Enternasyonal Alanda Menşevizmin Yansımaları

Elif Çağlı, Ocak 2008

Vaktiyle Rus işçi hareketi içinde yaşanan bu Bolşevik-Menşevik bölünmesinin üzerinden nice yıllar geçmiş bulunuyor. Artık ne bu bölünmeye sahne olan Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi mevcut ne de Ekim Devriminin öncüsü ve Komünist Enternasyonal’in kurucusu olan Bolşevik Komünist Partisi. Bolşevik ve Menşevik eğilim arasında sürüp giden mücadelenin izlerini taşıyan Sovyetler Birliği bile artık tarihe karışmış durumda. Fakat bütün bu değişimlere karşın, Bolşevik ve Menşevik kavramları, dünya işçi hareketindeki iki farklı eğilimi niteleyen genelleşmiş içerikleriyle günümüzde de yaşam sürdürüyorlar.

Hedefe Kilitlenmek

Elif Çağlı, 25 Nisan 2007

Leninist örgütlenme anlayışı, olağan dönemlerde kitlenin gündelik mücadeleye uyarlanmış psikolojisinin mutlak hesaba katılmasını ve kitle içinde hassas bir çalışma yürütülmesini şart koşuyor. Bu da, işçi kitlesinin gündelik mücadelesini ilerletecek taleplerin ileri sürülmesi ve bu talepler etrafında mücadelenin yükseltilmeye çalışılması anlamına gelir. Fakat bu bağlamda ileri sürülecek talepler ve bu taleplerin savunu tarzı da devrimci olmalıdır.

Sol Nedir? CHP Kimdir?

Levent Toprak, Eylül 2006

Tarihsel nedenler ve sosyalist hareketin hataları sonucu Türkiye’de siyasal bir işçi sınıfı mücadelesi geleneği ve kültürü yeterli ölçüde oluşmamıştır. O nedenle Türkiye’deki siyasal yelpazenin ağırlık noktası da dünya geneline göre daha sağda olmuştur. Yeryüzündeki belki de en korkak ve kıyıcı burjuvazinin ülkesinde böyle olmaktadır işler. Türkiye’de siyasal arena genelde sağın işgali altındadır. Kimisi Kemalizme, kimisi İslami motiflere ya da dindarlığa, kimisi faşist milliyetçiliğe, kimisi muhafazakârlığa, kimisi de liberalizme vurgu yapmaktadır.

Reformizm Üzerine

Elif Çağlı, 3 Ocak 2006

Reformizm diye adlandırılan siyasal anlayış dünyanın her yerinde ve her dönemde işçi hareketini zaafa uğrattı; bu niteliği nedeniyle de Marksist saflarda çok derin tartışmalara konu oldu. Marksizmin kurucularından başlayarak Lenin ve diğer devrimci önderler, reformizmin siyasal anlamı, sosyal kökleri ve yarattığı tahribatlar üzerinde durdular. Alman Sosyalist İşçi Partisinin tüm yönetici kadrosunu hedef alan genelge niteliğindeki mektuplarında (17-18 Eylül 1879 tarihli), Marx ve Engels, parti yöneticilerinin reformist yaklaşımlarını yerden yere vuruyorlardı. Bu reformist sosyalistler, burjuvaziye yaranmak uğruna işçi sınıfının devrim programının “keskin” görünen yanlarını törpülemekle meşguldüler. Onlar bu sayede proleter mücadelenin geniş kitlelere “ürkütücü” gelmeyeceğini ve partiye çok daha fazla sayıda insan kazanılabileceğini iddia ediyorlardı.

Burjuva İşçi Partileri Üzerine

Elif Çağlı, 28 Kasım 2005

İşçi sınıfının devrimci önderlikten yoksun bulunduğu günümüz koşullarında tam da geçmişin eğrisi ve doğrusunu ayırt etmek gerekirken, kimileri yine aynı yanlış yolları tutmakta ısrarcılar. Bugün Türkiye’de burjuvazinin bir kesimi Avrupa tipi bir sosyal demokrat partinin yaratılmasını arzularken, kimi sendika bürokratları da bir işçi partisinin kurulmasını savunmaktalar. İlk bakışta iki ayrı sınıf cephesinden kaynaklanıyormuş gibi görünen bu istem ve çabalar neticede ortak bir noktada buluşuyorlar. Siyasal niteliği burjuva, tabanı işçi olan bir kitle partisi yaratmak! Ne var ki, bu tür bir partiyi savunanların bu kapsamda bir parti kurmak için çaba sarfetmelerinde garipsenecek bir taraf bulunmuyor. Asıl eleştirilecek yön, Marksist geçinen bazı sosyalist çevrelerin mal bulmuş mağribi gibi bu kervana katılmakta bir sakınca görmemeleridir.

Yerel Yönetimler ve Yerel Seçimler Üzerine

Nihat Balkanlı, 19 Nisan 2004

seçim dönemleri, komünistlerin açısından, işyerleri ve bulunulan alanlarda, işçi sınıfı içerisinde kurulan bağların gündemlerinin de, ülke ve yönetim sorunları, iktisadi-siyasi sorunlar üzerinde şekillendiği bir dönemdir. Ve komünistler, sırf bu sebeple bile ele alındığında, seçim gündemine, seçim zemininde yığınların karşısına çıkan aday ve partilere dönük, öncelikle ilkelerimiz temelinde şekillenen net bir perspektife, işçi sınıfının iktisadi ve siyasal ihtiyaçları açısından eleştirel bir yaklaşıma sahip olmalıdır. Seçimler nedeniyle işçi sınıfı içerisinde politikaya artan ilgiden, daha çok sayıda işçinin seçimlere proleter devrimci bir perspektifle yaklaşmasını sağlayacak bir etkiyi yaratmak üzere yararlanmak zorundayız.

Berlin’de Hüküm Süren Düzen Hâlâ Yıkılmayı Bekliyor

Nazım Yıldırım, 15 Kasım 2003
1918Alman.gif

Kapitalist sistemin derin çelişkileri, emperyalist çağda siyasal yükselişlerin ve alçalışların ani değişimlerle birbirlerinin peşi sıra ortaya çıkmasına yol açar. Bu, devrimci ve karşı-devrimci dönemlerin birbirlerini izleyen süreçler halinde sık sık toplumsal mücadele gündemine gelmesi demektir. Bu yüzden her devrimci süreçte parti önderliğinin rolü olağanüstü bir önem kazanır. Komünist partilerin böylesi durumlardaki zayıflıkları, kararsızlıkları, hazırlıksızlıkları ve liderliğin hataları yenilgiye giden yolu döşer. Her keskin değişim toplumun kaderini devrimci partinin ellerine verir. Lenin iki ya da üç günün uluslararası devrimin kaderini belirleyebileceğini söylerken, devrimci partinin rolünün öneminin altını çiziyordu. İşte Alman Devrimi böylesi bir devrimci partinin olmaması ve inisiyatifi reformist Sosyal Demokrat Parti liderlerinin ele geçirmesi sonucu boğulmuştur.

İçeriği paylaş