23 Nisan Tüm Çocuklar İçin Bayram mı?
Fransa’da Eğitim “Reformuna” Karşı Protestolar Sürüyor
Fransa’da sağcı hükümetin “eğitim reformu” adı altındaki saldırılarına karşı öğretmenlerin ve öğrencilerin yükselttikleri protestolar devam ediyor. Öğrenciler geçtiğimiz günlerde Paris’te iki büyük gösteri düzenlediler. 15 Nisandaki gösteriye 40 bin, 17 Nisandakine ise 30 bin öğrenci katıldı.
Bilim ve Teknoloji Patent Esaretinde
150 yıl önce Marx ve Engels, mum ışıkları altında o muazzam dehalarıyla bunun hayalini kurmuşlardı. Dehaları, insanlığa duydukları sevgi ve inanç onları yanıltmadı, bugün tüm öngörüleri doğrulanmış durumda. Bugün tüm bunlar çok büyük ölçüde mümkün. Bu olanakları hayata geçirebilmenin önündeki tek engel ise, onların 150 yıl önce saptadıkları gibi, kapitalist üretim ilişkileri.
Cezaevleri Ağzına Kadar Doldu!
Kapitalist düzen çürüdükçe toplumu da çürütüyor ve ürettiği çürümenin üzerini örtmek için insanları dört duvar arasına hapsediyor. Milyonlarca insan asgari ücretle çalışacak bir iş bulmak için bile aylarca hatta yıllarca beklemek zorunda kalıyor. İnsanlar açlığa mahkûm edildikçe, hırsızlık, kapkaç, fuhuş da doğal olarak artıyor. Tüm bunlara ek olarak, devletin muhalif gördüğü herkesi “etkisiz hale” getirmek üzere zindanlara tıkma çabası sonucunda, son bir yıl içinde cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı 70 binden 93 bine çıktı.
Fotoğraflarla Emperyalist Savaşın Dehşeti
ABD emperyalizminin 64 yıl önce Hiroşima ve Nagazaki’ye attığı atom bombalarının yarattığı dehşetin yeni fotoğrafları yayınlandı. Katledilen, toplu mezarlara gömülen, vücutları kavrulan insanlar ve yerle bir olmuş şehir görüntüleri emperyalist savaşın o korkunç yüzünü tüm çıplaklığıyla açığa vuruyor. Bugün de başını ABD’nin çektiği emperyalist savaş tüm dünyaya yayılıyor.
Haksız Savaşa Son!
Türkiye’deki en yakıcı siyasal sorun olan Kürt sorununun çözümü için temel şart, öncelikle inkâr, imha ve zorla asimilasyona dayalı geleneksel devlet siyasetine son verilmesi ve Kürt halkının ulusal-demokratik taleplerinin karşılanmasıdır.
Ergenekon’dan Çıkanlar
AKP ve ordu arasındaki güç dengesinde yaşanan kaymalar ve oluşan yeni uzlaşma zemini üzerinde gerçekleşen Ergenekon operasyonuyla ıskartaya çıkarılacak yapılanma nihayetinde sınırlıdır ve başka türlü olması da beklenemez. Türkiye’nin çelişkileri, nispeten durmuş oturmuş Avrupa ülkelerinden çok daha keskindir ve bu coğrafyada başka türlüsü de olmayacaktır. Bu nedenle Türkiye’de hiçbir zaman, bıraktık kapitalizmde asla mümkün olmayan tam bir temizliği, Avrupa’daki Gladio temizliği tarzı bir operasyon dahi olamaz.
Laiklik Kisvesine Bürünmüş Gericilik
ikiyüzlü “özgürlükçü”lerin tersine, tutarlı demokratlar olarak Marksistler, demokratik hak ve özgürlükleri en gelişmiş biçimleriyle savunmalarının yanı sıra, insanların dinsel inançlarından ötürü kamusal haklarından mahrum edilmesine de karşı çıkarlar. Tüm demokratik sorunlarda olduğu gibi bu sorunda da Marksistlerin görevi, soruna gözlerini kapamak veya burjuvazinin şu ya da bu kesimine yedeklenmek değil, işçi sınıfının bağımsız örgütlülüğü temelinde hak ve özgürlükler mücadelesini yükseltmektir.
Beyazıt’ta YÖK Eylemi
Üniversite ve lise öğrencileri, 6 Kasımda, 12 Eylül askeri darbesinin ürünü olan YÖK’ü protesto etmek üzere Beyazıt meydanında basın açıklaması yaptılar. Öğrenciler Sirkeci tramvay durağında toplanıp Beyazıt meydanına geçtiler. Toplu halde tramvaya binen öğrenciler sloganlarına ve marşlarına coşkulu bir şekilde devam ettiler.
Kapitalist Eğitimin Eşitsiz ve Gerici Doğası
Acil somut taleplerimizin odak noktasını her kademede parasız eğitimin sağlanması oluşturmalıdır. İşçi çocuklarının yükseköğrenim görme hakkı ancak bu şekilde korunabilir. Üniversitelere giriş sınavlarının ve diğer ara sınavların kaldırılması talebi de buna eklenmelidir. Eğitim sisteminin tüm kademelerinde, bireylerin kültürel ve ulusal kimlikleri, dilleri ve dinleri birer baskı sebebi olmaktan çıkarılmalı, milliyetçi ve şoven eğitim anlayışına karşı mücadele edilmelidir.
Mevsimlik Umutlar
Giresun, Ordu asfaltı düşüyor haber sayfalarına, mevsimlik işçilerin trafik kazasında öldüğünü yazıyor gazeteler. Bu işçilerin Kürt olduğu söylenmiyor her zamanki gibi. Bu kadar uzakta ne işleri var demeyin, “iş”leri var.
Manifesto’nun Sönmeyen Ateşi
Dünya işçi sınıfının mücadele tarihinde eşsiz bir yere sahip bulunan “Komünist Manifesto”nun yazılışının üzerinden 160 yıl geçti. Buna rağmen Manifesto eskimeyen devrimci özüyle yıllara meydan okuyor.
Oportünizm, Yurtseverlik ve Savaş
Bugün dünya kapitalist ekonomisinin şaşalı büyüme döneminin çoktan kapanmış olması ve genel bir durgunluk eğiliminden bahsediliyorsa, Afrika’nın batısından Asya’nın doğusuna kadar haritaların yeniden çizilmesi emperyalistlerce çoktan gündem maddesi haline getirildiyse, nükleer silahların daha da geliştirilmesi dahil silahlanma yarışı yeniden bunca hızlanmışsa, yeni bir dünya savaşı ufukta demektir. Bu savaşın hangi biçimlere bürüneceği tamamen ikincil bir sorun olmak kaydıyla, işçi sınıfını bekleyen milliyetçi ihanet tehlikesi ortadan kalkmış değildir.
“Tam Bağımsız Türkiye” Değil Sosyalist Bir Dünya
İster yaşadığımız topraklarda ister başka ülkelerde olsun, bir bütün olarak dünya kapitalizmine karşı savaşmak zorunda olan işçi sınıfı, kendisini ulusal çitler içinde tutmaya çalışan burjuvaziyi devirip iktidarı fethederek, dünya sosyalist devrimi yolunda önemli bir adım atmış olacaktır. Bu yüzdendir ki, devrimi ilerleterek büyütmeyi ve tüm ulusal çitleri yıkarak kapitalizmi dünya üzerinden silmeyi hedefleyen devrimci proletaryanın şiarı, “bağımsız bir ülke” değil, tüm insanlığın birbirine kardeşçe bağlanıp kenetlendiği sosyalist bir dünya olmalıdır.
İşçi Olduklarını Kabul Etmeyenlere
ÖSS Duvarını da, Kapitalizm Duvarını da Yıkalım!
9 Haziran Cumartesi günü Kadıköy’de “ÖSS Duvarını Yıkalım” mitingi düzenlendi. Numune Hastanesi önünde saat 14.00’da başlayan miting, rıhtımda saat 17.30’a kadar devam etti.
“Gençlik Nerede?”
İşçi sınıfının eğitimli gençleri de, kişisel başarılarının onları parlak bir geleceğe taşıyacağı beklentisinin boş bir hayal olduğunu ergeç göreceklerdir. Çünkü kapitalizmin işçi-emekçi kitlelerin gençlerine genelde sağladığı tek şey, onların ücretli işgücüne katılmalarıdır.
Postal Gölgesinde Devlet Solculuğu
Gerçek kapışma geleneksel-statükocu burjuva iktidar odaklarıyla, başını TÜSİAD’ın çektiği mali-sermaye arasındadır. Laiklik, milli egemenlik, bölünmez bütünlük gibi unsurlar, bu kapışmanın temelini değil, kapışan taraflardan birinin siyasal-ideolojik söylemini oluşturuyor.
Hedefe Kilitlenmek
Leninist örgütlenme anlayışı, olağan dönemlerde kitlenin gündelik mücadeleye uyarlanmış psikolojisinin mutlak hesaba katılmasını ve kitle içinde hassas bir çalışma yürütülmesini şart koşuyor. Bu da, işçi kitlesinin gündelik mücadelesini ilerletecek taleplerin ileri sürülmesi ve bu talepler etrafında mücadelenin yükseltilmeye çalışılması anlamına gelir. Fakat bu bağlamda ileri sürülecek talepler ve bu taleplerin savunu tarzı da devrimci olmalıdır.





















