Ekonomi 
  • Açlık Ordusu Yürüyor! --- Mayıs 2008
  • Kapitalizm İnsanlığı Öldürmeye Devam Ediyor! ---
  • Duydunuz mu zengin olmuşuz! ---
  • Kapitalist Ekonomide Kriz Çanları ---
  • Parasız Sağlık mı? --- 11 Mart 2008
  • Burjuva Devletin Bütçesi ve Vergiler --- Şubat 2008
  • Sosyal Güvenlik Saldırısı Yeniden Gündemde --- Ocak 2008
  • Dev-Sağlık-İş’ten Ankara’da Eylem ---
  • Göçmen İşçiler: “Kullanılıp Atılabilir İnsanlar” ---
  • Kentsel Yağma ve Talan Projesi --- Mayıs 2007
  • Biz Yoksullaştıkça Onlar Zenginleşiyor --- Nisan 2007
  • “Yoksullar ve Ezilenler Hareketi” mi? --- Mart 2007
  • Vampirin Doymayan Açlığı ve Vardiya Sistemi --- Şubat 2007
  • Mikro Kredi ve Makro Yalanlar --- Aralık 2006
  • Fındık Sorunu --- Eylül 2006
  • Kapitalizmde Yoksulluk Bolluğun Kendisinden Doğar ---
  • Kapitalizmde Sosyal Güvenlik --- Nisan 2006
  • Servet Nerede Birikiyor --- 22 Ekim 2005
  • Açlıktan kırılanlar; onlar bizden ... --- 5 Eylül 2005
  • Artan Yoksulluk ve Sefalet Kapitalizmin Gerçeğidir --- Temmuz 2005
  • İşsizlik İstatistikleri: Rakamların Sahte Dili --- Haziran 2005
  • Venepal İşçilerin ve Devletin Ortak Yönetiminde --- 16 Nisan 2005
  • Sosyal Güvenlik Saldırısı ve SSK Sorunu --- Nisan 2005
  • Marx'ın Kapitali ---
  • Göçmen İşçilerle Bir Röportaj --- 12 Eylül 2004
  • Dünya Ekonomisi Üzerine ---
  • Sınıf Mücadelesi Meşruluğunu Burjuva Yasalarından Almaz! --- 9 Mart 2004
  • Marksizm ve “Uzun Dalgalar” Teorisi --- 14 Kasım 2000
  • Kapitalist Devlet Mülkiyeti ve Özelleştirme --- 8 Kasım 2003
  • Kapitalizmin Krizleri ve Devrimci Durum --- 2 Kasım 2003
  • Sermayenin Yeni Bir Saldırısı: Kamu Personel Rejimi Tasarısı --- 29 Ekim 2003
  • "İlaçtan Ölmek!" - Sağlık Uyarısı: Kapitalizm Öldürür! --- Mayıs 2003
  • Kapitalist Sistem Sağlıklı Bir Toplum Yaratamaz --- 2 Mayıs 2003
  • Sahte Cennetlerin Öteki Yüzü --- 26 Ekim 2002
  • Kapitalizmin Krizleri ve Devrimci Durum, Elif Çağlı, 2 Kasım 2003

    Marx'ın Kapitali, Otto Rühle,


    Açlık Ordusu Yürüyor!

    Kerem Dağlı, Mayıs 2008

    Yaşlı yerküremiz yeni bir isyan dalgasına tanık oluyor. Gözbebekleri dışarı fırlamış aç insanlar, üzerlerine sıkılan kurşunlara ve kafalarına inen polis coplarına aldırmadan, bir dilim ekmek bulabilmek için her yere saldırıyor, polisle çatışıyor, hükümet deviriyorlar. Mısır’dan Haiti’ye kadar 30’dan fazla ülkede yüzbinlerce insan sokaklara dökülmüş durumda.

    Kapitalizm İnsanlığı Öldürmeye Devam Ediyor!

    Kartal’dan Marksist Tutum okuru bir işçi

    Duydunuz mu zengin olmuşuz!

    Suphi Koray

    Adını Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) olarak değiştiren Devlet İstatistik Enstitüsü, sadece adını değiştirmekle kalmadı, milli gelir hesaplama yöntemini de değiştirdi. AB’ye uyum kapsamında 2004 yılından beri sürdürülen çalışmaların sonuçları Mart ayı başında açıklandı.

    Kapitalist Ekonomide Kriz Çanları

    Utku Kızılok

    Önümüzdeki süreç, gerçekten de büyük altüst oluşlara gebedir. Ancak bu altüst oluşun sınıf mücadelesinin yükselmesini ve devrimci durumların ortaya çıkmasını içerdiğini de unutmamak gerekiyor. Savaşın nasıl gelişeceğini tayin edecek olan temel etmen kesinlikle sınıf mücadelesidir. Eğer işçi sınıfı uluslararası düzeyde örgütlü bir güç olarak ayağa kalkarsa, kapitalizmin bunalımına devrimci bir cevap verir ve savaştan bir işçi devrimi doğar.

    Parasız Sağlık mı?

    Marksist Tutum okuru bir işçi, 11 Mart 2008
    sağlık

    İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü resimdeki afişi birçok işçi mahallesine asmış. Veremli hastaları bulmak, tedavisi için imkânlar sağlamak ve hastalığı en aza indirmek için yol kat etmekmiş amaç.

    Burjuva Devletin Bütçesi ve Vergiler

    İlkay Meriç, Şubat 2008

    Devletin finansmanının hangi sınıfların sırtına yüklendiğine ve kaynakların hangi sınıflara akıtıldığına dair önemli bir gösterge oluşturan devlet bütçeleri, burjuva hükümetlerin izledikleri ekonomik ve sosyal politikaların genel bir özetini sunarlar. Bu nedenle de bütçeler burjuvazi kadar işçi sınıfını da yakından ilgilendirirler.

    Sosyal Güvenlik Saldırısı Yeniden Gündemde

    Çiğdem Kozlu, Ocak 2008

    Burjuvazinin has temsilcisi ve neo-liberal politikaların yılmaz uygulayıcısı olan AKP’nin gerçek yüzü SSGSS Yasası ile bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bu yasayla burjuvazi bir kez daha işçi ve emekçileri kavgaya davet ediyor. İşçi sınıfı bu davete birleşik mücadeleyle yanıt vermek zorundadır. Saldırıların geri püskürtülebilmesi ancak militan sınıf mücadelesinin yükseltilmesiyle mümkündür.

    Dev-Sağlık-İş’ten Ankara’da Eylem

    Ankara’dan Marksist tutum okuru bir grup işçi
    sağlık eylemi

    Dev-Sağlık-İş’in 17 Kasımda Abdi İpekçi parkında düzenlemiş olduğu mitinge yaklaşık 450 kişi katıldı. Mersin’den, Antalya’dan, Adana’dan, Diyarbakır’dan, Kocaeli’den gelen işçilere, Türk Tabipler Birliği Tıp Öğrencileri kolunun da destek vermesi, mitingi daha coşkulu bir hale getirdi. Mitinge katılanların yaş ortalamasının oldukça genç olması ve bunların mitinge işten atılma tehlikesini göze alarak katılmaları da önemliydi.

    Göçmen İşçiler: “Kullanılıp Atılabilir İnsanlar”

    Kerem Dağlı

    Son yıllarda sayıları gittikçe artan göçmen işçilere ve mültecilere uygulanan baskıcı ve dışlayıcı politikalar, burjuvazinin işçi sınıfına yönelik neo-liberal saldırılarının ve 11 Eylül süreciyle birlikte yükselen siyasal gericiliğin bir parçasıdır. Burjuvazi, göçmen işçileri ve mültecileri, özellikle gelişmiş ülkelerdeki örgütlü sınıf hareketini kırmakta bir araç olarak kullanmak istiyor. Bu yüzden de, başta göç alan ülkelerin işçi sınıfları olmak üzere, tüm dünya işçi sınıfının, bu saldırılara ve göçmen işçilere uygulanan ırkçı, faşizan ve ikiyüzlü politikalara karşı mücadele etmesi gerekiyor. Böyle bir mücadele ulusal, kültürel, dinsel ve diğer burjuva önyargıları kırarak işçi sınıfının enternasyonal ölçekte birleşmesinin önünü açabilecektir.

    Kentsel Yağma ve Talan Projesi

    Kerem Dağlı, Mayıs 2007

    AKP hükümeti ve İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerin belediyeleri, bir süreden beri “Kentsel Dönüşüm” adı altında yeni bir yağma ve talan operasyonu yürütüyorlar.

    Biz Yoksullaştıkça Onlar Zenginleşiyor

    İlkay Meriç, Nisan 2007

    Forbes dergisinin Mart başında açıkladığı dünya zenginler listesi, kapitalist sistemde bir avuç azınlığın nasıl milyarlarca insanın sefaleti üzerinden zenginliğine zenginlik kattığını bir kez daha kanıtlar nitelikteydi.

    “Yoksullar ve Ezilenler Hareketi” mi?

    Selim Fuat, Mart 2007

    Sosyalist düşünce, toplumun yoksul ve diğer ezilen kesimlerinden yana tavır alan bir düşüncedir. Bu yüzden yoksulluk ve ezilme sorunu her zaman sosyalistlerin gündeminde olmuş ve sosyalistler bu sorunlara karşı çeşitli yaklaşımlar geliştirmişlerdir.

    Vampirin Doymayan Açlığı ve Vardiya Sistemi

    İlkay Meriç, Şubat 2007

    Sistemin krizi derinleştikçe sermaye karşısında alabildiğine örgütsüz bir işçi sınıfı bulmanın verdiği cesaretle ona ölümüne saldırıyor. Bundan otuz kırk yıl önce insanlığın hayalini bile kuramadığı teknolojik gelişmeler, bugün her alanda insan emeğini asgariye indirebilecek bir makineleşmenin olanaklarını yaratmış ve pek çok alanda da bu olanaklar uygulamaya sokulmuştur. Ne var ki, kapitalizmin hüküm sürdüğü bir dünyada bu olanaklar, işçi sınıfı cephesinde kısa çalışma saatleri yerine işsizlik ve 1800’lü yıllara geri dönüşe işaret eden düzeyde uzatılmış iş saatleri olarak yansımasını bulmakta.

    Mikro Kredi ve Makro Yalanlar

    Oktay Baran, Aralık 2006

    kapitalist üretim ilişkileri içerisinde görünüşte tüm insanlığın zenginliği olarak üretilen, gerçekte ise bir avuç mülk sahibinin sermayesi olarak büyüyen zenginliğin kaynağı da, milyarlarca emekçinin yoksulluğunun kaynağı da, ücretli emek ve sermaye sistemidir. İşgücünün işçinin hayatta kalmak için satmak zorunda kaldığı bir meta olduğu bu sömürü sistemine son verilmedikçe, toplumun bir kutbunda muazzam bir zenginliğin, diğer kutbunda ise ister mutlak ister göreli anlamda olsun yoksulluğun, yoksunluğun ve sefaletin birikmesi kaçınılmazdır.

    Fındık Sorunu

    Cem Keskin, Eylül 2006

    Kapitalizmde üretim insanlığın genel ihtiyaçları gözetilerek değil, kâr sağladığı sürece yapılıyor. Üretilen ürünün “fazla” oluşu, genel olarak insanlığın çıkarınayken, kapitalistlerin ağlaşmaya başladığını görüyoruz. Çünkü onların derdi üretilen o ürünü satabilmektir, satılamayan bir ürün kapitalistin gözünde yükten başka bir şey değildir. Oysa gerçekte ne insanlık açısından ne de Türkiye’de yaşayan insanlar açısından yeterli miktarda fındık üretilmiştir!

    Kapitalizmde Yoksulluk Bolluğun Kendisinden Doğar

    Berdan Güney

    Kapitalist üretim toplumun ihtiyacı gözetilerek değil, sadece daha fazla kâr elde etmek amacıyla gerçekleştirilir. Kapitalist toplumda pek çok ürün kapitalistlerin satabileceklerinden çok daha fazla üretildiği ve bunlara ihtiyacı olan yüz milyonlarca yoksul insan bulunduğu halde, bu ürünler onlara dağıtılmayıp imha edilir. “Uygarlıkta yoksulluk bolluğun kendisinden doğar.” Kapitalizm böylesine akıldışı bir sistemdir. Oysa işçi iktidarı altında, merkezi olarak örgütlenen işçi konseyleri, hangi ürünün ne kadar üretileceğine tüm nüfusun ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak karar verecek, bunu planlayıp hayata geçirecektir.

    Kapitalizmde Sosyal Güvenlik

    Levent Toprak, Nisan 2006

    Şu an Türkiye’de gündemde olan sosyal güvenlikle ilgili yasa tasarılarına karşı henüz yeterli bir işçi sınıfı muhalefeti ne yazık ki yok. Bunun işçi sınıfının bilinç ve örgütlülüğündeki büyük gerilemeden kaynaklandığını uzun boylu anlatmaya gerek yok. Ancak mevcut sınırlı muhalefetin önemli bir bölümü de sorunu kapitalizmin doğasıyla sağlam ve tutarlı biçimde ilişkilendirmekten uzak. Ya sorun basitçe hükümetlere (ve özellikle AKP hükümetine), ya IMF ve Dünya Bankası’yla yapılan anlaşmalara ya da neo-liberalizme indirgeniyor. Hâl böyle olunca da çözüm olarak ulusalcı ve devletçi renkler taşıyan bir “sosyal devlet” perspektifi öne çıkıyor.

    Servet Nerede Birikiyor

    Yavuz Girgin, 22 Ekim 2005

    Özel mülkiyetin ve sınıfların var olduğu bir toplumda eşitlikten veya adil bölüşümden bahsedilemez. Kapitalist toplum rekabet ve işçi sınıfının yarattığı artı-değerin sömürülmesi üzerine kurulmuştur. Kapitalist üretim insanlar arasında eşit bölüşüm ve refah için değil kâr için yapılır. Kapitalizm yıkılmadan insanlığın kurtuluşu imkânsızdır. Kapitalizm var oldukça ülkeler arasında eşitsizlikler de var olacaktır. Zengin ve fakir ülke ayrımı kapitalizme özgü bir ayrımdır. Her ülkedeki esas eşitsizliğin kaynağı sömüren ile sömürülen sınıflar arasındaki eşitsizliktir.

    Açlıktan kırılanlar; onlar bizden ...

    D.K., 5 Eylül 2005

    Kapitalizm savaş, açlık, yoksulluk ve sefalet demektir. 21. yüzyılda bilim ve teknolojideki tüm ilerlemelere rağmen dünya, yoksulluğun getirdiği sorunlarla savaşmaktadır. Elbette bu hayatta kalma savaşının baş aktörü işçi sınıfıdır; çünkü yoksulluğu yaşayan sınıf biziz, dünya burjuvazisinin ise bir eli yağda bir eli balda! Dünya kaynaklarını hesapsızca har vurup harman savuruyor burjuva sınıf. Kapitalizmin bütün katliamlarına dur demenin tek yolu var; sınıflı toplum düzenine son vermek!

    Artan Yoksulluk ve Sefalet Kapitalizmin Gerçeğidir

    Oktay Baran, Temmuz 2005

    Kapitalizmde işçi sınıfının artan bir sefalet yaşamadığı, tersine yaşam standartlarının yükseldiği ileri sürüldü. Artık “Marx’ın zamanındaki gibi” paçavralar içinde gezinen, fabrika köşelerinde ya da barakalarda yaşayan, günde 18 saat çalışan işçiler yoktu! Oysa Marksizm işçi sınıfının mutlak anlamda sürekli yoksullaşacağından hiçbir zaman söz etmemiştir. Hatta ekonomik gelişmeye bağlı olarak işçi sınıfının yaşam düzeyinin geçmiş dönemlere oranla bir ölçüde yükselmesi de pekâlâ mümkündür. Aslında revizyonistlerin ve burjuva iktisatçıların “yoksullaşma” olgusu bakımından en sahtekârca davrandıkları nokta yoksullaşmayı bireyin mutlak yoksullaşması olarak ele almalarıdır.

    İşsizlik İstatistikleri: Rakamların Sahte Dili

    Oktay Baran, Haziran 2005

    Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE), 2005 yılından itibaren işsizlik ve istihdamla ilgili istatistikleri üçer aylık dönemler üzerinden bir ortalama alarak her ay açıklamaya başladı. Şu ana kadar, Ocak 2005 ve Şubat 2005 verileri açıklanmış durumda. Bu veriler, burjuva medyada ve burjuva iktisatçılar arasında hararetli bir tartışma başlattı. Ne oluyordu da, bir taraftan Türk ekonomisi rekor üstüne rekor kırarak büyürken, aynı zamanda işsizlik de yeni rekorlara imza atıyordu?

    Venepal İşçilerin ve Devletin Ortak Yönetiminde

    İstanbul'dan Marksist Tutum okuru bir öğrenci, 16 Nisan 2005

    Venezuela işçi sınıfı eski devlet aygıtının verdiği kırıntılarla avutuluyor, oysaki işçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır deniliyorsa bunun karşılığı işçilerin kendi iktidar organlarına yaslanarak asalakların iktidarını alaşağı etmeleri olmalıdır, başkalarının bahşedeceği kırıntılar değil.

    Sosyal Güvenlik Saldırısı ve SSK Sorunu

    Nisan 2005

    İşçilerin yüzyılı aşkın bir mücadele sürecinde elde ettiği kazanımlarına gözünü diken patronlar sınıfı, 80’li yılların başından itibaren yürüttüğü neo-liberal politikalarla işçi sınıfının haklarına karşı başlattığı taarruzu kesintiye uğratmadan sürdürüyor ve sınıfın kazanımlarını bir bir gasp ediyor.

    Kapitalist Dünyada Çocuk Olmak

    İstanbul'dan bir Marksist Tutum okuru, 3 Mart 2005

    Marx'ın Kapitali

    Marx'ın sözcükleriyle Kapital özeti

    Otto Rühle

    "Bu kitap, Marx’ın ekonomik öğretisinin temellerini Marx’ın kendi sözleriyle özlü bir biçimde ortaya koymaktadır. Her şeyden önce, halen hiç kimse emek değer teorisini Marx’tan daha iyi açıklayamamıştır. Kapital’in birinci cildinin –Marx’ın tüm ekonomik sisteminin temeli– özeti bay Otto Rühle tarafından, büyük bir dikkatle ve derin bir görev bilinciyle yapılmış. ... Aynı zamanda bay Rühle, özetin bütünlüğünü olduğu kadar bilimsel analizin gelişimindeki sürekliliği de korumak için herşeyi yaptı. Mantıksal çıkarımlar ve diyalektik düşünce geçişleri, inanıyoruz ki hiçbir noktada ihlâl edilmemiş." (Troçki)

    Göçmen İşçilerle Bir Röportaj

    Çağlayan’dan Marksist Tutum okuru bir tekstil işçisi, 12 Eylül 2004

    Sınıf Mücadelesi Meşruluğunu Burjuva Yasalarından Almaz!

    Akın Erensoy, 9 Mart 2004

    Bugün için bürokrasinin ve dolayısıyla da burjuvazinin sendikal harekete egemen olduğu doğrudur, fakat bu durum değişmez değildir ve değiştirilmek zorundadır. Burjuvazi bizleri kendi hukukunun çizdiği sınırlara uymaya zorluyor. Bunlara uymadığımız takdirde polisiyle ve mahkemesiyle tehdit ediyor, sindirmeye çalışıyor. Oysa burjuvazinin yasaları değişmez değildir, örgütlü ve devrimci sınıf mücadelesiyle bu yasalar işçi sınıfının lehine değiştirilebilir. Ayrıca da burjuva düzenin belirlediği dar çerçeve işçilerin devrimci mücadelesiyle paramparça edilebilir. Unutmayalım ki, işçi hareketi meşruluğunu burjuva yasalardan değil, işçi sınıfı mücadelesinin tarihsel haklılığından ve gücünden almaktadır. Bizi kurtuluşa götürecek tek yol ise örgütlenmek ve gücümüzü birleştirmekten geçmektedir.

    Marksizm ve “Uzun Dalgalar” Teorisi

    Alan Woods, 14 Kasım 2000

    Kapitalist Devlet Mülkiyeti ve Özelleştirme

    Özgür Doğan, 8 Kasım 2003

    Sosyalizm adına hareket edenler, devlet mülkiyeti konusunda net bir Marksist tutum benimsemedikleri sürece, yalnızca işçi sınıfının tarihsel deneyimini yanlış değerlendirmekle kalmayacaklar, aynı zamanda en yakıcı güncel sorunlarda bile işçi sınıfını, burjuva ideolojisinin saldırıları karşısında savunmasız bırakmaya mahkûm olacaklardır.

    Kapitalizmin Krizleri ve Devrimci Durum

    Elif Çağlı, 2 Kasım 2003

    "Kapitalist sistemin II. Dünya Savaşı sonrasından 21. yüzyıl başlangıcına dek uzanan dönemi, tüm iniş ve çıkışlarına rağmen ekonomik yaşamda genel bir canlılık sergiledi. Derin krizlerin ve nice insanın yaşamını yok eden iki büyük dünya savaşının ardından gelen bu canlılık dönemi, "kapitalist üretim sürecinin önemli ölçüde karakter değiştirdiği" yolundaki görüşlerin de yaygınlık kazanmasına yol açacaktı. Zamane iktisatçıları, kapitalist sistemin artık krizlerini atlatabilecek yetkinliğe ulaştığını ve sistemin eski dönemin özelliklerine benzemeyen yeni bir tarihsel döneme girdiğini şişinerek ilân ediyorlardı. Burjuva iktisatçıların ekonomik yükseliş dönemi boyunca kapitalist sistemi tahkim edici ideolojik çıkarsamalar yapmalarında ve kapitalizmin artık ölümsüz bir çağa girdiği mavalını okumalarında garipsenecek bir yan yoktu. Tuhaf olan, bir zamanlar Marksist geçinen kişilerin de neredeyse burjuva iktisatçıların kuyruğundan sürüklenircesine bu propagandadan etkilenmeleriydi."

    Sermayenin Yeni Bir Saldırısı: Kamu Personel Rejimi Tasarısı

    Tuncay Alp, 29 Ekim 2003

    İşçi sınıfı bugün örgütsüz ve dağınık durumdadır. İşçi sınıfına önderlik etme yeteneğindeki devrimci bir siyasal örgütlülüğün henüz ortada bulunmadığı, sınıfın sendikal örgütlerinin ise sendikal bürokrasinin boyunduruğu altında felçleştirilmiş olduğu bir durumda, işçi sınıfının en ölümcül saldırılara karşı bile anlamlı bir direniş mevzisi oluşturması mümkün gözükmüyor. Yine de, mevcut saldırıya karşı nasıl bir direniş hattının örülmesi gerektiği, bu direniş hattının hangi argümanlarla inşa edileceği sorunu öneminden bir şey kaybetmiyor. Yasaya karşı çıkmak adına, burjuva ideolojisinin şu ya da bu argümanını ileri sürerek, sendika bürokrasisinin bir kesimini harekete geçirmeye çalışmak belki kısa vadede sonuç verebilir, ancak bu olsa olsa burjuva ideolojisinin ve en başta da milliyetçiliğin ve devletçiliğin sınıfın geniş kitleleri arasında daha derin ve sağlam kökler salmasıyla sonuçlanacaktır.

    "İlaçtan Ölmek!" - Sağlık Uyarısı: Kapitalizm Öldürür!

    Jordi Martorell, Mayıs 2003

    Sonuç olarak, ilaç kampanyacıları tarafından ilaç-mafyası olarak da bilinen büyük ilaç şirketlerinin belgeselde gösterilen her bir uygulaması insani açıdan iğrençtir. Fakat ilaç-mafyası yöneticilerinin, bu yöntemleri özellikle kötü ve duyarsız insanlar (kesinlikle çoğu öyledir) oldukları için kullandıklarını düşünmemeliyiz. Gerçek neden onların kâr elde etmek için üretim yapmalarıdır. Bu, acayip, korkunç, insanlık dışı bir mantıktır, fakat her şeyden önce kapitalizmin mantığıdır. Bundan dolayı, bu örnek, üretim araçlarının özel mülkiyeti ve insanlığın ihtiyaçları arasındaki çelişkiyi gösteren en iyi örneklerden birisidir. Bu tür belgeseller, insan hayatına hiç saygı göstermeden çalışan bu acımasız çokuluslu şirketleri mükemmel bir şekilde teşhir ediyorlar. Dünya ilaç piyasasının beş muazzam çokuluslu şirket tarafından yönetiliyor olması, her gün dünyada milyonlarca insanın ölmesinin doğrudan nedenidir. Bu beş devin devletleştirilmesi ve demokratik denetimi sorunu ortadadır. Bu belgeselin yarattığı isyan duygusu doğru bir yöne, bizzat kapitalizme karşı mücadeleye kanalize edilmelidir.

    Kapitalist Sistem Sağlıklı Bir Toplum Yaratamaz

    Aslı Ceren, 2 Mayıs 2003

    Ölümü kabul etmek ne kadar zor olursa olsun, doğadaki her canlı organizma doğuyor, büyüyor ve göçüp gidiyor "her dalı yemiş yüklü dünyadan". Ama kimi kuş sütüyle beslenerek, kimi "beyaz bir sofrada bir kere bile yemek yiyemeden doyasıya". Evet yaşadığımız toplumda sağlık sorunu, sınıflı bir toplum olan kapitalist toplum gerçeğinden koparılarak tartışılamaz.

    Sahte Cennetlerin Öteki Yüzü

    Göçmen İşçilik Olgusu

    Nazım Yıldırım, 26 Ekim 2002

    Akıldışılık ve çürüme, toplumsal hayatın bütün alanlarına her geçen gün daha fazla hakim oluyor. Kapitalist üretim tarzı, bir taraftan insanlığın kurtuluşunun maddi olanaklarını yaratmayı sürdürse de, diğer taraftan emekçi kitleleri dünyanın her yerinde felâketlerin bin bir türüne maruz bırakmaya devam ediyor. Sermayenin dillendirmekten bıkmadığı kurtuluş vaatleri ise, işçi sınıfı için yeni cehennem azaplarından başka sonuçlar vermiyor. Yaratılan yanılsamalardan biri de gelişmiş kapitalist ülkelerde işçileri sorunsuz bir refah ortamının beklediğidir. Boş propagandalara kanıp gelişmiş ülkelere kapağı atmak için çabalayan binlerce işçi, göç yollarına düşüyor. Kapitalizmin sahte cennetlerine kurtuluş umudu ile akın eden bu göçmen işçi kitleleri, kapitalist düzenin sorunlarını en berbat sonuçlarıyla yaşamak zorunda kalan emekçi kesimlerin başında geliyor.

    12
    İçeriği paylaş