İşçi Hareketi 
  • Tekel İşçileri İnisiyatifi Ele Almalı --- 3 Mart 2010
  • Tekel İşçilerinin Mücadele Geleneği --- 1 Şubat 2010
  • Tekel Direnişinin Açığa Çıkardıkları --- 1 Şubat 2010
  • On Binler Ankara’da Tekel İşçisinin Yanında --- 18 Ocak 2010
  • Tekel İşçileri Yeni Yıla Sokakta Giriyor --- 1 Ocak 2010
  • Maraş Katliamı Lanetlendi --- 24 Aralık 2009
  • 25 Kasım Grevi ve KESK Üzerine ---
  • 6 Ekimdeki Polis Saldırısı Protesto Edildi --- 7 Ekim 2009
  • IMF Protestosuna Polis Saldırısı --- 6 Ekim 2009
  • Grev ve Direniş Deneyimlerinden Süzülenler --- 1 Eylül 2009
  • Taşeronlaştırmaya Karşı Örgütlü Mücadeleyi Yükseltelim! --- 1 Eylül 2009
  • Nasıl Bir Sendikal Anlayış? --- 1 Ağustos 2009
  • BDSP’lilere Yapılan Saldırılar Protesto Edildi --- 11 Haziran 2009
  • Bir Kez Daha 1 Mayıs Üzerine: Aynaya Yansıyanlar --- 1 Haziran 2009
  • “Taksim Fethi” ve “Kazanım”larımız! ---
  • 1 Mayıs Artık Gerçek 1 Mayıs Olmalı ---
  • Viyana’da 1 Mayıs --- 2 Mayıs 2009
  • 1 Mayıs 2009’un Ardından --- 2 Mayıs 2009
  • Avusturya’da Krizin Faturası İşçilere Yükleniyor --- 24 Nisan 2009
  • Yaklaşan 1 Mayıs ve Devrimci Uyarı Görevimiz --- 1 Nisan 2009
  • Kamu-Sen Kimin Sendikası? --- 1 Mart 2009
  • Gazi Katliamında Hayatını Kaybedenler Anıldı --- 12 Mart 2009
  • Direniş Gecesi ve Siyaset Ayrımı! --- 31 Ocak 2009
  • Yunanistan’daki İsyanın Gösterdiği --- 1 Ocak 2009
  • HSGG Platformu İsrail Saldırısını Protesto Etti --- 4 Ocak 2009
  • İstanbul Üniversitesinde Açlık Grevi --- 30 Aralık 2008
  • İzmir’de Bir Garip Miting --- 15 Eylül 2008
  • Suni Teneffüs Yetmez ki! --- 19 Ağustos 2008
  • Katledilişlerinin 15. Yılında Canlar Aramızda --- 2 Temmuz 2008
  • Tersanelerde Ölümlerin Nedeni Kapitalist Düzendir --- Haziran 2008
  • 1 Mayıs 2008’e Dair --- Mayıs 2008
  • Sendika Bürokrasisinin Hain Rolü --- 15 Mayıs 2008
  • Tencere Dibin Kara, Seninki Benden Kara --- 20 Mayıs 2008
  • Tersane Patronları Kana Doymuyor! --- 19 Mayıs 2008
  • Militan Bir Sendikal Mücadele İhtiyacı --- Nisan 2008

  • 1 Mayıs 2009’un Ardından, Marksist Tutum, 2 Mayıs 2009

    Yaklaşan 1 Mayıs ve Devrimci Uyarı Görevimiz, Marksist Tutum, 1 Nisan 2009

    Tekel İşçileri İnisiyatifi Ele Almalı

    3 Mart 2010

    Tekel işçilerinin inisiyatifi ele alarak mücadelenin başına geçmesi elbette zor olan yoldur. Ancak kazanmanın da başka yolu yoktur. Kolay ve olanaklı zannedilen yollarla bir kazanım sağlanamadığı ve sağlanamayacağı da ortaya çıkmıştır. Bu yolların denenmesi sendika bürokratlarının elinde oyuncak olmaktan ve umutların kararmasından başka bir şeye yol açmamıştır. Danıştay kararı çıkmadan önce sendika bürokratlarının telkinleriyle gidilen yollar yüzünden içine düşülen umutsuzluğu hiçbir Tekel işçisi unutmamalıdır. Şimdi işçilerin militan mücadelesini örme zamanıdır.

    Tekel İşçilerinin Mücadele Geleneği

    Adil Aksu, 1 Şubat 2010

    Tekel işçileri seslerini kitlesel olarak en son 1989 bahar eylemlerinde duyurmuşlardı. 1990’larda ara ara eylemler gerçekleştirseler de bu kitsellik yakalanmamıştı. Bu dönemin en temel özelliği genel anlamda işçi hareketinin durgunluk içinde olmasıydı. Bugün Ankara’nın soğuğunda direnen kadın ve erkek işçilerin büyük çoğunluğu o dönemde tütün işletmelerinde çalışmaya yeni başlamışlardı.

    Tekel Direnişinin Açığa Çıkardıkları

    Oktay Baran, 1 Şubat 2010

    Tekel direnişi de gösteriyor ki, işçi sınıfının geniş kesimlerinin de desteğini alarak 2002’de iktidara gelen AKP’nin işçi düşmanı diğer burjuva düzen partilerinden bir farkının olmadığı gerçeği giderek işçiler tarafından daha iyi anlaşılıyor. İşçi sınıfı saflarında AKP karşıtlığı doğal olarak artıyor ve bu kuşkusuz sevindirici bir gelişmedir. Ne var ki, sendikal alanda işçi sınıfının bağımsız çıkarlarını savunan mücadeleci bir önderliğin olmayışı ve dahası işçi sınıfının devrimci bilinç ve örgütlülük düzeyinin geriliği koşullarında bu haklı sınıf tepkisi ve öfkesinin, burjuvazi içi çatışmanın kanallarında heba edilmesi riski son derece yüksektir.

    On Binler Ankara’da Tekel İşçisinin Yanında

    18 Ocak 2010
    tekel2

    17 Ocak Pazar günü Türkiye’nin dört bir yanından on binlerce işçi, 34 gündür direnen Tekel işçilerinin sesine ses katmak için Ankara’ya aktı. 70 bine yakın bir işçi kitlesi hep bir ağızdan “Genel Grev, Genel Direniş”, “Türk-İş Elele Genel Greve” sloganlarıyla hükümetin ve sermayenin saldırılarına karşı mücadele çağrısında bulundu. Mitinge Türk-İş’e bağlı sendikaların yanı sıra, KESK, DİSK, sol çevreler ve çeşitli işçi örgütleri de katıldı.

    Tekel İşçileri Yeni Yıla Sokakta Giriyor

    1 Ocak 2010

    İşçi sınıfının bağımsız çıkarları, sadece AKP hükümetinin ya da düzenin diğer unsurlarının değil topyekûn sermaye düzeninin alaşağı edilmesinde yatmaktadır. Sınıf devrimcilerinin görevi, bu gerçeği işçi sınıfının bilincine çıkararak onu bu doğrultuda mücadeleye sevk etmek olmalıdır.

    Maraş Katliamı Lanetlendi

    24 Aralık 2009

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Maraş’ta 31 yıl evvel yaşanan kanlı kıyımı protesto etmek üzere Taksim’de bir basın açıklaması düzenledi. "Maraş Ne İlk Ne de Son Katliamdır" pankartı açan dernek üyeleri, “Maraş’ın Hesabı Sorulacak”, “Yaşasın Halkların Kardeşliği”, “Çözüm Faşizme Karşı Mücadelede” sloganlarını haykırdılar.

    25 Kasım Grevi ve KESK Üzerine

    Gazi Mahallesi’nden bir Marksist Tutum okuru

    25 Kasım günü, ana talebi “grev hakkı” olan kamu emekçilerinin grevi ülke çapında yaygın ve geniş bir katılımla gerçekleşti. Burjuva medyanın tüm çarpıtmaları ve yönlendirmelerine rağmen, grev geniş emekçi kitlelerde de olumlu karşılandı. 25 Kasım, kamu emekçi hareketinin ve özelde KESK’in kendi kuruluş ilkelerine sırtını dönercesine girdiği bürokratlaşma ve “sosyal diyalogcu” çizginin kamu emekçileri üzerinde yarattığı ölü toprağının silkelenmesi bakımından da anlamlı bir etkiye sahip oldu.

    6 Ekimdeki Polis Saldırısı Protesto Edildi

    7 Ekim 2009
    imf-db zirve3

    6 Ekimdeki IMF-DB eylemine yapılan polis saldırısı DİSK Genel Merkezinde yapılan basın toplantısıyla protesto edildi. KESK, DİSK, TMMOB ve TTB adına yapılan basın açıklaması Sami Evren tarafından okundu. Evren, protesto gösterilerinin AKP’nin ikiyüzlülüğünü bütün çıplaklığıyla gösterdiğini, İstanbul polisinin de acımasız saldırısına sahne olduğunu ifade etti.

    IMF Protestosuna Polis Saldırısı

    6 Ekim 2009
    imf-db zirve2

    İşçi sınıfı, emperyalizmin sözcülerini üretimden gelen gücüyle püskürterek tepkisini kitlesel biçimde ortaya koyamadığı ve bu tür eylemler sendikaların ve sosyalist örgütlerin dar protesto gösterilerine indirgenmeye devam ettiği sürece, burjuvazi tüm kurumlarıyla yalanlarını yaymaya ve saldırılarını sürdürmeye devam edecek. Dünyanın geleceğini karanlığa, savaşlara, işçileri açlığa ve sefalete sürükleyen kapitalizmi tüm küreden son kalıntısına kadar temizleyecek tek güç örgütlü işçi sınıfıdır.

    Grev ve Direniş Deneyimlerinden Süzülenler

    1 Eylül 2009

    Bu birikimin en önemli ve işçi hareketinde en çok eksikliği hissedilen unsurlarından biri de grev ve direnişlerde yaşama geçirilmesi gereken devrimci anlayış ve tutumlardır. Bütün devrimciler bilir; grev ve direnişler burjuvazi ile işçi sınıfı arasındaki sınıf mücadelesinin günlük yaşama yansımalarıdır. Sınıf savaşının muharebe alanlarıdır. Bu yüzden olumlu olumsuz sonuçlarıyla tek tek işçilerin yaşamında önemli etkileri olabilmektedir. Sınıf mücadelesinin gelişiminde de yer yer önemli sonuçları olur. Bu nedenlerle sınıf temelinde devrimci mücadeleyi sürdürenlerin bu husustaki deneyim ve dersleri döne döne hatırlatması önem taşımaktadır.

    Taşeronlaştırmaya Karşı Örgütlü Mücadeleyi Yükseltelim!

    Adil Aksu, 1 Eylül 2009

    Taşeronluk sistemine karşı sendikalar cephesinden henüz başarılı bir karşı duruş gerçekleştirilememiştir. Var olanı korumak kaygısındaki sendikalar, taşeron işçilerin sorunlarıyla ilgilenmemektedirler. Taşeron işçilerin örgütlenmesinin zor hatta imkânsız olduğunu öne süren kimi sendikalar, örgütsüzleştirmeleri kabul eder hale gelmişlerdir. Kamu ve özel kesimde örgütlü sendikaların bazıları, taşeronluk sistemine son verilmesi ve tüm işçilerin kadrolu olması gibi doğru talepleri dile getirmektedirler.

    Nasıl Bir Sendikal Anlayış?

    Adil Aksu, 1 Ağustos 2009

    Kuşkusuz bugün mücadeleci sınıf sendikacılığı anlayışı henüz sendikal mücadele içinde çok ama çok azınlıktadır. Ama yalnızca ve yalnızca militan sınıf sendikacılığı anlayışının egemen hale gelmesi sayesinde sendikalar gerçekten mücadeleci birer sınıf örgütü haline gelebilirler. Bugün burjuvazinin krizin bedelini işçilere ödetme, örgütsüzleştirme, sendikal yasaklar uygulama gibi saldırıları karşısında, işçilerin doğru ve mücadeleci bir tutum alabilmesi, ancak militan sınıf sendikacılığı anlayışının sendikalara hâkim kılınmasıyla mümkün olabilir. Ama öte yandan sendikalar da ancak mücadeleyle bu görüşlere kazanılabilir ve kazanılmalıdırlar.

    BDSP’lilere Yapılan Saldırılar Protesto Edildi

    11 Haziran 2009
    bdsp saldırı

    Sabra Tekstil önünde bildiri dağıtmak isteyen BDSP’liler 9 Haziran sabahı özel güvenlikçilerin silahlı saldırısına uğradılar. Bu saldırıda iki devrimci yaralandı. Aynı günün akşamı yine işyeri önüne giden BDSP’lilere bu defa polis saldırdı. Polisin bu coplu, gazlı ve silahlı saldırısında gözaltına alınan BDSP’liler çıkarıldıkları mahkemede tutuklandılar.

    Bir Kez Daha 1 Mayıs Üzerine: Aynaya Yansıyanlar

    Levent Toprak, 1 Haziran 2009

    Sosyalizm bir işçi hareketi hüviyeti kazanmadıkça bu tür savrulmalara, hastalıklara ne yazık ki daima tanık olacağız. Bu akımların, mevcut anlayışları ve duruşlarıyla işçi sınıfının mücadelesine verebilecekleri hiçbir şey yoktur. Proleter devrimciler ekonomik ve sosyal planda yaşanan tüm proleterleşmeye rağmen bu topraklarda çok güçlü olan küçük-burjuva ruhun kendini yeniden üretme potansiyelini asla küçümsememelidirler. Her halükârda, nasıl ki Türkiye’de 1 Mayıs geleneğini ve Taksim’i yaratan küçük-burjuva devrimciliği olmamışsa, Taksim’in işçi sınıfı tarafından gerçek anlamda yeniden kazanılmasını sağlayacak olan da yine küçük-burjuva devrimciliği olmayacaktır. Bu görev işçi sınıfından kopmadan onu ileri çekmeye çaba harcayan proletarya devrimcilerinin gösterişten uzak emeğiyle olacaktır.

    “Taksim Fethi” ve “Kazanım”larımız!

    Pendik’ten Marksist Tutum okuru bir işçi

    1 Mayıs işçi sınıfının kitlesel ve örgütlü gücünü burjuvaziye gösterdiği ve sol hareketin de işçi hareketiyle bağlarının düzeyini sergilediği bir gündür. Bu açıdan bakıldığında bu 1 Mayıs, işçi sınıfının kitlesel bir şekilde meydanlara çıkamadığı, sol hareketin de basiretsizliğinin alenen ortaya çıktığı bir gün olmuştur. Ne kapitalizme olan öfkeyi bilemiş, ne krizin faturasının işçi sınıfına kesilmesine dönük tepkiyi örgütlemiş, ne de tek tek fabrikalardaki grev ve direnişler burjuvazinin suratına indirilebilecek bir yumruğa dönüştürülebilmiştir. O halde bu kazanım neyin kazanımıdır? Ortada bir kazanan varsa, bunun işçi sınıfı olmadığı kesindir.

    1 Mayıs Artık Gerçek 1 Mayıs Olmalı

    Gebze’den Marksist Tutum okuru bir işçi

    son birkaç yılda yaşananlar nedir? Nedir bu bazılarının kendini dev aynasında görme ve Taksim’i bu güçsüz halleriyle acilen fethetme merakı? Türkiye işçi sınıfının bu haklı mücadelesini burjuva güçler arasında yürüyen pis kapışmaya alet etmenin işçi sınıfına yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri olduğu ortadadır. Bu girdaba kapılanlar, başlangıçta olumlu gibi görünen bu hamlenin arkasını görememekteler. Çünkü son yıllarda yaşanan ekonomik kriz ve artan hak gaspları karşısında işçi sınıfı mücadelesinin hâlâ güçsüzlüğünün ve dağınıklılığının temel nedenlerinden biri, mücadeleden alabildiğine uzaklaşmış DİSK bürokrasisinin sınıfı kendi kaderine terk etme anlayışıdır.

    Viyana’da 1 Mayıs

    Avusturya’dan A.E., 2 Mayıs 2009

    Sosyal Demokrat Parti birçok işçi, kadın ve gençlik kuruluşu içinde kök salmış ve örgütlenmiş bulunuyor. Onun reformist, uzlaşmacı ve kaypak ideolojisi bu ülkede işçi sınıfı için diğer burjuva partilerinden daha fazla bir şey ifade etmemekle birlikte, bu parti hâlâ Bruno Kreisky zamanında izlediği Keynesçi politikaların ekmeğini yiyor. Bir de buna enternasyonalist-komünist bir öncünün yokluğu eklenince 1 Mayıs SPÖ’nün bayramı olup çıkıyor.

    1 Mayıs 2009’un Ardından

    2 Mayıs 2009

    2009 1 Mayıs’ı geride kaldı. Dünyanın dört bir köşesinde milyonlarca işçi sokaklara dökülürken, Türkiye’nin de dört bir köşesinde onlarca il ve ilçede on binlerin katılımıyla 1 Mayıs kutlamaları yapıldı. Ama her yıl olduğu gibi bu yıl da 1 Mayıs kutlamalarının odağında sınıf mücadelesinin başkenti olan İstanbul’daki 1 Mayıs kutlamaları yer aldı. Son iki yıldır yaşanan Taksim bunalımı tekrarlandı ve bu yılın 1 Mayıs’ına da damgasını vurdu. Böylece işçi sınıfının mücadele gündemindeki birçok konu gibi, ülkenin diğer kentlerindeki birçok kutlama da gölgede kaldı. Taksim tartışması dolayısıyla 1 Mayıs öncesi oluşan belirsizlik havası da çeşitli bakımlardan işçi kitlelerin 1 Mayıs gösterilerine katılımını olumsuz yönde etkiledi.

    Avusturya’da Krizin Faturası İşçilere Yükleniyor

    Avusturya’dan İ.D., 24 Nisan 2009

    Yaklaşan 1 Mayıs ve Devrimci Uyarı Görevimiz

    1 Nisan 2009

    İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs, aynı zamanda, sistem krizine karşı işçi sınıfının birleşik ve kitlesel bir tepki verme fırsatı olarak düşünülmelidir. Öte yandan bu fırsatın değerlendirilebilmesi için, öncelikle ve özellikle son yıllarda 1 Mayıslarda yapılan yanlışların farkına varılması ve gerekli derslerin çıkarılması zorunlu oluyor. Aksi takdirde 1 Mayıs’ın sınıf hareketinde bir toparlanmanın başlangıç noktası yapılması bir yana, onun anlamlı bir şekilde kutlanması dahi mümkün olmayacaktır.

    Unutkanlık artık işçi sınıfı mücadelesinin başına iyice belâ olmaya başladı. Bu nedenle hafızayı sık sık tazelemekte yarar var. Biz Marksist Tutum olarak 2004 1 Mayı­sın­dan beri, işçi sınıfı mücadelesini güçsüz düşüren ve sınıfın moralini bozan yanlış yaklaşımlara sürekli dikkat çektik, eleştirdik ve uyarılarda bulunduk. Bugün de aynı kapsamda uyarılarda bulunmayı ve yanlış bulduğumuz tutumları eleştirmeyi devrimci görev addediyoruz.

    Kamu-Sen Kimin Sendikası?

    Demet Yalçın, 1 Mart 2009

    Kamu emekçilerinin yükselen mücadelesinin önüne geçmek ve emekçileri bölmek için kurdurulan Kamu-Sen, kuruluşundan bu yana amacından hiç sapmadan yoluna devam ediyor. Tıpkı faşist Türk Metal gibi. İşçi sınıfının mücadele tarihi görmek isteyene çok şey gösteriyor aslında. Nasıl ki kuruluş amacı metal işçilerinin mücadelesinin önüne geçmek, grev kırıcılığı yapmak, işçiler arasında milliyetçi zehri yaymak olan Türk Metal sendikası tepesindeki bürokratlar üzerinden hâlâ bu misyonunu devam ettiriyorsa, aynı şey Kamu-Sen için de geçerlidir.

    Gazi Katliamında Hayatını Kaybedenler Anıldı

    Gazi Mahallesinden bir işçi, 12 Mart 2009
    gazi09-1

    Kontrgerillanın 1995 yılında gerçekleştirdiği katliamda hayatını kaybedenler, Gazi Mahallesinde çeşitli etkinliklerle anıldılar. Gazi 12 Mart Platformu’nun düzenlediği etkinlikler 3 gün sürdü. İlk etkinlik 10 Mart akşamı gerçekleştirildi. Saat 20’de Gazi Cem Evi önünde düzenlenen panele, açılış konuşması ile başlandı. Ardından hayatını kaybedenlerin anısına saygı duruşu yapıldı.

    Direniş Gecesi ve Siyaset Ayrımı!

    Yavuz Girgin, 31 Ocak 2009

    Sinter ve Gürsaş işçilerinin Birleşik Metal-İş öncülüğünde düzenlediği “Gün Dayanışmayı ve Mücadeleyi Yükseltme Günüdür” dayanışma gecesi işçilerin birliği ve coşkusu kadar, DSP ve CHP milletvekillerine duyulan tepki ile de akıllarda kaldı. İşten atılmaların, düşük ücretlerin, sendikasızlaştırmaların yoğunlaştığı bir dönemde, gündeme seçimler de gelmiştir. Bu dönemde mücadele eden işçiler burjuva siyasetine ve siyasetçisine karşı her zamankinden daha uyanık olmak zorundadırlar.

    Yunanistan’daki İsyanın Gösterdiği

    Levent Toprak, 1 Ocak 2009

    6 Aralık gecesi Atina’da bir öğrencinin (15 yaşındaki Aleksandros Grigoropulos) polis tarafından silahla öldürülmesi tüm Yunanistan’ı sarsan bir isyan dalgası doğurdu. Bir haftayı aşkın bir süre boyunca hemen her gün, başta Atina olmak üzere, Yunanistan’ın dört bir köşesindeki kentlerde kitlesel protesto eylemleri, polisle çatışmalar, polis karakollarına baskınlar, devlet binalarına ve büyük sermayenin sembolü olarak görülen mağazalara saldırılar, ortaöğrenim okulları ve üniversitelere dek yüzlerce okulda boykot ve işgaller, radyo-televizyon kanallarının işgali gibi eylemler gece-gündüz dinlemeden sürdü. Eylem dalgası bu ilk yoğun evrenin ardından da son bulmadı ve halen devam etmekte.

    HSGG Platformu İsrail Saldırısını Protesto Etti

    4 Ocak 2009
    israili protesto

    Taksim Tramvay Durağı’nda bir araya gelen HSGG Platformu bileşenleri, gerçekleştirdikleri eylemle İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırısını protesto etti. Eyleme platform bileşenlerinin yanı sıra Filistin Halk Kurtuluş Cephesi de dövizleriyle katıldı. HSGG Platformu imzalı “Filistin’deki vahşet insanlık suçudur! İsrail ile bütün anlaşmalar iptal edilsin!” pankartının yanı sıra taşınan dövizlerde şu slogan ve talepler yer aldı: “Filistin Halkı Kazanacak!”, “Thawra Hatten Nasr! (Zafere Kadar Devrim!)”, “Katil İsrail Ortadoğu’dan Defol!”, “Siyonist İsrail Filistin’den Defol!”, “Katil İsrail İşbirlikçi AKP!”, “Filistin Halkı Yalnız Değildir!”, “İsyan, Serhildan, İntifada!”, “Her Yer Gazze Hepimiz Filistinliyiz!”

    İstanbul Üniversitesinde Açlık Grevi

    Marksist Tutum okuru bir üniversite öğrencisi, 30 Aralık 2008

    İstanbul Üniversitesi tıp fakültesinde kriz bahanesiyle işten atılan part-time çalışan öğrenciler, işten atılmalarını protesto etmek için dönüşümlü olarak açlık grevine gittiler. Ancak üniversite yönetimi buna kulak tıkadı. Greve destek veren Genç-Sen üyesi öğrenciler, yaptıkları basın açıklamasında öğrencilerin taleplerine kulak tıkayan İstanbul Üniversitesi yönetimini protesto ettiler.

    İzmir’de Bir Garip Miting

    İzmir’den Marksist Tutum okuru bir işçi, 15 Eylül 2008

    DİSK’in haftalar öncesinde İzmir’de yapılacağını ilan ettiği ve birçok sendika, sivil toplum örgütü ve partinin desteklediği “emek ve demokrasi mitingi” 13 Eylül günü Gündoğdu Meydanında yaklaşık 15 bin kişinin katılımıyla gerçekleşti. 12 Eylül’ün 28. yıldönümüne denk gelen ve kitlelere 12 Eylül karşıtı olarak tanıtılan miting adeta AKP’yi telin mitingi havasında geçti.

    Suni Teneffüs Yetmez ki!

    Kartal’dan Marksist Tutum okuru bir işçi, 19 Ağustos 2008

    Bir işçi “kazayı rüyamda gördüm” diyor. Dün çığlıklar içinde uyandım ve işe gelmeye korktum. Nitekim akşam haberlerini izlediğimde arkadaşlarımın öldüğünü öğrendim. Orta yaşlı bir işçi cevaplayan olur mu diye aldırmadan “insan kobay olarak kullanılır mı” diye soruyor. Hayvanlara reva görülmeyeni biz işçilere uyguluyorlar. İnsan, kum torbası yerine konulur mu? Hâlâ şaşkın hâlâ dehşet içinde.

    Katledilişlerinin 15. Yılında Canlar Aramızda

    2 Temmuz 2008

    Yüreği işçiden emekçiden yana olanlara yapılan her saldırı, emekçileri hedef alan her katliam, aynı akıbete uğruyor. Failler düzen güçleri tarafından korunup kollanıyor. Şurası çok açık ki, Sivas’ta yakılan canların hesabını, burjuva düzen güçleri değil, ancak örgütlü işçi ve emekçi kitleler sorabilir.

    Tersanelerde Ölümlerin Nedeni Kapitalist Düzendir

    Soner Güven, Haziran 2008

    Eğer böyle giderse Tuzla tersanelerinde yaşanan iş cinayetleri hiç son bulmayacak ve her gün yeni bir işçi ve hatta günde birkaç işçi iş kazalarında ölüp gidecek. Bu sorunun çözümü adet yerini bulsun kabilinden komisyonlar kurmak, yani bozacının karşısına şahit olarak şıracıyı çıkartmak değildir. İşçi kitleleri, en başta da Tuzla havzasında çalışan işçiler, burjuvazinden veya onun Meclisteki temsilcilerinden medet umarak ölümleri durduramazlar.

    1 Mayıs 2008’e Dair

    Oktay Baran, Mayıs 2008

    1 Mayıs 2008’de İstanbul’da yaşananlar, AKP karşıtı tüm kesimler tarafından şu ya da bu biçimde mahkûm edildi. AKP’nin anti-demokratik ve işçi düşmanı tabiatı bir kez daha ortaya çıktı. Sol hareketin birçok bileşeni, bu durumu “büyük bir politik kazanım ve zafer” olarak yorumladı. Ne var ki, AKP’nin teşhir olduğunu dile getirmekle sınırlı bir değerlendirme, işçi sınıfı hareketi açısından son derece yetersizdir, yanlışlara gebedir ve sorumluluktan kaçan bir anlama gelmektedir.

    Sendika Bürokrasisinin Hain Rolü

    Militan sınıf sendikacılığını savunan bir basın işçisi, 15 Mayıs 2008

    Can Dündar’ın NTV’de hazırlayıp sunduğu “NEDEN” adlı tartışma programında geçtiğimiz günlerde 1 Mayıs mitingi konu edildi. Programa katılan Hak-İş başkanı Salim Uslu’nun sarf ettiği sözler, sendika bürokrasisinin işçi hareketi içindeki uğursuz rolünü açık bir biçimde gözler önüne seriyordu.

    Tencere Dibin Kara, Seninki Benden Kara

    İstanbul’dan Marksist Tutum okuru bir işçi, 20 Mayıs 2008

    Bizzat darbecilerin sözcülüğünü yapan CHP’ye, geçmişini AKP’nin hatırlatması bizi şaşırtmasın. Atalarımız ne güzel demişler böyle durumlar için: “Tencere dibin kara, seninki benden kara” diye. Her iki tarafın boynuzlarının birbirine dolandığı bu dönemde böyle tablolarla daha çok karşılaşacağız anlaşılan. Bir de bu tabloyu tamamlayan bir MHP var ki ikiyüzlülükte diğerlerinden aşağı kalır yanı yok.

    Tersane Patronları Kana Doymuyor!

    Tuzla’dan Marksist Tutum okuru bir işçi, 19 Mayıs 2008

    Tuzla tersaneler bölgesinde bulunan Selah Tersanesinde bir hafta arayla iki işçi iş cinayetine kurban gitti. Bölgedeki tersanelerde iş cinayetlerinin ardı arkası kesilmiyor. Tuzla’da patronlar adeta işçi kanıyla sermayelerine sermaye katıyorlar.

    Militan Bir Sendikal Mücadele İhtiyacı

    Oktay Baran, Nisan 2008

    90’lı yılların ortalarından itibaren kıpırdanmaya başlayan Türkiye işçi hareketi, ‘99 depreminin ve 2000’lerin başındaki krizin ardından neredeyse tümüyle uykuya yatmıştı. Ama son dönemlerde grev ve işyeri direnişlerinde gözlemlenen bazı yükselişler, dünya işçi sınıfı ordusunun Türkiye bölüğünün de hareketleneceğinin işaretlerini vermeye başlıyor.

    İçerik yayınları

    Son Yayınlananlar