İran Devrimi, Akın Erensoy, 13 Ocak 2007

İran Devrimi, Burjuva İç Kapışma ve Dersler

Utku Kızılok, 1 Şubat 2010

İran’da siyasal ve toplumsal hoşnutsuzluk devam ediyor. Kitlelerin biriken öfkesi her vesileyle kendini dışa vuruyor. Mevcut yönetime muhalif olan ve geçtiğimiz Aralık ayında ölen Ayetullah Ali Montazeri’nin cenaze töreninin ve hemen sonrasına rastlayan Aşura anmasının on binlerce kişinin katıldığı bir gösteriye dönüşmesi bu hoşnutsuzluğun bir ifadesidir. Molla rejimi daha önceki gösterilerde olduğu gibi, bu sefer de kitleleri bastırmaya girişti, birçok insan ölürken, onlarcası tutuklandı ve bir o kadarı da yaralandı. Öyle gözüküyor ki, önümüzdeki dönemde de bu tip kitle gösterileri yaşanmaya devam edecek. Zira egemen sınıf içindeki kavga sürüyor ve on yıllardır kitlelere zulüm uygulayan koyu molla diktatörlüğü yerli yerinde duruyor. Molla rejiminin çelişkilerinin ne yönde çözüleceğini esas belirleyecek olan işçi sınıfı ise henüz örgütlü gücüyle ve sınıf kimliğiyle bu hareketin içine girmiş değildir.

İran’da Toplumsal Patlama

Akın Erensoy, 28 Haziran 2009

12 Haziranda yapılan cumhurbaşkanlığı seçimleri, köklü çelişkilerle yüklü İran’da toplumsal bir patlamayı tetiklemiş durumda. Açıklanan sonuçlara göre Mahmud Ahmedinecad toplam oyların %63’ünü, Mir Hüseyin Musevi ise %34’ünü aldı. Böylece ikinci tura kalmadan mevcut cumhurbaşkanı Ahmedinecad seçimleri bir kez daha kazanmış oldu. Ancak “reformcu” olarak adlandırılan Musevi ve Mehdi Karrubi seçimlere Ahmedinecad tarafından hile karıştırıldığını öne sürerek sonuçları tanımadıklarını ilan ettiler ve hemen akabinde ise, sayısı yüz binleri bulan kitleler polislerin, Devrim Muhafızlarının ve paramiliter bir örgütlenme olan besic’lerin (gönüllü İslam savaşçıları) açık terörüne rağmen meydanlara inerek öfkelerini dışa vurdular.

İşçiler İçin Cehennem Ülkelerden Biri: İran

İran, ABD emperyalizmiyle süregiden çekişmeleriyle, nükleer silah geliştirme çalışmalarıyla ve şeriat rejimi üzerine yapılan tartışmalarla gündeme geliyor. Geçtiğimiz haftalarda Ahmedinecad Türkiye ziyareti vesilesiyle medyanın gündemini magazinel bir tarzda işgal etti. Elbette burjuva medyada, bölgenin güçlü kapitalist ülkelerinden biri olan İran’da patronların ve mollaların baskı ve sömürü düzeninin sadece kadınlara değil, işçilere, emekçilere ve Kürtlere de tam bir cehennem hayatı yaşattığından söz edilmedi. İran’dan derlediğimiz birkaç haber, sadece “şeriat” denilerek sınıfsal özü gözlerden uzak tutulan rejimin sınıfsal niteliğini apaçık sergiliyor.

İran’da Polis 1000 Grevci İşçiyi Kaçırdı!

15 Nisan 2008
bangladeşte ekmek isyanı

İran’da bir otomobil lastiği fabrikasında çalışan 2000 işçi, beş aydan uzun bir süredir ücretlerini alamadıkları için 9 Nisanda iş bıraktı. Kian lastik fabrikası işçilerinin başlattıkları bu grev 12 Nisanda İran polisinin saldırısına uğradı.

İran Devrimi

Küçükçekmece’den bir Marksist Tutum okuru, 5 Mayıs 2006

İran Hedef Tahtasında

İstanbul Üniversitesi’nden bir Marksist Tutum okuru

Emperyalist Savaşın ve Toplumsal Çelişkilerin Kıskacındaki Ülke: İran

Utku Kızılok, 13 Ocak 2007

İran’daki şeriat devleti bugün 26 yaşında. Uygulanan tüm baskıya rağmen toplumsal çelişkiler keskinleşiyor İran’da; birçok şehirde grevler ve direnişler oluyor. Tüm baskılara ve açık şiddete karşın işçiler, kadınlar ve gençler mevcut rejime karşı mücadeleye girişmekten geri durmuyorlar. Kitleler şeriat rejiminden bıkmış durumdalar. İşsizlik, açlık, yoksulluk katlanılmaz hale geliyor; toplumsal çürüme yayılıyor. Varoşlarda yaşayan kent yoksulu emekçiler çaresizlik içinde kıvranıyorlar. 68 milyon nüfuslu İran’da yoksulluk sınırının altında yaşayanların oranı nüfusun %40’ını geçerken, işsizlik %20’nin üzerinde. İşsizlik gençler arasında hızla yaygınlaşıyor. Diğer taraftan kitleler en sıradan burjuva demokratik haklardan bile mahrum bırakılıyor; kitle eğlencesine dönüştürülen idamlarla emekçi yığınlar açık şiddetle, terörle terbiye edilmeye çalışılıyor.

İran’da Kürt Ayaklanması

İstanbul'dan bir Marksist Tutum okuru, 20 Ağustos 2005

Yüzyıllardır boyunduruk altında yaşayan Kürt halkının baskılara karşı mücadelesi sürüyor. Nitekim İran’da Temmuz ayında bir Kürt gencinin öldürülmesiyle gelişen olaylar büyük bir ayaklanmaya dönüştü. Kürt halkı baskı altında yaşamaya devam ettiği sürece bu özgürlük mücadelesinin alevi de sönmeyecek. Toprakları dört parçaya bölünmüş Kürdistan halkı, Türkiye, İran, Suriye ve Irak devletleri tarafından ezilmiş, baskı altına alınmış, yok sayılmış ve hatta yok edilmeye çalışılmıştır. Türkiye topraklarında çıkan ayaklanmalar hunharca bastırıldı ve on binlerce Kürt katledildi. Irak’ta Halepçe katliamında 5000 Kürt çoluk çocuk denmeden kimyasal silahlarla katledilmişti. Sağ kalanlarsa kimyasal silahlardan psikolojik ve fiziksel olarak ciddi şekilde etkilendi. Suriye’de 225 bin Kürdün vatandaşlık hakkı bile yok! Yani insan olarak bile kabul edilmiyorlar. Oy kullanma, mülk edinme hakları bulunmuyor.

İran Devrimi

Akın Erensoy, 13 Ocak 2007

Devlete hakim olan sivil-asker Kemalist bürokrasi, yıllardır devam eden ayrıcalıklarını laiklik kisvesi altında savunuyor. Laikliği siyasal bir üst-kimlik olarak kullanan ve söz konusu yapısal değişimlerle siyasal egemenliğini yitireceğini bilen Kemalist bürokrasi çığlığı basıyor: Laiklik elden gidiyor, Türkiye yeni bir İran olabilir! Bu bağlamda, siyasal İslâmın şekil değiştirdiği ve şeriat İran’ının parçalanma sürecine girdiği bir dönemde, İran devrimini incelemek önem kazanıyor. Olayları tarihsel materyalist bir anlayışla incelemek ve İran’ın tarihsel gelişimini, o dönemin sosyal-siyasal koşullarını anlamak gerekir. Bu, İran’da şeriatın ne gibi koşullarda ortaya çıkan bir fenomen olduğunu ve Türkiye’de neden şeriatın hakim olamayacağını tarihsel bir perspektifle ortaya koyacaktır.

İçerik yayınları

Son Yayınlananlar