Tarih 
  • İran Devrimi, Burjuva İç Kapışma ve Dersler --- 1 Şubat 2010
  • Özel Mülkiyet Ne Ezelidir Ne de Ebedi! --- 1 Ekim 2009
  • Kemalizm Çözülürken Sol Neden Figan Ediyor? --- 1 Ekim 2009
  • Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! --- 28 Temmuz 2009
  • Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar / XV --- 30 Mayıs 2009
  • Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /XIV --- 29 Nisan 2009
  • Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /XIII --- 27 Mart 2009
  • Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /XII --- 27 Şubat 2009
  • Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /XI --- 26 Ocak 2009
  • Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /X --- 1 Ocak 2009
  • Statükoculuk, liberalizm ve Türk tipi burjuva demokrasisi üzerine notlar /IX --- Aralık 2008
  • Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /VIII --- 28 Eylül 2008
  • Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /VII ---
  • Türkiye’de Burjuva Düzenin Kuruluş Biçimi ---
  • Solun Kemalizmle Bitmeyen İmtihanı ---
  • Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /VI --- Haziran 2008
  • Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /V --- 30 Mayıs 2008
  • Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /IV --- 30 Nisan 2008
  • Efsaneleştirilen Köy Enstitüleri ve Gerçekler --- Nisan 2008
  • Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /III ---
  • Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar / II --- 27 Şubat 2008
  • Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar --- Ocak 2008
  • Burjuvazinin İmhacı Geleneğini Unutma! --- Aralık 2007
  • Ekim Devriminin Yankıları --- Kasım 2007
  • Endonezya’da 1965 Darbesi --- Eylül 2007
  • Kapitalizmin Tarihi Soykırımlarla Bezelidir --- Ekim 2007
  • Kemalizmin Altı Oku ve Gerçekler ---
  • 12 Eylül’den Günümüze İşçi Hareketinin Durumu --- Eylül 2007
  • Paşalar Cumhuriyetinden Burjuva Cumhuriyetine TC’nin Sivilleşme Sancısı --- 27 Temmuz 2007
  • Kaybedilen Mevziler Mücadeleyle Kazanılır --- Haziran 2007
  • Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /13 --- 25 Nisan 2007
  • İşgünü Mücadelesi ve 1 Mayıs’ın Doğuşu --- Nisan 2007
  • 1956 Macaristan Devrimi --- Nisan 2006
  • Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /12 --- 25 Mart 2007
  • Proleter Devrimin Şafağı: Paris Komünü --- Mart 2007
  • Çin Üzerine, Lev Troçki, 1925-1940


    İran Devrimi, Akın Erensoy, 13 Ocak 2007

    İran Devrimi, Burjuva İç Kapışma ve Dersler

    Utku Kızılok, 1 Şubat 2010

    İran’da siyasal ve toplumsal hoşnutsuzluk devam ediyor. Kitlelerin biriken öfkesi her vesileyle kendini dışa vuruyor. Mevcut yönetime muhalif olan ve geçtiğimiz Aralık ayında ölen Ayetullah Ali Montazeri’nin cenaze töreninin ve hemen sonrasına rastlayan Aşura anmasının on binlerce kişinin katıldığı bir gösteriye dönüşmesi bu hoşnutsuzluğun bir ifadesidir. Molla rejimi daha önceki gösterilerde olduğu gibi, bu sefer de kitleleri bastırmaya girişti, birçok insan ölürken, onlarcası tutuklandı ve bir o kadarı da yaralandı. Öyle gözüküyor ki, önümüzdeki dönemde de bu tip kitle gösterileri yaşanmaya devam edecek. Zira egemen sınıf içindeki kavga sürüyor ve on yıllardır kitlelere zulüm uygulayan koyu molla diktatörlüğü yerli yerinde duruyor. Molla rejiminin çelişkilerinin ne yönde çözüleceğini esas belirleyecek olan işçi sınıfı ise henüz örgütlü gücüyle ve sınıf kimliğiyle bu hareketin içine girmiş değildir.

    Özel Mülkiyet Ne Ezelidir Ne de Ebedi!

    İlkay Meriç, 1 Ekim 2009

    İnsanlığın şimdiye dek tanık olduğu tüm sınıflı-sömürülü toplumlarda, egemen sınıflar, emekçileri mevcut sömürü sisteminin ebedi ve ezeli olduğuna ikna etmek için bu tür safsataları hâkim kılmaya çalıştılar. Burjuvazi de bu konuda kendinden önceki mülk sahibi egemen sınıfların takipçisi oldu. Komünizmi karalamaya, işçileri ve yoksul köylüleri kapitalist sömürü sisteminin devamına ikna etmeye çalışan burjuvazi sıkça şu yalana da başvurmaktadır: “Komünistler özel mülkiyete karşı olduklarından evinizi, mülkünüzü elinizden alacaklar!”

    Kemalizm Çözülürken Sol Neden Figan Ediyor?

    Utku Kızılok, 1 Ekim 2009

    Düzenin egemenleri, on yıllardır, “etrafı düşmanlarla çevrili, dış mihraklar tarafından parçalanmak, yer altı ve yer üstü kaynaklarına el konulmak istenen cennet vatanımız Türkiye” masalıyla emekçi kitlelerin bilincine korku düşürmeye, onu tutsak almaya çalıştılar ve halen de çalışıyorlar. Bu korkunun üretilmesinde 85 yıldır devletin resmi ideolojisi olan Kemalizmin özel bir rolü vardır. Unutmayalım ki, Kürt halkına karşı yürütülen haksız savaşın topluma kabul ettirilmesi de bu korku zemini sayesinde mümkün olmuştur ve olabilmektedir.

    Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk!

    Mehmet Sinan, 28 Temmuz 2009

    Sınıf mücadelesinin gerektirdiği çetin devrimci görevleri üstlenmeyi gönüllü olarak kabullenen ve bunun gerektirdiği devrimci yaşam tarzını içtenlikle benimseyen Marksist devrimciler için, enternasyonalist komünist nitelikte bir devrimciler örgütünün inşası görevinin ne denli önemli olduğu açıktır. İşçi sınıfının tarihsel çıkarları uğruna mücadeleyi göze almış ve kendini her bakımdan bu göreve hazırlamış sağlam bir devrimciler örgütü yaratılmaksızın, ne işçi sınıfının öncüsünün devrimci-komünist tarzda eğitilip örgütlenmesi, ne de sınıfa dayanan uzun soluklu, devrimci-komünist bir çalışmanın lâyıkıyla yürütülebilmesi mümkün olacaktır! Bunlar olmadığı takdirde ise, o hep sözü edilen ve arzulanan, gerçekten devrimci bir proletarya partisinin Bolşevik-Leninist temellerde inşası başarılamayacaktır. Bugün işçi sınıfı içinde anlamlı bir çalışma yürütmeyi ve sınıf içinde devrimci çekirdekler oluşturmayı önüne temel görev olarak koymayan örgütlenmelerin, bir süre sonra kendi içlerine kapanmaları ve küçük-burjuvaca vıdı vıdılarla tekrar tekrar bölünmeleri ve kendilerini yiyip tüketmeleri kaçınılmaz bir “kader” olacaktır!

    Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar / XV

    Mehmet Sinan, 30 Mayıs 2009

    Burjuva devletin yıllardan beri süregelen yalana, inkâra, baskı ve şiddete dayalı bu kadim politikaları, ne sorunları ortadan kaldırabilmiş ne de tarihsel gerçekleri buharlaştırabilmiştir. Tam tersine, gerçekler daha da direngenleşirken, sorunlar daha da ağırlaşıp kangrenleşmiştir. Bugün artık bu sorunlar, baskıcı yöntemlerle daha fazla bastırılamaz ve daha fazla ertelenemez bir hale gelmiştir. Toplumsal ilerlemenin önünde gerçek bir engel teşkil eden bu sorunlar, mutlaka çözülmeyi beklemektedir. Dolayısıyla, bu sorunları çözmeyen ya da çözümüne engel olan burjuva partilerin bizzat kendilerinin çözüleceğinden hiç kuşkumuz olmasın. Bu bağlamda, AKP’yi bekleyen akıbetin de bundan başka bir şey olmayacağını söylemek bir kehanet olmayacak.

    Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /XIV

    Mehmet Sinan, 29 Nisan 2009

    ABD emperyalizmi ve yerli finans-kapital patentli faşist saldırılar sürüp giderken ve CIA’nın, kontrgerillanın örgütlediği “ölüm mangaları” etrafa ölüm saçarken, bu faşist tırmanışı durdurabilecek tek kitlesel güç olan işçi sınıfının pasif konumda bırakılışı, solda iyice moral bozukluğuna yol açmış ve hızla kendi başının çaresine bakma eğilimleri gelişmişti. Oysa tıpkı işçiler gibi, solun önemli bir bölümü de başlangıçta CHP’nin faşizme karşı kendileriyle birlikte mücadele edeceğine gerçekten umut bağlamıştı. Hatta bu nedenle seçimlerde DİSK gibi onlar da CHP’yi aktif olarak desteklemişlerdi. Fakat olayların içinde CHP’nin gerçek yüzünü gördükten ve bu partinin artan faşizm tehlikesi karşısında hiçbir şey yapmadığını ve yapamayacağını anladıktan sonra, kendi başlarının çaresine bakmaya başlayacaklardı.

    Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /XIII

    Mehmet Sinan, 27 Mart 2009

    İşçi hareketinin böylesine yükseliş içinde olduğu bir dönemde sol politik örgütlerin de tek tek işçilerle ve sendikalarla kurdukları bağlar işçi hareketinin politikleşmesine önemli bir ivme kazandırıyordu. Bunun en somut göstergesi, DİSK’e bağlı sendikaların tabanında yaşanan hızlı politikleşmeydi. Bu dönemde işçi sınıfının en ileri, en politikleşmiş unsurlarını bünyesinde barındıran DİSK, tabanındaki bu bilinç sıçramasından aldığı güçle ülkenin politik yaşamında giderek daha etkin bir rol oynamaya başlayacaktı.

    Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /XII

    Mehmet Sinan, 27 Şubat 2009

    Bu dönemde işçilerin fabrikalarında, patron uşaklarının yüreğine korku salar bir biçimde başları dik gezmeleri ve her koşul altında sendikal örgütlülüklerini yaşatma kararlılığı içinde olmaları, onların “kerameti kendinden menkul” işçiler olmasından değil, politik olarak örgütlenmiş işçiler oluşundandı. Maden-İş sendikasını mücadeleci, militan bir sınıf sendikası haline getiren, onun tabanındaki örgütlü sosyalist işçilerin (TKP’lisi, TİP’lisi, TSİP’lisi, Dev-Yol’lusu vb.) varlığı ve bu işçilerin fabrikalarda daha gerideki işçilere öncülük etmeleri ve kavgada onlara sınıf cesareti aşılamalarıydı.

    Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /XI

    Mehmet Sinan, 26 Ocak 2009

    Mehmet Sinan'ın yazısının 11.bölümünü yayınlıyoruz.

    Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /X

    Mehmet Sinan, 1 Ocak 2009

    Mehmet Sinan'ın yazısının 10.bölümünü yayınlıyoruz

    Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /VIII

    Mehmet Sinan, 28 Eylül 2008

    Mehmet Sinan'ın yazısının 8.bölümünü yayınlıyoruz.

    Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /VII

    Mehmet Sinan

    Mehmet Sinan'ın yazısının 7.bölümünü yayınlıyoruz

    Türkiye’de Burjuva Düzenin Kuruluş Biçimi

    Elif Çağlı

    Türkiye’de burjuva düzenin kuruluş biçimi, burjuva devrimlerin klasik örneklerinin yaşandığı Batı Avrupa ülkelerindeki gelişme sürecinden tamamen farklı özellikler taşır. Örneğin Fransa’da burjuva gelişim daha feodal toplumun içinde başlamış ve özel mülkiyet temelinde yükselen burjuvazi ilerleyen yıllarda kendi devrimini gerçekleştirerek düzenini kurmuştur. Oysa Türkiye Cumhuriyeti’nin içinden çıkıp geldiği Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihsel gelişim çizgisi Fransa’ya benzemez.

    Solun Kemalizmle Bitmeyen İmtihanı

    Levent Toprak

    Türkiye’de egemen sınıf içindeki çatışma artarak devam ediyor. Son dönemdeki hafif kıpırdanmaya rağmen, işçi sınıfı hareketinin genel zayıflığı koşullarında Türkiye’deki siyasal gelişmeler büyük oranda bu çatışmanın dinamikleri çerçevesinde cereyan etmekte. Bu çatışmanın işçi sınıfı hareketini birçok bakımdan ilgilendirdiğini, siyasal gündemi analiz ettiğimiz yazılarımızda hep vurguladık. Bu çatışmanın sosyalist sol ya da devrimci hareket üzerinde de önemli etki ve yansımaları bulunuyor.

    Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /VI

    Mehmet Sinan, Haziran 2008

    Mehmet Sinan'ın yazısının 6.bölümünü yayınlıyoruz.

    Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /V

    Mehmet Sinan, 30 Mayıs 2008

    Mehmet Sinan’ın yazısının beşinci bölümünü yayınlıyoruz.

    Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /IV

    Mehmet Sinan, 30 Nisan 2008

    Mehmet Sinan’ın yazısının dördüncü bölümünü yayınlıyoruz.

    Efsaneleştirilen Köy Enstitüleri ve Gerçekler

    İlkay Meriç, Nisan 2008

    Kuruluşları günümüzden 68 yıl öncesine uzanan ve Demokrat Parti döneminde kapatılan Köy Enstitüleri, aradan onlarca yıl geçmiş olmasına rağmen halen şu ya da bu vesileyle tartışma gündemine gelen konulardan biridir. Dönemin devlet partisi konumundaki CHP’nin Kemalist ideolojiyi toplumun kılcal damarlarına dek yayma ve iktidarını güvenceye alma amacı da güderek uygulamaya soktuğu bu kurumlar üzerinde özellikle 50’li ve 60’lı yıllarda ciddi tartışmalar yürütülmüştür.

    Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /III

    Mehmet Sinan

    Mehmet Sinan’ın yazısının üçüncü bölümünü yayınlıyoruz.

    Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar / II

    Mehmet Sinan, 27 Şubat 2008

    Mehmet Sinan’ın yazısının ikinci bölümünü yayınlıyoruz.

    Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar

    Birinci Bölüm

    Mehmet Sinan, Ocak 2008

    (Mehmet Sinan’ın yazısının ilk bölümünü yayınlıyoruz.)

    ABD’nin Irak’ı işgalinden bu yana bölgede yaşanan gelişmeler Türkiye’yi doğrudan etkilemekte ve egemen sınıfın temsilcilerini ortak çıkarlar etrafında birleşmeye ve giderek birlikte hareket etmeye zorlamaktadır. Düzenin savunucusu ve temsilcisi konumunda olan güçler (asker-sivil bürokrasi ve burjuva siyasetçiler) kendi aralarındaki çelişki ve çatışmaları ikinci plana itmeye ve temsilcisi oldukları sömürü düzeninin ortak çıkarları ve ihtiyaçları doğrultusunda politikalar üretmeye yönelmektedirler. Daha düne kadar devletin doruğunda iktidar kavgasına tutuşan ve bu amaçla birbirlerine çeşitli tuzaklar kuran statükocu asker-sivil bürokrasi ile iktidar partisi AKP, bölgedeki gelişmelere ve Kürt sorununa yönelik olarak giderek “aynı ağızdan” konuşmaya ve “birlik-beraberlik” gösterilerinde bulunmaya başlamışlardır.

    Burjuvazinin İmhacı Geleneğini Unutma!

    Selim Fuat, Aralık 2007

    2005 Newrozundan beri, özel harp teknikleri kullanılarak yürütülen psikolojik savaşla planlı bir biçimde yükseltilen militarizm, milliyetçilik ve şovenizm, toplumun belirli bir kesimini etkisi altına almış görünüyor.

    Ekim Devriminin Yankıları

    Enternasyonalizm, Konseyler ve Parti

    Oktay Baran, Kasım 2007

    Bolşevizm, kapitalizmi ulusal bir sistem olarak algılamadığı gibi ona karşı verilecek mücadeleyi asla ulusal ölçekle sınırlı olarak ele almadı. Onu Bolşevizm yapan şey; katıksız bir enternasyonalizm anlayışı temelinde dünya devrimi perspektifine bağlılık; işçi sınıfının devrimci potansiyeline, onun doğrudan eylemine, girişkenliğine ve yaratıcılığına sarsılmaz bir güven ve son olarak da proleter devrimin zaferi için kararlı, disiplinli, net bir programa sahip ve işçi sınıfının en bilinçli unsurlarıyla sınırlandırılmış bir öncü partinin zorunluluğu fikriydi.

    Endonezya’da 1965 Darbesi

    Selim Fuat, Eylül 2007

    20. yüzyıl devrimci Marksist fikirleri doğrulayan önemli olaylarla geçti. Ne var ki bu fikirlerin doğrulanışı çoğunlukla tersinden gerçekleşti. Yani devrimci Marksizmin ortaya koyduğu açılımları tahrif edenler, işçi sınıfının yenilgilerini de hazırladılar.

    Kapitalizmin Tarihi Soykırımlarla Bezelidir

    İlkay Meriç, Ekim 2007

    Üretimin kâr için yapıldığı ve “insani değerler” başta gelmek üzere her şeyin metalaştırıldığı kapitalist bir dünyada yaşıyoruz. Kapitalizmin tüm tarihi, burjuvazinin kendi çıkarları için vahşetin hiçbir türünden kaçınmadığının, bu uğurda on milyonlarca insanı feda edecek kadar gözü dönmüş bir sınıf olduğunun inanılmaz örnekleriyle doludur.

    Kemalizmin Altı Oku ve Gerçekler

    Özgür Doğan

    CHP’nin meşhur altı oku, Milli Mücadelenin başarıyla sonuçlanmasının ardından kurulan ve 20’li yılların sonlarına doğru ancak pekiştirilebilen bir olağanüstü burjuva rejimin ideolojik dayanakları olarak sonradan imal edildiler. Kemalizme boyundan büyük bir anlam yükleyenlerin, onu anti-emperyalist bir hareket olarak değerlendirip, ona son derece abartılı bir ilericilik hatta solculuk atfeden sol çevrelerin temel yanılgılarından biri, Kemalizm denen program ya da ideolojinin, bir olağanüstü burjuva düzenin resmi ideolojisi olarak şekillendiğini görememektir.

    12 Eylül’den Günümüze İşçi Hareketinin Durumu

    Utku Kızılok, Eylül 2007

    12 Eylül 1980 askeri faşist darbesi, Türkiye işçi sınıfı tarihinde pek çok yönüyle özel bir yer tutmaktadır. Faşizmin en doğrudan sonucu, 1960’ların ikinci yarısında başlayan ve 12 Mart darbesine rağmen durdurulamayan devrimci yükselişi durdurması ve işçi sınıfının siyasal ve sendikal örgütlülüğünü dağıtmasıydı.

    Paşalar Cumhuriyetinden Burjuva Cumhuriyetine TC’nin Sivilleşme Sancısı

    Mehmet Sinan, 27 Temmuz 2007

    Cumhurbaşkanının da içinde yer aldığı statükocu devlet güçleri ile AKP hükümeti arasındaki sürtüşme son dönemlerde o boyutlara varmıştı ki, sanki iki ayrı hükümet ya da iki ayrı iktidar odağı varmış gibi bir durum çıkmıştı ortaya. Bir yandan devlet içinde fiili bir özerkliğe sahip olan, diğer yandan OYAK sayesinde kapitalist ekonomide güçlü bir konum elde etmiş bulunan TSK’nın bu “özgün” durumu, hiçbir Batı ülkesinde rastlanmayan bir durumdu kuşkusuz.

    Kaybedilen Mevziler Mücadeleyle Kazanılır

    Kerem Dağlı, Haziran 2007

    Taksim 1977’de 500 bin kişiyle 1 Mayıs alanına çevrilmişti. Üzerinden 30 yıl geçmesine rağmen Türkiye işçi sınıfı, bir daha ’77 1 Mayısının bilinç ve örgütlülük düzeyini aşan bir miting gerçekleştiremedi. Ancak Türkiye işçi sınıfının gerçekleştiremedikleri ve kaybettiği mevziler bununla sınırlı değildir.

    Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /13

    Mehmet Sinan, 25 Nisan 2007

    Mehmet Sinan'ın çalışmasının 13.bölümünü yayınlıyoruz.

    İşgünü Mücadelesi ve 1 Mayıs’ın Doğuşu

    Utku Kızılok, Nisan 2007

    İşçi sınıfı uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ı ağır koşullar altında karşılıyor. Burjuvazinin saldırıları öylesine bir boyut kazandı ki, işçi sınıfı büyük bedeller ödeyerek elde ettiği tarihsel kazanımlarının çoğunu yitirmekle kalmadı, 1800’lü yılların çalışma ve yaşam koşullarına adeta geri döndü.

    1956 Macaristan Devrimi

    İşçilerin Devriminden Bürokrasinin Karşı-Devrimine

    Utku Kızılok, Nisan 2006

    Macar Devrimi, işçi sınıfı tarihine trajik bir yenilgi olarak yazılırken, sorunun devrimci önderlik eksikliği olduğunu bir kez daha ortaya koyuyordu. Eğer tüm süreçlerde yol gösterecek ve siyasi iktidar perspektifi sunarak işçi sınıfına önderlik edecek Bolşevik bir parti olsaydı, durum, kuşkusuz tamamen başka olurdu.

    Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /12

    Mehmet Sinan, 25 Mart 2007

    Mehmet Sinan'ın çalışmasının 12.bölümünü yayınlıyoruz.

    Proleter Devrimin Şafağı: Paris Komünü

    Utku Kızılok, Mart 2007

    Bundan 136 yıl önce Paris Komüncüleri şöyle haykırıyorlardı: Yaşasın toplumsal devrim! 18 Mart 1871’de Parisli işçiler ayaklanarak bir kent ölçeğinde de olsa siyasal iktidarı ele geçirdiler ve tarihin sayfalarına unutulmayacak bir iz bıraktılar.

    İçerik yayınları

    Son Yayınlananlar