Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /IV

Mehmet Sinan, 30 Nisan 2008

Mehmet Sinan’ın yazısının dördüncü bölümünü yayınlıyoruz.

Efsaneleştirilen Köy Enstitüleri ve Gerçekler

İlkay Meriç, Nisan 2008

Kuruluşları günümüzden 68 yıl öncesine uzanan ve Demokrat Parti döneminde kapatılan Köy Enstitüleri, aradan onlarca yıl geçmiş olmasına rağmen halen şu ya da bu vesileyle tartışma gündemine gelen konulardan biridir. Dönemin devlet partisi konumundaki CHP’nin Kemalist ideolojiyi toplumun kılcal damarlarına dek yayma ve iktidarını güvenceye alma amacı da güderek uygulamaya soktuğu bu kurumlar üzerinde özellikle 50’li ve 60’lı yıllarda ciddi tartışmalar yürütülmüştür.

Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /III

Mehmet Sinan

Mehmet Sinan’ın yazısının üçüncü bölümünü yayınlıyoruz.

Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar / II

Mehmet Sinan, 27 Şubat 2008

Mehmet Sinan’ın yazısının ikinci bölümünü yayınlıyoruz.

Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar

Birinci Bölüm

Mehmet Sinan, Ocak 2008

(Mehmet Sinan’ın yazısının ilk bölümünü yayınlıyoruz.)

ABD’nin Irak’ı işgalinden bu yana bölgede yaşanan gelişmeler Türkiye’yi doğrudan etkilemekte ve egemen sınıfın temsilcilerini ortak çıkarlar etrafında birleşmeye ve giderek birlikte hareket etmeye zorlamaktadır. Düzenin savunucusu ve temsilcisi konumunda olan güçler (asker-sivil bürokrasi ve burjuva siyasetçiler) kendi aralarındaki çelişki ve çatışmaları ikinci plana itmeye ve temsilcisi oldukları sömürü düzeninin ortak çıkarları ve ihtiyaçları doğrultusunda politikalar üretmeye yönelmektedirler. Daha düne kadar devletin doruğunda iktidar kavgasına tutuşan ve bu amaçla birbirlerine çeşitli tuzaklar kuran statükocu asker-sivil bürokrasi ile iktidar partisi AKP, bölgedeki gelişmelere ve Kürt sorununa yönelik olarak giderek “aynı ağızdan” konuşmaya ve “birlik-beraberlik” gösterilerinde bulunmaya başlamışlardır.

Burjuvazinin İmhacı Geleneğini Unutma!

Selim Fuat, Aralık 2007

2005 Newrozundan beri, özel harp teknikleri kullanılarak yürütülen psikolojik savaşla planlı bir biçimde yükseltilen militarizm, milliyetçilik ve şovenizm, toplumun belirli bir kesimini etkisi altına almış görünüyor.

Kemalizmin Altı Oku ve Gerçekler

Özgür Doğan

CHP’nin meşhur altı oku, Milli Mücadelenin başarıyla sonuçlanmasının ardından kurulan ve 20’li yılların sonlarına doğru ancak pekiştirilebilen bir olağanüstü burjuva rejimin ideolojik dayanakları olarak sonradan imal edildiler. Kemalizme boyundan büyük bir anlam yükleyenlerin, onu anti-emperyalist bir hareket olarak değerlendirip, ona son derece abartılı bir ilericilik hatta solculuk atfeden sol çevrelerin temel yanılgılarından biri, Kemalizm denen program ya da ideolojinin, bir olağanüstü burjuva düzenin resmi ideolojisi olarak şekillendiğini görememektir.

Paşalar Cumhuriyetinden Burjuva Cumhuriyetine TC’nin Sivilleşme Sancısı

Mehmet Sinan, 27 Temmuz 2007

Cumhurbaşkanının da içinde yer aldığı statükocu devlet güçleri ile AKP hükümeti arasındaki sürtüşme son dönemlerde o boyutlara varmıştı ki, sanki iki ayrı hükümet ya da iki ayrı iktidar odağı varmış gibi bir durum çıkmıştı ortaya. Bir yandan devlet içinde fiili bir özerkliğe sahip olan, diğer yandan OYAK sayesinde kapitalist ekonomide güçlü bir konum elde etmiş bulunan TSK’nın bu “özgün” durumu, hiçbir Batı ülkesinde rastlanmayan bir durumdu kuşkusuz.

Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /13

Mehmet Sinan, 25 Nisan 2007

Mehmet Sinan'ın çalışmasının 13.bölümünü yayınlıyoruz.

Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /12

Mehmet Sinan, 25 Mart 2007

Mehmet Sinan'ın çalışmasının 12.bölümünü yayınlıyoruz.

Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /11

Mehmet Sinan, Ocak 2007

Mehmet Sinan'ın çalışmasının 11.bölümünü yayınlıyoruz.

Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /10

Mehmet Sinan, Aralık 2006

Mehmet Sinan'ın çalışmasının 10.bölümünü yayınlıyoruz.

Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /9

Mehmet Sinan, Ekim 2006

Mehmet Sinan'ın çalışmasının 9.bölümünü yayınlıyoruz.

TC’nin Ortadoğu Politikaları

Yakın Geçmişten Bir Kesit

Nazım Yıldırım, 2 Ekim 2006

Bu tarihsel kesitte hayata geçen politikaların anlattığı gerçek, TC burjuvazisinin kendi çıkarlarını hayata geçirebilmek için emperyalist güçlerin genel planlarına uyumlu davrandığıdır. Bugün de bu durumun özü değişmemiştir. SSCB yıkılmış ancak kapitalizmin genel ekonomik krizinin derinleştiği koşullarda emperyalistler arası paylaşım kavgası kızışmıştır. TC de bu paylaşım kavgasında tarafını netleştirmeye ve bu doğrultuda üzerine düşenleri yerine getirmeye uğraşmaktadır. Lübnan’a asker gönderme ve daha sonra buna benzer konularda ortaya konulacak tavırlar, emperyalistler arasındaki paylaşım kavgasında payına düşeni artırma kaygısının ifadesidir.

Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /8

Mehmet Sinan, Eylül 2006

Mehmet Sinan'ın çalışmasının 8.bölümünü yayınlıyoruz

Sol Nedir? CHP Kimdir?

Levent Toprak, Eylül 2006

Tarihsel nedenler ve sosyalist hareketin hataları sonucu Türkiye’de siyasal bir işçi sınıfı mücadelesi geleneği ve kültürü yeterli ölçüde oluşmamıştır. O nedenle Türkiye’deki siyasal yelpazenin ağırlık noktası da dünya geneline göre daha sağda olmuştur. Yeryüzündeki belki de en korkak ve kıyıcı burjuvazinin ülkesinde böyle olmaktadır işler. Türkiye’de siyasal arena genelde sağın işgali altındadır. Kimisi Kemalizme, kimisi İslami motiflere ya da dindarlığa, kimisi faşist milliyetçiliğe, kimisi muhafazakârlığa, kimisi de liberalizme vurgu yapmaktadır.

Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /7

Mehmet Sinan, Eylül 2006

Mehmet Sinan'ın çalışmasının 7.bölümünü yayınlıyoruz.

Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /6

Mehmet Sinan, 21 Ocak 2007

Mehmet Sinan'ın çalışmasının 6.bölümünü yayınlıyoruz.

Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /5

Mehmet Sinan, Mart 2006

Mehmet Sinan'ın çalışmasının 5.bölümünü yayınlıyoruz.

Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /4

Mehmet Sinan, 1 Ekim 2005

Marx, Doğu ve Batı uygarlıklarının kapitalizm öncesi gelişim çizgilerini incelerken, bu iki uygarlık çizgisi arasında (gerek mülkiyet biçimleri ve üretim ilişkilerinin, gerekse toplumsal ve politik yapıların oluşumu bakımından) esaslı farklılıkların bulunduğu gerçeğini saptamıştı. Sonunda her iki uygarlık çizgisi de kapitalizme varmıştır. Ama, bunlar arasındaki tarihsel gelişim farklılığı, kapitalizm öncesinde olduğu gibi, kapitalizme geçtikten sonraki ekonomik, toplumsal ve politik süreçlerde de kendini güçlü bir biçimde hissettirmeye devam etmiştir. Nitekim, şu an incelemekte olduğumuz Osmanlı toplumunun evrim çizgisi de bu gerçekliğin canlı bir örneğini sunmaktadır bizlere.

Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /3

Mehmet Sinan, 2 Ekim 2005

Mehmet Sinan'ın çalışmasının 3.bölümünü yayınlıyoruz.

Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /2

Mehmet Sinan, Ekim 2005

Mehmet Sinan'ın çalışmasının 2.bölümünü yayınlıyoruz.

Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı

Mehmet Sinan, Ekim 2005

Kendisini dünyaya 'parlamenter demokratik' bir rejim olarak tanıtan Türkiye’deki burjuva rejimin, Batı’ya kıyasla sergilediği bu anormallik ve çarpıklıklar, özellikle AB süreci başladığından bu yana, hem içerde hem de dışarda iyice göze batar olmuştur. Gerçekten de bu ülkede asker-sivil yüksek bürokrasinin siyasal iktidar mekanizması içinde sahip olduğu özgül konumun (ya da statünün), Batı’nın burjuva parlamenter rejimlerinde görev yapan bürokrasinin konumundan oldukça farklı ve oldukça fazla bir şey ifade ettiği çok açıktır. Acaba bu farklılık nereden kaynaklanmaktadır? Bu soruyu sağlıklı bir şekilde yanıtlayabilmek için, bizdeki asker-sivil yüksek bürokrasinin (aristokratik bürokrasi de diyebiliriz buna) tarihi köklerine inmek ve bu sosyal kategorinin Osmanlı’dan Cumhuriyete uzanan tarihsel süreçteki serüvenine biraz daha yakından bakmak gerekiyor. Bu aynı zamanda, Türkiye ile Avrupa kapitalizminin tarihsel gelişme farklılıklarını anlamamız bakımından da önemli ipuçları sunacaktır bize.

Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /1

Mehmet Sinan, Ekim 2005

Mehmet Sinan'ın çalışmasının 1.bölümünü yayınlıyoruz.

6-7 Eylül Olayları: Azınlıkları Tasfiye Hareketi

Cem Keskin, 7 Eylül 2005

1955’in 6 Eylülü. Başta İstanbul olmak üzere, İzmir ve Adalar’da Rumlara ve diğer gayrimüslimlere karşı büyük bir linç ve yağma hareketi gerçekleşti. İki gün boyunca devam eden olaylarda birçok gayrimüslim yaralanırken, yaşamını yitirenler oldu. Maddi hasar ise çok büyük boyutlardaydı. Kalabalık güruhun önüne çıkan tüm dükkânlar, kiliseler yağmalanmıştı. Devletin kolluk kuvvetleri önceden haberdar oldukları halde herhangi bir müdahalede bulunmadan olayları izlemekle yetindiler. Olayların ardından birçok Rum ve gayrimüslim, sahip oldukları her şeyi geride bırakarak yaşadıkları alanları terk etmek zorunda kaldılar. Olayların tarihsel gelişimi, eski despotik devlet geleneği üzerinde yükselen yapının yeni sahiplerinin sınıfsal ihtiyaçlarıyla örtüşmekteydi.

Ermeni Sorunu: Gerçekler Direngendir

Deniz Moralı, 24 Nisan 2005

Türkiye’de egemen sınıfın yazdığı resmi tarih, onun kendi egemenliğini sürdürmesinin temel bir vasıtasıdır. Bu resmi tarihin en belli başlı unsurları olan Ermeni düşmanlığı, Rum düşmanlığı, Kürt düşmanlığı ve komünist düşmanlığı vasıtasıyla egemenler, daima hedef şaşırtarak işçileri ve diğer emekçi halk kitlelerini birbirine karşı kışkırtmış ve aralarında güvensizlik tohumları ekmeye çalışmıştır.

AB Süreci ve Burjuva İktidar Bloku İçindeki Çatışma

Mehmet Sinan, 30 Kasım 2004

Karşımıza dikilen en önemli sorun milliyetçi zaaflar sergilemek bakımından Türk solunun yapısında bugün de değişen çok fazla bir şeyin olmamasıdır. Bugün de kendini sosyalist, hatta komünist olarak tanıtan pek çok eğilim, günümüze damgasını basan çok ciddi gelişmeler karşısında devrimci Marksist bir tutum takınmaktan ve buna uygun bir siyasal çizgi izlemekten uzak duruyorlar. Onlara soracak olursanız, gerek Avrupa Birliği konusunda, gerekse Kıbrıs ve Kürt sorununun çözümü konusunda “ulusal çıkarları" savunan statükocu bürokratlarla ve statükocu “milli" burjuvalarla aynı safta olmak, yurtseverliğin (milliyetçiliğin bir başka ifade biçimidir bu) bir gereğidir. Ve de tabii, yurtseverlik de sosyalist olmanın vazgeçilemez bir ön şartıdır(!). Evet bu da bir “sosyalizm" anlayışıdır ama, bize göre bu sosyalizmin Marksizmle uzak yakın bir ilgisi yoktur.

Kapitalizm: Kan ve Kâr İmparatorluğu

Yavuz Girgin, 15 Ocak 2004

Toplum, sömürenler ve sömürülenler olarak iki büyük sınıfa bölünmüş olduğu müddetçe egemen, örgütlü ve iktidarı elinde tutan bir avuç burjuva, örgütsüz milyonları ezmekten, katletmekten geri durmayacaktır. Dün Maraş'ta, bugün cezaevlerinde, Kürdistan'da, Irak'ta gerçekleştirilen katliamların özü, tekellerin kârlarını korumak ve arttırmak, iktidarlarını sürdürmek ve milyonlarca insanı sömürmeye devam etmektir. Katliamcı ve sömürücü iktidarlar yıkılmadıkça gelecek dünden farklı olmayacaktır.

TC’nin Dış Politikasının Temelleri ve Yayılmacı Emelleri

Nazım Yıldırım, 20 Kasım 2003

Kendi ulus-devletini kurduktan sonra Türkiye burjuvazisi de kendi nüfuz ve egemenlik alanını arttırmasını sağlayacak yayılmacı istemlerini koşullar uygun oldukça gündeme getirmiş ve bu istemlerin peşinde koşmuştur. Şüphesiz yayılmacı arzulara sahip olmak henüz emperyalist bir devlet olduğunuz anlamına gelmez. Tıpkı Lenin’in Birinci Dünya Savaşına yayılmacı niyetlerle girdiğini belirttiği, ancak gerçek anlamda emperyalist bir ülke olarak değerlendirmediği Rusya gibi, pek çok kez yayılmacı niyetlerini hayata geçirmiş ya da geçirmeye çalışmış TC de henüz emperyalist bir devlet sayılamaz. Niyetinin bu olduğuna ve bu konuda gayretkeş olduğuna şüphe yok, ancak henüz emperyalist hiyerarşide hakim noktalarda olmadığı da açık. Türkiye burjuvazisi, emperyalist hiyerarşide bulunduğu mevkideki olanaklarla yetinmek ve ancak fırsat bulduğu zaman bu olanakları zorlamak durumundadır. Emperyalist hiyerarşi içerisinde daha gerilerde yer alan Türkiye gibi kapitalist ülkeler zaman zaman emperyalist iştahlarının kabarmasıyla çeşitli maceralara da kalkışsalar, eninde sonunda büyük emperyalist güçlerin çıkarlarına ters düşen meselelerde uzun vadede başarılı olma şansına sahip değillerdir.

İçeriği paylaş