devrimcilere Karşı Polis Terörü Sürüyor --- 25 Ağustos 2010
  • Kapitalizm Gençliği Uyuşturuyor /2 --- 1 Temmuz 2010
  • Aleviler, CHP ve Statükoculuk --- 1 Temmuz 2010
  • Emperyalist Arzular Test Sahasında --- 1 Temmuz 2010
  • Kapitalizm Gençliği Uyuşturuyor --- 1 Haziran 2010
  • Sivas Katliamı 17. Yılında Eylemlerle Lanetlendi --- 3 Temmuz 2010
  • Baykal’a Derin Darbe, Statükoculuğa Hayat Öpücüğü! --- 1 Haziran 2010
  • Futbol, Bahis, Şike ve Kapitalizm --- 1 Mayıs 2010
  • Güler Zere Yaşamını Yitirdi --- 8 Mayıs 2010
  • Burjuva Medyada Saf Değiştirenlerden İbretlik İfşaatlar --- 1 Nisan 2010
  • Birleşik ve Kitlesel 1 Mayıs --- 2 Mayıs 2010
  • İşsizlik Sanal Bir Sorunmuş! --- 28 Nisan 2010
  • Anayasa Paketi ve Statükocu Hezeyanlar --- 1 Nisan 2010
  • Statükocu Cephenin Sivil Faşizm Demagojisi --- 1 Nisan 2010
  • Devrimcilere Karşı Devlet Terörü Sürüyor --- 2 Nisan 2010
  • Son Yayınlananlar