Kadıköy’de Irak İşgali Protesto Edildi

16 Mart 2008
savaş karşıtı

Irak’ta 5 yıldır devam eden emperyalist işgali protesto etmek için İstanbul Meslek Odaları Koordinasyonunun (İMOK) Kadıköy’de düzenlediği eyleme, meslek odalarının yanı sıra TKP, EMEP gibi sol partiler, bazı sendikalar ve çeşitli devrimci örgüt ve dernekler katıldı.

Emekçi Kadınlar ve Emperyalist Savaşlar

İlkay Meriç

Bugün de, Asya’dan Amerika’ya, Avrupa’dan Afrika’ya, dünyanın dört bir yanında kapitalist-emperyalist sisteme ve onun yarattığı kanlı savaşlara karşı mücadele eden devrimciler arasında on binlerce kadın bulunuyor. Onlar işçi sınıfının kadınıyla erkeğiyle en geniş kesimlerinin bu kanlı sömürü sitemine son vermek üzere mücadeleye atılmasını sağlamak için savaşım veriyorlar. Yine günümüzde sömürgeciliğe karşı yükseltilen ulusal kurtuluş mücadelelerinde yer alan Filistinli, İrlandalı, Kürt kadınlar da erkeklerle omuz omuza savaşıyorlar.

Fotoğraflarla Emperyalist Savaşın Dehşeti

Marksist Tutum okuru bir matbaa işçisi, 10 Mart 2008
hiroşima

ABD emperyalizminin 64 yıl önce Hiroşima ve Nagazaki’ye attığı atom bombalarının yarattığı dehşetin yeni fotoğrafları yayınlandı. Katledilen, toplu mezarlara gömülen, vücutları kavrulan insanlar ve yerle bir olmuş şehir görüntüleri emperyalist savaşın o korkunç yüzünü tüm çıplaklığıyla açığa vuruyor. Bugün de başını ABD’nin çektiği emperyalist savaş tüm dünyaya yayılıyor.

Savaş Karşıtı Hareket Üzerine

Levent Toprak

Bugün savaş sorunu bağlamında görev, işçi sınıfının bilinç ve örgütlük düzeyini yükselterek, onu savaş karşıtı hareketin ana ekseni durumuna yükseltmek ve bu sayede hareketin ufkunu savaş sorununun gerçek niteliğine uygun düzeye sıçratmak için ter dökerek çaba harcamaktır. Daha güçlü ve etkili eylemler bunun sonucunda gelecektir. Bu başarıldığında Türkiye’deki militarist geleneklerin ve kültürün ağır havası da kırılmış olacaktır. Savaşların aynı zamanda devrimlerin de yatağı olduğunu söyledik. Ancak savaşların başarılı devrimlerin ebesi olabilmesi için proleter devrimci öncünün göreve uygun bir bilinçle hazırlanması bir zorunluluktur.

Dünden Yarına: Emperyalist Savaş Dünyayı Sarıyor

Utku Kızılok, Ocak 2008

Ekonomik kriz ortamlarında ve emperyalist savaşın gelişip yayıldığı dönemlerde sınıf mücadelesi unsurunu asla akıllardan çıkartmamak ve dolayısıyla da umutsuzluğa kapılmamak gerekiyor. Zira ekonomik ve emperyalist yıkım, bünyesinde karşıt eğilimleri de barındırır. Her büyük ekonomik kriz ve savaş toplumu derinden sarsar, kitleleri uykusundan uyandırarak olayların içine çeker. Burjuvazinin hemen her saldırısının sınırlarını nasıl ki sınıf mücadelesinin düzeyi belirliyorsa, savaşın nasıl gelişeceğini ve nasıl boyutlar alacağını belirleyen temel etmen de sınıf mücadelesidir.

Özelleştirilmiş Savaş Aygıtları ve Profesyonel Ordular

İlkay Meriç, Aralık 2007

Çeşitli ülkelerdeki vukuatları saymakla bitmeyen Blackwater türü özel ordular, yasal muafiyetleri nedeniyle dokunulmazlık zırhına bürünmüş durumdalar. Bu savaş örgütlerinden suç teşkil eden eylemlerinden ötürü hesap sorulamıyor.

Êdi bes e! Artık Yeter!

Kartal’dan Marksist Tutum okuru bir işçi, 10 Aralık 2007
edi bese

40’a yakın demokratik kitle örgütünün DTP öncülüğünde İstanbul Çağlayan’da gerçekleştirmek istediği “Emperyalizme, Irkçılığa ve Şovenizme Karşı İşçilerin Birliği, Halkların Kardeşliği” mitingine İstanbul Valiliği izin vermedi.

Çürüyen Kapitalizm

Elif Çağlı

Çürüyen kapitalizm büsbütün saldırganlaşıyor. Diğer yandan çağımız, siyasal koşullardaki ani değişimlerle seyreden patlayıcı bir nitelik taşıyor. Nitekim günümüz dünyasında çeşitli bölgelerde ve ülkelerde birbiri ardı sıra patlak veren karışıklıklar, halk ayaklanmaları vb. bu tespiti doğrulamaktadır.

Savaş Çığırtkanlığı, Emperyalist Emeller ve İktidar Kavgası

Mehmet Sinan, 29 Ekim 2007

Emperyalist iştahı kabarmış olan Türkiye’deki kimi “askeri” ve “sivil” burjuva kesimler, medya aracılığıyla yürüttükleri yoğun bir şovenizm ve savaş kışkırtıcılığı propagandasıyla, toplumu yakın bir savaş psikolojisine sokmuş bulunuyorlar.

Savaşa ve Şovenist Akıntıya Kapılma!

Akın Erensoy, 29 Ekim 2007

Türkiye’deki milliyetçi yükseliş geçici bir olgu değildir. Önümüzdeki süreçte, emperyalist savaşın genişlemesine bağlı olarak, gerek dünyada gerekse Türkiye’de milliyetçilik ve militarizm alabildiğine azdırılacaktır. Bu nedenle, içine girdiğimiz dönemde enternasyonalist komünistlerin ve öncü işçilerin görevleri daha da ağırlamış bulunuyor.

Oryantalizm, Medeniyetler Çatışması ve Ilımlı İslam

Utku Kızılok, Ekim 2007

Medeniyetler çatışması ve uluslararası terörizm derken, uluslararası siyasal literatüre yeni bir kavram daha sokuldu: ılımlı İslam! Bu kavramlaştırma üzerinden gerek Türkiye’de gerekse uluslararası düzeyde İslamın ılımlılaştırılması ve demokrasiyle bağdaşıp bağdaşmayacağı tartışılıyor.

Emperyalizmin Kıskacında Ortadoğu

Oktay Baran, Ağustos 2007

Şiisiyle Sünnisiyle, Yahudisiyle Hıristiyanıyla, Arabıyla Türküyle, Acemiyle bölgedeki tüm burjuva güçler, emekçi yığınların kanı ve kemikleri üzerinden güç, iktidar ve kâr savaşı veriyorlar. Hepsi de diken üstünde duran bu burjuva iktidarların ya da güç odaklarının mevcut konumlarını sürdürebiliyor olmalarının tek nedeni, emekçi kitleleri etnik, dini, mezhepsel ve aşiretsel fay hatları boyunca bölmeyi başarıp, onları burjuva ideolojisine mahkûm etmiş olmalarıdır.

Sosyalist Enternasyonal’in Konumu ve Görevleri

V. İ. Lenin, 1 Kasım 1914

Sınıf işbirliğinin savunulması; sosyalist devrim düşüncesinin ve devrimci mücadele yöntemlerinin terk edilmesi; burjuva milliyetçiliğine uyarlanma; milliyet ve ülke sınırlarının tarihsel olarak gelip geçici olduğu gerçeğinin unutulması; burjuva yasallığın fetişleştirilmesi; “halkın geniş kitlelerini” (yani küçük-burjuvaziyi) kendisinden uzaklaştıracağı korkusuyla sınıf bakış açısından ve sınıf mücadelesinden vazgeçilmesi –bunlar kuşkusuz oportünizmin ideolojik temelleridir.

Savaş Tehdidi Altında Derinleşen Kriz

Elif Çağlı, 24 Haziran 2007

Türkiye’nin emperyalist savaş cehenneminin içine çekilme olasılığı bugün işçi-emekçi kitleler açısından can yakıcı bir önem kazanmış bulunuyor. Cumhurbaşkanlığı seçimi vesilesiyle statükocu-darbeci güçler tarafından yaratılan ve Kürt halkına yönelik şovenist bir kampanya ve savaş tehdidi eşliğinde sürdürülen büyük kriz tüm şiddetiyle devam ediyor. Genelkurmay mevcut burjuva hükümetin varlığını hiçe sayarak, adeta ikinci bir hükümet gibi gece yarısı muhtıralarıyla ipleri tamamen eline geçirme niyetini yeterince sergiledi. Liberal burjuva çevrelerin “ordunun siyasetten elini çekmesi” tartışmalarıyla üstünlük kazandıkları günler şimdilik geride kaldı. Bugün Türkiye, darbe heveslisi asker-sivil cuntalar eliyle bir kez daha olağanüstü bir rejime sürüklenmek istenmektedir.

ABD’nin Yeni Stratejisi: Tüm Ortadoğu Irak Gibi Olsun!

Kerem Dağlı, Mart 2007

Ortadoğu’nun kadim topraklarında hayatını kaybetmiş, yaralanmış, sakat kalmış, ailesini, işini, evini ve yurdunu yitirmiş, yoksulluğa ve sefalete sürüklenmiş milyonlarca insana her gün yenileri ekleniyor. Sadece Irak’ta, artık bir içsavaş görüntüsünü andıran manzaralar eşliğinde her gün 100-150 kişinin bombalarla yahut başka vahşi yöntemlerle katledildiğini görüyoruz.

Sermayenin Fendi Kırmızı Çizgileri Yendi

Oktay Baran, Mart 2006

ABD’nin Irak’ı işgal etmesiyle birlikte, Türk burjuvazisinin statükocu-devletçi kesimi, Irak’ta kurulacak bir Kürt devletinin savaş sebebi sayılacağını açıklayarak “kırmızı çizgilerini” bir kez daha belirtik hale getirmişti. Türk egemen sınıfı, o günden bu yana, Irak’ta zaten uzun süredir yol almakta olan Kürt devletleşmesinin önüne geçmek, süreci mümkünse durdurmak, değilse alabildiğine sekteye uğratarak yavaşlatmak için elinden geleni yaptı.

Uluslararası Siyasetin Eğilimleri ve İşçi Sınıfı

Utku Kızılok, Ocak 2007

ABD’nin işlerinin Afganistan’da ve Irak’ta istediği gibi gitmemesi; savaşın yürütülme biçimine ve izlenen taktiklere dair Amerikan burjuvazisi içinde bir “çatlağın” oluşması ve Rumsfeld’in istifa etmesi; ABD’nin Irak’taki durumunu tespit etmek üzere oluşturulan Irak Çalışma Grubu’nun yayınladığı rapordan sonra çekilme tartışmalarının yaşanması, dünya sosyalist hareketinin büyük bir kesimince Amerikan emperyalizminin yenilgisi biçiminde yorumlandı.

Emperyalizm ve Papalık

İlkay Meriç, Kasım 2006

Nazi artığı Ratzinger, bir başka çalkantılı süreçte, emperyalist savaşın Asya’dan Afrika’ya geniş bir coğrafyayı içine almasının planlandığı bir dönemde tahta oturtuldu. Onun misyonlarından biriyse açıktır ki “medeniyetler çatışması” safsatasıyla hedefleneni hayata geçirmek ve böylece emperyalist planların uygulanmasını kolaylaştırmaktır. Bugün dünya işçi sınıfı, Hıristiyanıyla Müslümanıyla, tehlikeli bir tuzağın içine çekilmeye çalışılıyor.

Haklı ve Haksız Savaşlar Ayrımı Üzerine

Kerem Dağlı, Ekim 2006

Savaş, adı üstünde, sözün bitip silahların devreye girmesiyle başlar. Ve silahlar konuştuğunda insanlar ölür. Bu, savaşın en doğal sonucudur. Hiç kimse kaybetmek için savaşa girmez, amaç kazanmak yani düşmanını yenmektir. Marksistler, pek çok başka konuda olduğu gibi savaşlara da, aslında burjuva ikiyüzlülüğünün bir ifadesinden başka bir şey olmayan “adil savaş” gibi kavramların çerçevesinden bakmazlar. Konuyu bu mecraya çekmek, kelime oyunlarıyla ve demagojiyle kitleleri kandırmak isteyen burjuva siyasetçilerin işidir. Savaşın adil olanı yoktur, ama haklı olanı vardır; tıpkı ezilenlerin ve sömürülenlerin, kendilerini ezenlere ve sömürenlere karşı yürüttüğü sınıf savaşımları gibi.

Burjuvazinin Emperyal Hesapları ve Lübnan

İlkay Meriç, Ekim 2006

Emperyalist savaşın her geçen gün daha patlamalı bir şekilde yayılmaya başladığı bugünlerde, gerçek komünistlerin en önemli görevlerinden biri de, milliyetçi sahtekarlığa, şovenizme, çeşitli kılıklara bürünen emperyal heveslere karşı amansızca mücadele etmektir. Milliyetçiliğe verilen en ufak bir primin, böylesi tayin edici anlarda kudurgan bir şovenizmi beslemek anlamına geleceği unutulmamalı.

TC’nin Ortadoğu Politikaları

Yakın Geçmişten Bir Kesit

Nazım Yıldırım, 2 Ekim 2006

Bu tarihsel kesitte hayata geçen politikaların anlattığı gerçek, TC burjuvazisinin kendi çıkarlarını hayata geçirebilmek için emperyalist güçlerin genel planlarına uyumlu davrandığıdır. Bugün de bu durumun özü değişmemiştir. SSCB yıkılmış ancak kapitalizmin genel ekonomik krizinin derinleştiği koşullarda emperyalistler arası paylaşım kavgası kızışmıştır. TC de bu paylaşım kavgasında tarafını netleştirmeye ve bu doğrultuda üzerine düşenleri yerine getirmeye uğraşmaktadır. Lübnan’a asker gönderme ve daha sonra buna benzer konularda ortaya konulacak tavırlar, emperyalistler arasındaki paylaşım kavgasında payına düşeni artırma kaygısının ifadesidir.

Barış Bir Devrim Sorunudur

Oktay Baran, Eylül 2006

Emperyalizm çağında nasıl ki büyük güçlerin kozlarını paylaştıkları savaşlar emperyalist savaşlarsa, onların çıkarlarını koruyan ve garanti altına alan bir barış da ancak emperyalist bir barıştır. Gerçek şu ki, emperyalist kapitalist sistem egemenliğini sürdürdüğü sürece, sözde barış dönemleri gerçekte emperyalist savaşlar arasında verilen geçici bir ateşkes döneminden başka bir şey değildirler.

Ortadoğu'ya Barış İşçi İktidarıyla Gelecek!

İlkay Meriç, Ağustos 2006

On yıllardır savaşsız, kansız geçecek barış dolu günlere duydukları özlemle yaşayan Filistin halkının ve diğer Ortadoğu halklarının bu özlemlerine kavuşması, burjuvazinin egemenliğindeki bir Ortadoğu'da olanaksızdır. İşte tam da bu nedenledir ki, emperyalist senaryoların sahneye koyulmasında her gün yeni bir aşamayla karşı karşıya kaldığımız Ortadoğu'da, proleter devrim, bugün her zamankinden daha yakıcı ve daha hayati bir ihtiyaç olarak kendini dayatıyor. Ya burjuva önderliklerin egemenliği altında her gün yüzlerce insanın hayatını yitirdiği, sefalet tablosunun gittikçe daha da derinleştiği, kan gölüne dönmüş bir Ortadoğu, ya da işçi ve emekçilerin yürütecekleri devrimci bir mücadeleyle, demokratik temellerde ve gönüllü birlik temelinde kuracakları bir Ortadoğu İşçi ve Emekçi Sovyetleri Federasyonu!

Olağanüstü Rejimlerin Temelleri Döşeniyor

Utku Kızılok, Mayıs 2006

AB’ye girmek için, AB burjuvazisinin bastırmasıyla demokrasi makyajı yapmak zorunda kalan Türk egemen sınıfı, şimdi AB ülkelerini de saran gericilik dalgasıyla birlikte, zaten akmış olan makyajını rahatça temizlemeye girişebiliyor. Boşuna söylenmemiş: Haydan gelen huya gider! Bütün bu gerici saldırılar, kalıcı demokratik kazanımların ve özgürlüklerin ancak işçi sınıfının devrimci mücadelesiyle elde edilebileceğini ve yalnızca bir işçi iktidarı altında garantiye alınabileceğini bir kez daha kanıtlamaktadır.

Emperyalist Savaş Devam Ediyor

Oktay Baran, Nisan 2006

İçinden geçtiğimiz dönem emperyalist hegemonya kavgası dönemidir. Bu dönem emperyalist savaşlarla karakterize oluyor. Bu nedenle Marksistlerin işçi sınıfına ve emekçilere döne döne açıklaması gereken gerçek şudur: Emperyalist savaşları engellemenin ve durdurmanın tek yolu, kapitalist sistemi ortadan kaldırmaktır. Bu da ancak toplumsal bir devrimle mümkündür. Ve devrimci temellerde örgütlenmiş işçi sınıfı ve emekçilerden başka hiçbir güç böylesi bir devrimi başarıya ulaştıramaz. Kapitalizmi ortadan kaldırmak gibi emperyalist savaşlara da son vermenin, proleter devrim gibi meşakkatli bir yolunun dışında başka bir yolu bulunmuyor.

Medeniyetler Çatışması mı, Emperyalist Saldırganlık mı?

Levent Toprak, Mart 2006

Gerici “medeniyetler çatışması” safsatasının geniş halk kitleleri nezdinde kabul görmesi büyük bir tehlikedir ve emperyalistlerin (ve onların ekmeğine yağ süren radikal İslamcıların) yapmak istedikleri budur. En başta da işaret ettiğimiz gibi bununla insanlık “medeniyet” denilen çizgiler üzerinden bölünerek birbirine düşürülmeye ve yeni kan banyolarına sürüklenmeye çalışılmaktadır. Bu emperyalist bir kapandır. Binbir türlü provokasyon ve komployla gerçeklik kazandırılmaya çalışılan bu safsataya karşı dünya işçi sınıfının proletarya enternasyonalizmi bayrağını öne çıkarması yegâne çıkış yoludur.

1 Eylül Yaklaşırken: Barış Hayalleri ve Solun Unuttukları

Oktay Baran, Ağustos 2005

“Gerçek düşman kendi evinde” şiarıyla emperyalist savaşı işçi sınıfının iktidarı almak için yürüteceği bir iç savaşa çevirme politikasını izleyen Bolşevizmin yaklaşımı şu tespitten yola çıkıyordu: Hele emperyalizm çağında hiçbir siyasal kavram sınıfsal bir sıfat olmaksızın bir anlam ifade etmez. Vatan, devlet, demokrasi, özgürlük, şiddet, savaş ve barış. Peki ama hangi sınıfın?

Emperyalist Savaşın Yeni Halkası: Kırgızistan

Akın Erensoy, 3 Nisan 2005

Dünya basını durmaksızın haber geçiyor ve Kırgızistan’da bir halk “devrimi” yaşandığını duyuruyor. Gürcistan ve Ukrayna’da başlayan sözümona “devrim” Kırgızistan’a ulaşmış! Sırada kimin olduğunu soruyor büyük Amerikan ve Avrupa gazeteleri. ABD emperyalizminin sözcüleri ve tekelci finans-kapitalin elindeki medya, Kırgızistan’daki “Lale Devriminin” ülkeye demokrasi getireceğini vaaz ediyor.

Irak İşgalinden Yansıyan Bazı Ayrıntılar

Kemal Erdem, 30 Mart 2005

Kapitalizm bataklığının bağrında, işçilerin birleşme ve mücadele çabaları, sömürünün, zulmün, baskıların işkencelerin, emperyalist savaşların ve kapitalizmden kaynaklanan daha saymakla bitmeyecek nice kötülüklerin mezarını kazıyor. İçinden geçmekte olduğumuz gericilik döneminin tüm ağırlığına rağmen, sınıfımızın mücadelesi, insanlık onurunu, doğruluğu, adaleti, özgürlüğü, eşitliği, halkların kardeşliğini, yani bir bütün olarak insanlığın kurtuluş umudunu temsil ediyor.

19 Mart Savaş Karşıtı Eylemden İzlenimler

Pendik’den büro ve matbaa işçisi Marksist Tutum okurları, 23 Mart 2005

Biz işçi sınıfının kurtuluşu için vereceği savaşlara değil, emperyalist savaşlara karşıyız. Biz kapitalizmin sahte barışından değil, işçi sınıfının barışından yanayız. Biz burjuvaların demokrasisini değil, proletaryanın demokrasisini istiyoruz.

Irak'taki Emperyalist Savaşın İkinci Yılı

Sonuçlar ve Olasılıklar

Akın Erensoy, 11 Mart 2005

Bugünkü emperyalist statüko sarsıldıkça, bölgedeki halklar uyanabilir ve savaş istemeden de olsa kitleleri anaforun içine çekebilir. Kapitalizmin itici gücü savaş, bir taraftan insanlığın tüm maddi ve kültürel güçlerini bir yıkımın eşiğine getirirken öte taraftan da, istemeden de olsa yeni gelişmelerin önünü açıyor. Bu, tarihte her zaman böyle olmuştur ve yine böyle olmaktadır. Gelişmelerin temelinde sınıflar savaşımı vardır. Zorunluluklar tesadüfler ile birleşerek ve birbirini etkileyerek bir bütün meydana getirirler. Savaşlar devrimlerin anasıdır der Marksist önderler. Her büyük savaş büyük gelişmeleri de beraberinde getirmiştir. Birinci Emperyalist Savaş, bu büyük yıkım aygıtı, Ekim 1917 Devrimine de hayat vermiştir. Ve bu devrimdir ki, emperyalist-kapitalist sistemi yörüngesinden çıkartarak tarihin gidişatını değiştirmiştir.

Savaşa karşı atılan sloganlar üzerine

Kartal’dan Marksist Tutum okuru bir Eğitim-Senli işçi, 29 Ocak 2005

Bugün dünyayı yeniden paylaşanlar, bu paylaşımdan pay kapmaya çalışanlar, yalnızca ABD ve Britanya gibi büyük emperyalist güçler mi? Yerle bir edilen Irak'ta yeniden inşa faaliyetinden tutun, petrol kuyularında çıkan yangınları söndürme, gıda ihtiyacının karşılanması vs. yüzlerce ihaleye kadar, üretenlerin kanını emmenin hesabını yapanlar arasında Türk burjuvazisi de yok mu?

Popülizme ve burjuva reformizmine kapılmadan: Herkes kendi yoluna

Ankara’dan Marksist Tutum okuru bir sendika uzmanı, 20 Aralık 2004

ABD Seçimleri ve Bilinç çarpılmaları

Zeynep Güneş, 10 Kasım 2004

Kürt Halkına Karşı Yürütülen Savaşı Sorgulamak Yürek İster

–Uğur Yücel’in Yazı Tura filmi–

Akın Erensoy, 25 Ekim 2004

Bu topraklarda mücadele şiddetli geçiyor. Ve mücadelenin kızgın olduğu bu topraklarda sanat adına bir şeyler yapmak isteyenler eninde sonunda sistemle köklü bir sorgulama içerisine girmek zorundadır. Ne yazık ki, bu sorgulamayı olumlusundan halledip saflarını işçi sınıfının ve ezilen halkların yanında net bir şekilde belirleyen sanatçılara pek rastlayamıyoruz. Bu topraklarda yürüyen ve daha da geliştireceğimiz mücadele hâlâ yeni Nazım Hikmetler, yeni Yılmaz Güneyler bekliyor. Eninde sonunda kendi bağrından çıkartacaktır da!

İçeriği paylaş