Marksizmin Işığında, Elif Çağlı, Temmuz 2001

Lenin'den Sonra Üçüncü Enternasyonal, Lev Troçki, Haziran 1928


Marksizm ve Merkezcilik, Mehmet Sinan, 10/11/2001

Tek Ülkede Sosyalizm ve Merkezcilik, Zeynep Güneş, 21/09/2002

Ekim Devrimine Giden Süreçte İşçi Denetimi Deneyimi

Utku Kızılok, 1 Mart 2009

Rusya işçi sınıfının tarihe kazıdığı muzaffer devrim deneyimi, bir kez işçi denetimine girişen kitlelerin bu sınırlarda kalamayacağını ve iktidarı almaya yürümek zorunda olduğunu gözler önüne sermektedir. Ama bu devrimin ispat ettiği bir şey daha var: “İşçi denetimi”nin sağlanması ve onun siyasal iktidarın fethine ilerletilmesi zorunluluğu kendiliğinden gerçekleşmemektedir. İşçi kitlelerinin ve toplumun yoksul kesimlerinin önderliğini kazanacak ve onları doğru taktiklerle ve doğru zamanda iktidarın ele geçirilmesi için yönlendirecek Bolşevik tipte bir partiye de ihtiyaç vardır. Rusya işçi sınıfının devrim deneyimi bugün de bizlere ışık tutmaya ve ilham kaynağı olmaya devam ediyor.

Sovyetler İşbaşında

John Reed, Ekim 1918

Bu metin ilk kez, 1918 Ekiminde, editörlüğünü Max Eastman’ın yaptığı ve ABD’de Bolşevizme destek sağlama çabalarına öncülük eden The Liberator (Kurtarıcı) adlı radikal bir aylık dergide yayınlandı. Makale, sovyetlerin ve fabrika komiteleri gibi diğer işçi demokrasisi organlarının, Ekim Devriminden önce ve sonra oynadıkları rolün canlı bir tanıklığını sunmaktadır. Ekim Devrimi hakkındaki ünlü çalışması Dünyayı Sarsan On Gün ile tanınan John Reed, ABD’ye döndükten sonra Komünist İşçi Partisi’nin kuruluşuna katılmış ve Komünist Enternasyonal’in 1920 yılında Moskova’da toplanan İkinci Kongresine delege seçilmiştir. Rusya’dayken tifüse yakalanıp ölmüş ve Moskova’da Kızıl Meydan’a gömülmüştür.

Devletçilik Marksizm Değildir

Serhat Koldaş, 1 Şubat 2009

Marksizm işçi sınıfının siyasal mücadelesinin hedefini burjuva devleti parçalamak ve yerine öz-yönetim organları (sovyetler, konseyler, şuralar vb.) üzerinde yükselen işçi iktidarını, yani işçi devletini kurmak olarak ortaya koyar. Özel mülkiyetin işçi sınıfının egemenliği altında devletleştirilmesi, kapitalist düzen altındaki devletleştirmelerden tamamen farklı bir içerik taşır. Kapitalist devlette devletleştirme, burjuvaziye kaynak aktarma yöntemidir. Zarar eden ya da batma durumuna gelen işletmelerin bedeli burjuvaziye ödenir. Burjuvazi hem yükten kurtarılır, hem de daha kârlı alanlara yatırım yapabilmesi için ona sermaye aktarılmış olur. İşçi devletinde ise devletleştirme, sömürüyü ve sömürücü sınıfları ortadan kaldırmak amacıyla yapılır. İşçi devleti, egemen sınıf olarak örgütlenmiş proletaryadır. İşçi devletinin mülkiyeti, işçi sınıfının ortak mülkiyetidir. İşçi devleti üretim araçlarına el koyarken burjuvaziye herhangi bir bedel ödemez.

Burjuva Demokrasisi ve İşçi Demokrasisi

Utku Kızılok, Haziran 2007

Statükocu-devletçi burjuva güçler ile liberal geçinen AB’ci burjuva güçler arasında şiddetlenen tepişme ve ortaya çıkan kriz, Türkiye’deki burjuva demokrasisinin dar çerçevesini ve sınıfsal özünü bir kez daha gözler önüne serdi. Ön cephede ağırlıklı olarak asker-sivil bürokrasinin yer aldığı statükocu güçler, tarihsel mevzilerini –devlet-siyaset üzerindeki hâkimiyetlerini– kaybetmemek için her türlü anti-demokratik yönteme başvuruyorlar.

Proleter Devrimin Şafağı: Paris Komünü

Utku Kızılok, Mart 2007

Bundan 136 yıl önce Paris Komüncüleri şöyle haykırıyorlardı: Yaşasın toplumsal devrim! 18 Mart 1871’de Parisli işçiler ayaklanarak bir kent ölçeğinde de olsa siyasal iktidarı ele geçirdiler ve tarihin sayfalarına unutulmayacak bir iz bıraktılar.

Ekim 1917: Dünyayı Sarsan Kızıl Fırtına

Utku Kızılok, Kasım 2006
Ekim.gif

İşçi sınıfı bilinçlendiğinde ve başında devrimci bir önderlik bulduğunda neler yapmaya muktedir olduğunu ve tarihin akışını değiştirebileceğini Ekim Devrimiyle ortaya koydu. Kapitalizm belâsına son veren Ekim Devrimi, üretici güçlerin toplumun yararına sunulmasıyla sınıfsız toplum yolunda büyük bir değişimin yaşanabileceğini somut olarak kanıtladı. Kimse bunu tarihten söküp atamaz!

“Tek Ülkede Sosyalizm” İddiası Sosyalizmin İnkârıdır /2

Elif Çağlı, Eylül 2006

İnsan soyunu sınıflı ve sömürülü toplum düzeninin cenderesinden kurtarıp, o güzelim geleceğe taşıyacak olan işçi sınıfı görev başına! Burjuvazi ne denli çırpınırsa çırpınsın, işçi sınıfının devrimci mücadelesinin yeniden ve bu kez daha sağlam biçimde ilerleyişe geçeceğine olan inancı köreltmeye, bu inanç doğrultusundaki çabaları durdurmaya muvaffak olamayacak. İşçi sınıfı devrimci bir şahlanışa geçmeyi başardığında, sonunda kazanan bu sefil kâr düzeni değil insanlık olacak!

“Tek Ülkede Sosyalizm” İddiası Sosyalizmin İnkârıdır

1.bölüm

Elif Çağlı, 13 Ocak 2007

Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.

Nâsır’dan Chavez’e Bonapartizm Çeşitlemeleri

İlkay Meriç, Nisan 2006

Venezuela’da son yıllarda yaşanan gelişmeler ve özellikle Chavez’in “21. yüzyılın sosyalizmi” diye dile getirdiği sosyalizm söylemi, dünya sosyalist hareketinin ihmal edilemeyecek bir kesiminde yeni bir heyecan dalgasının yükselmesine yol açmış bulunuyor. Emekçi kitlelerin sistemden hoşnutsuzluklarını geleneksel burjuva partileri devre dışı bırakarak açıkça göstermeleri, Venezuela oligarşisinin ve ABD emperyalizminin desteklediği darbe girişimlerini sokaklara dökülüp geri püskürtmeleri ve sonuçta bir devrimci durumun ortaya çıkması, kuşkusuz dünyanın neresinde olursa olsun kendine Marksist diyen herkesi haklı olarak sevindiren ve heyecanlandıran gelişmelerdir. Ne var ki, bugün yaşanan heyecan dalgasının asıl kaynağı kitlelerin inisiyatifiyle doğan devrimci durum yerine, Chavez’in demagojik söylemleri ve popülist politikası olunca işin rengi değişiyor.

Latin Amerika Sosyalizme mi Gidiyor?

Oktay Baran, 1 Ocak 2006

Son yıllarda özellikle Latin Amerika’da sınıf mücadelesi giderek yükseliyor ve buna paralel olarak sosyalizm fikri de belli bir sempati kazanmaya başlıyor. Tüm dünyanın çalkantılar içerisinde olduğu, ekonomik krizin bir türlü aşılamadığı, tüm kapitalist ülkelerde siyasetin temel taşlarının yerlerinden oynamaya başladığı, emperyalist savaşların ve emperyalistler arasındaki hegemonya kavgasının kızıştığı bir dönemde sosyalizm düşüncesinin geniş emekçi kitleler nezdinde belli bir itibar kazanmaya başlaması, ilk bakışta kuşkusuz çok önemli ve sevindirici bir gelişme olarak görünüyor. Ancak, biraz daha yakından bakıldığında, bu sürecin aslında kendi içinde çok ciddi tehlikeleri barındırdığını da görmek zor değil.

Marksizmin Işığında

Bir Tarihsel Dönemin Sorgulanması

Elif Çağlı, 2 Temmuz 2001

Marx'ın bilimsel sosyalizm kuramı, "tek ülkede sosyalizm"in olabilirliğini içermekte midir? Marx'ın teorisinde, komünizm dışında ayrıca "sosyalizm" diye, kendi başına bir bütünlük oluşturan bağımsız bir sosyo-ekonomik formasyon var mıdır? Toplumun sosyalist örgütlenmesi (sınıfsız toplum) ile aynı anda bir "ulus-devlet"in varlığı bağdaşabilir mi? Profesyonel ordusu ve polisiyle, adli ve idari mekanizmasıyla, bürokratik tarzda örgütlenmiş bir devlet, işçi sınıfı "adına" hareket ediyor olsa bile, eğer işçiler yönetemiyorsa, orada gerçekten bir işçi demokrasisi işleyebilir mi; ya da böyle bir "işçi" devletinde gerçek egemenlik işçilerde mi yoksa başkalarında mı olur?

Yaşayan Marksizm

Levent Toprak, 1 Ağustos 2005

Yaşadığımız topraklarda enternasyonalist komünist bir damarın açılmasında temel bir rol oynamış olan Elif Çağlı’nın Marksizmin Işığında adlı kitabı ikinci baskısını yapmış bulunuyor. Enternasyonalist komünist çizginin kendi yatağını açarak kararlı biçimde yol aldığını gösteren bu gelişme enternasyonalist komünistler için bir sevinç kaynağıdır. Gün geçtikçe değerinin daha iyi anlaşılacağına emin olduğumuz bu önemli çalışmanın daha nice basımlarla işçi sınıfının bağımsız devrimci siyasetine ışık tutmaya devam edeceğine inanıyoruz.

Kapitalist Devlet Mülkiyeti ve Özelleştirme

Özgür Doğan, 8 Kasım 2003

Sosyalizm adına hareket edenler, devlet mülkiyeti konusunda net bir Marksist tutum benimsemedikleri sürece, yalnızca işçi sınıfının tarihsel deneyimini yanlış değerlendirmekle kalmayacaklar, aynı zamanda en yakıcı güncel sorunlarda bile işçi sınıfını, burjuva ideolojisinin saldırıları karşısında savunmasız bırakmaya mahkûm olacaklardır.

Sovyetler ve Devrim

Akın Erensoy, 28 Şubat 2003

Sınıf mücadelesi tarihi, işçi hareketinin kendiliğinden yükselişinin siyasal iktidarın alınmasıyla sonuçlanacağını savunanların bir yanının anarşizm, öteki yanının ise reformizm olduğunu sıkça göstermiştir. Devrimci bir önderlik yoksa iktidar fethedilemez ve dalgalar halinde gelen işçi hareketi aynı ölçüde geriye çekilir. Devrimin ürünü olan sovyetler, karşı-devrimin sularında boğularak yok olur. Aynı şekilde Marksist bir Enternasyonal önderlik yoksa, devrim gerçekleşse dahi, ortaya çıkan işçi devletinin yaşatılıp kazanımlarının korunması mümkün olamaz. Bugün aslolan böyle bir Enternasyonalin inşasına güç vermektir.

Tek Ülkede Sosyalizm

Lev Troçki, 1932

Lenin'den Sonra Üçüncü Enternasyonal

Komintern Program Taslağının Eleştirisi

Lev Troçki, Haziran 1928

"Bu kitap, birbirlerinden bağımsız olmakla birlikte ayrılmaz bir bütünlük oluşturan dört bölümden oluşmaktadır: Çalışmanın bütünü Komünist Enternasyonal’in temel sorunlarına adanmıştır ve Komünist Enternasyonal’in faaliyetlerinin bütün yönlerini, programını, strateji ve taktiklerini, örgütlenmesini ve önder kadrolarını kapsamaktadır. Öte yandan kitap, Sovyetler Birliği’nin hükümet partisi olan ve Komünist Enternasyonal’in başlıca partisi olarak her bakımdan belirleyici bir rol oynayan Sovyet Komünist Partisinin, Lenin’in hastalığı ve ölümüyle başlayan son dönemdeki iç hayatının bir eleştirisini de içermektedir. Böylelikle kitap, umuyorum ki, yeteri kadar uyumlu bir bütün oluşturmaktadır."(Lev Troçki)

EKİM'den Bir Yaprak

Elif Çağlı, 2 Kasım 2002

Bundan 85 yıl önce gerçekleşen büyük Ekim Devrimi hâlâ işçi sınıfının devrimci mücadelesinin en büyük ilham kaynağı olmayı sürdürüyor. 20. yüzyıla damgasını basan bu şanlı devrim, aslında nice önemli derslerle yüklü uzun bir devrim sürecinin ürünüdür. Çeşitli bakımlardan üzerinde durulması gereken bu sürecin en önemli yönlerinden biri de, mücadele içindeki işçi ve emekçi kitlelerin bağrından doğan sovyetlerdir. Rus devrim sürecinde, gerçek bir işçi iktidarının kendisinde somutlandığı sovyetler temelinde yürüyen tartışmalarda sergilenmiş olan yanlış ve doğru tutumların hatırlanması yararlı olacaktır.

Tek Ülkede Sosyalizm ve Merkezcilik

Zeynep Güneş, 21 Eylül 2002

Tek ülkede sosyalizm sorunu, etrafında uzlaşmaz bir kamplaşmanın yaşandığı, koca bir tarihsel döneme damgasını vuran belki de en önemli sorundur. Yaklaşık yetmiş beş yıldır tartışılan bir sorun olmanın yanı sıra, Stalinizmin en önemli alamet-i farikası olması açısından da ayrı bir önem taşımaktadır. Çoklarının üzerinden atlanabilecek bir teorik konu olarak gördükleri bu sorun, devrimci Marksizmle Stalinizm arasındaki sınırın kilometre taşlarını döşemiş, takınılan tutuma göre izlenen politikalar ise dünya devriminin kaderini belirlemiştir.

Marksizm ve Merkezcilik

Mehmet Sinan, 10 Kasım 2001

"Başta Sovyetler Birliği olmak üzere, 'reel sosyalizm' diye adlandırılan ülkelerin sosyo-ekonomik yapısı ve devletin sınıf karakteri üzerine geçmişte pek çok tartışma yürütüldü. ... Tartışmada öne çıkan ve en çok anlaşmazlık konusu olan teorik sorun, kapitalizmden komünizme geçiş dönemi (proletarya diktatörlüğü) ile komünizmin alt ve üst aşamalarının nasıl ayırt edilip tanımlanacağı sorunuydu." Mehmet Sinan, yazısında, merkezciliğin bu teorik soruna yaklaşımını Marksist temellere dayanarak eleştiriyor.

Bir Kitabın Anımsattıkları

Mehmet Sinan, 16 Mayıs 2002

Elif Çağlı'nın Marksizmin Işığında adlı kitabı bu yılın başında Tarih Bilinci Yayınları tarafından yayınlandı... Kitapta ele alınan konular ve yürütülen tartışmalar bizi on beş yıl öncesine götürüyor ve o dönemde SSCB ve Doğu Avrupa'da yaşanan fırtınalı olayları, Gorbaçov'un estirdiği değişim rüzgârlarını ve bu gelişmeler üzerine Türk solunda yapılan hummalı tartışmaları yeniden hatırlamamızı sağlıyor.

İçerik yayınları

Son Yayınlananlar