Hamas ve Hizbullah Anti-Emperyalist mi?

Utku Kızılok, Ekim 2006

Anti-emperyalizmi şu ya da bu emperyalist ülkeye yahut o ülkenin politikalarına karşı çıkmak olarak kavrayan dünya sosyalist hareketinin bir bölümü, Irak’ta ve Afganistan’da ABD karşıtlığı üzerinden yükselen direnişi tez zamanda anti-emperyalizm ilan etmişti. Öyle gözüküyor ki, solun anti-emperyalist olarak değerlendirdiklerinin sayısı artmaktadır. Nitekim Hamas, Hizbullah ve genel olarak İslamcı güçler de anti-emperyalist ilan edildiler ve selamlandılar. Onlara göre emperyalizm karşıtı cephe genişliyor ve “ezilen halkların anti-emperyalist cephesi”(!) mümkün hale geliyor. Oysa Hizbullah, Hamas ve genel olarak İslamcı güçlerin sözde emperyalizm karşıtlığı anti-Amerikancılık ya da anti-Batıcılıktan öte bir anlam ifade etmiyor.

Burjuvazinin Emperyal Hesapları ve Lübnan

İlkay Meriç, Ekim 2006

Emperyalist savaşın her geçen gün daha patlamalı bir şekilde yayılmaya başladığı bugünlerde, gerçek komünistlerin en önemli görevlerinden biri de, milliyetçi sahtekarlığa, şovenizme, çeşitli kılıklara bürünen emperyal heveslere karşı amansızca mücadele etmektir. Milliyetçiliğe verilen en ufak bir primin, böylesi tayin edici anlarda kudurgan bir şovenizmi beslemek anlamına geleceği unutulmamalı.

TC’nin Ortadoğu Politikaları

Yakın Geçmişten Bir Kesit

Nazım Yıldırım, 2 Ekim 2006

Bu tarihsel kesitte hayata geçen politikaların anlattığı gerçek, TC burjuvazisinin kendi çıkarlarını hayata geçirebilmek için emperyalist güçlerin genel planlarına uyumlu davrandığıdır. Bugün de bu durumun özü değişmemiştir. SSCB yıkılmış ancak kapitalizmin genel ekonomik krizinin derinleştiği koşullarda emperyalistler arası paylaşım kavgası kızışmıştır. TC de bu paylaşım kavgasında tarafını netleştirmeye ve bu doğrultuda üzerine düşenleri yerine getirmeye uğraşmaktadır. Lübnan’a asker gönderme ve daha sonra buna benzer konularda ortaya konulacak tavırlar, emperyalistler arasındaki paylaşım kavgasında payına düşeni artırma kaygısının ifadesidir.

Ortadoğu'ya Barış İşçi İktidarıyla Gelecek!

İlkay Meriç, Ağustos 2006

On yıllardır savaşsız, kansız geçecek barış dolu günlere duydukları özlemle yaşayan Filistin halkının ve diğer Ortadoğu halklarının bu özlemlerine kavuşması, burjuvazinin egemenliğindeki bir Ortadoğu'da olanaksızdır. İşte tam da bu nedenledir ki, emperyalist senaryoların sahneye koyulmasında her gün yeni bir aşamayla karşı karşıya kaldığımız Ortadoğu'da, proleter devrim, bugün her zamankinden daha yakıcı ve daha hayati bir ihtiyaç olarak kendini dayatıyor. Ya burjuva önderliklerin egemenliği altında her gün yüzlerce insanın hayatını yitirdiği, sefalet tablosunun gittikçe daha da derinleştiği, kan gölüne dönmüş bir Ortadoğu, ya da işçi ve emekçilerin yürütecekleri devrimci bir mücadeleyle, demokratik temellerde ve gönüllü birlik temelinde kuracakları bir Ortadoğu İşçi ve Emekçi Sovyetleri Federasyonu!

Emperyalist Savaş Devam Ediyor

Oktay Baran, Nisan 2006

İçinden geçtiğimiz dönem emperyalist hegemonya kavgası dönemidir. Bu dönem emperyalist savaşlarla karakterize oluyor. Bu nedenle Marksistlerin işçi sınıfına ve emekçilere döne döne açıklaması gereken gerçek şudur: Emperyalist savaşları engellemenin ve durdurmanın tek yolu, kapitalist sistemi ortadan kaldırmaktır. Bu da ancak toplumsal bir devrimle mümkündür. Ve devrimci temellerde örgütlenmiş işçi sınıfı ve emekçilerden başka hiçbir güç böylesi bir devrimi başarıya ulaştıramaz. Kapitalizmi ortadan kaldırmak gibi emperyalist savaşlara da son vermenin, proleter devrim gibi meşakkatli bir yolunun dışında başka bir yolu bulunmuyor.

Filistin Seçimleri ve Hamas’ın Yükselişi

Utku Kızılok, Mart 2006

Gerçekten de karmaşık, iç içe geçmiş pek çok olasılık gündeme gelmiş bulunuyor. Ancak görülen net bir gerçek var: Emperyalist hegemonya kavgasının dengelerinden bir Filistin devleti çıksa da (ki bu Filistin halkının meşru hakkıdır), emperyalistler, halklar arasında kardeşliği, barış ve huzuru sağlamaya muktedir değillerdir. Ezilen yığınlar için gerçek çözüm, ulusal sorun ile toplumsal kurtuluş hedefini birbirine bağlayan bir mücadele perspektifiyle kapitalist düzeni alaşağı etmektir.

Irak İşgalinden Yansıyan Bazı Ayrıntılar

Kemal Erdem, 30 Mart 2005

Kapitalizm bataklığının bağrında, işçilerin birleşme ve mücadele çabaları, sömürünün, zulmün, baskıların işkencelerin, emperyalist savaşların ve kapitalizmden kaynaklanan daha saymakla bitmeyecek nice kötülüklerin mezarını kazıyor. İçinden geçmekte olduğumuz gericilik döneminin tüm ağırlığına rağmen, sınıfımızın mücadelesi, insanlık onurunu, doğruluğu, adaleti, özgürlüğü, eşitliği, halkların kardeşliğini, yani bir bütün olarak insanlığın kurtuluş umudunu temsil ediyor.

İsrail Şiddetine Ahlâk ile Cevap Verilmeliymiş!

Zeynep Güneş, 22 Şubat 2005

Yıllar önce Troçki, bu küçük burjuva ahlâkçılara ateş püskürüyor ve yüreğinin siyasal ve ulusal bir boyunduruğa karşı savaşan İrlandalı, Rus, Polonyalı ya da Hindu teröristlerden yana olduğunu söylüyordu. Bizim de yüreğimiz, dünyanın dört bir yanında ulusal ve sınıfsal boyunduruğa karşı savaşan kitlelerden ve onların uyguladığı devrimci şiddetten yana. Onların yöntemlerini Marksist bir temelden değil salt küçük-burjuva ahlâki temellerden hareketle eleştirenlere karşı ise öfke doluyuz.

Irak'taki Emperyalist Savaşın İkinci Yılı

Sonuçlar ve Olasılıklar

Akın Erensoy, 11 Mart 2005

Bugünkü emperyalist statüko sarsıldıkça, bölgedeki halklar uyanabilir ve savaş istemeden de olsa kitleleri anaforun içine çekebilir. Kapitalizmin itici gücü savaş, bir taraftan insanlığın tüm maddi ve kültürel güçlerini bir yıkımın eşiğine getirirken öte taraftan da, istemeden de olsa yeni gelişmelerin önünü açıyor. Bu, tarihte her zaman böyle olmuştur ve yine böyle olmaktadır. Gelişmelerin temelinde sınıflar savaşımı vardır. Zorunluluklar tesadüfler ile birleşerek ve birbirini etkileyerek bir bütün meydana getirirler. Savaşlar devrimlerin anasıdır der Marksist önderler. Her büyük savaş büyük gelişmeleri de beraberinde getirmiştir. Birinci Emperyalist Savaş, bu büyük yıkım aygıtı, Ekim 1917 Devrimine de hayat vermiştir. Ve bu devrimdir ki, emperyalist-kapitalist sistemi yörüngesinden çıkartarak tarihin gidişatını değiştirmiştir.

Irak’taki İşgale Karşı Proleter Devrim Bayrağını Yükselt!

Akın Erensoy, 27 Ocak 2004

Tüm Ortadoğu’da ve Irak’ta gerçek çözüm, mücadeleyi burjuva ufukla sınırlamamak ve toplumsal devrime ilerletmekten geçer. İşçi sınıfı siyasal iktidarı ellerine almadan kapitalizmin getirdiği belâlardan kurtulamaz. Bölgeye barışın gelmesinin ve emperyalizmin bölgeden defedilmesinin biricik yolu proletaryanın sovyetik iktidarını kurmasından geçmektedir. Irak işçi sınıfının iki cephede başlatacağı bir mücadele sovyetik iktidarın kurulmasıyla sonuçlanabilir ve bu gelişme tüm Ortadoğu Sovyetler Cumhuriyeti’nin yolunu açabilir. Kapitalist-emperyalizme karşı başlayan mücadele gerek Filistin gerekse Kürt halkına gerçek özgürlüğü de sunacaktır. Irak işçi sınıfı emperyalist-kapitalizme karşı mücadele ederken Kürt halkının özgürlüğünü tanımalı, onun taleplerini savunmalı ve Kürt ulusal mücadelesini sınıf mücadelesiyle birleştirerek toplumsal devrime doğru ilerletmelidir. Bu mücadelede Paris Komünü ve 1917 Ekim Devrimi yolumuza ışık tutacaktır. O halde, Irak’ta savaş sloganlarımız “yerli ve yabancı kapitalistlere, emperyalistlere karşı proleter devrim bayrağını yükselt!” olmalıdır.

In Defence of Marxism’in Irak’a Karşı Emperyalist Savaş Üzerine Manifestosu

Alan Woods ve Ted Grant, 6 Şubat 2003

Savaşa karşı mücadele etmeliyiz, ama bunu doğru yöntemlerle, doğru taktiklerle ve doğru politikalarla yapmalıyız: yani işçi hareketinin taktikleriyle, dünya emperyalizmine karşı mücadeleyi yurtiçinde ve yurtdışında toplumun sosyalist dönüşümü perspektifiyle ilişkilendiren sosyalizmin ve enternasyonalizmin politikalarıyla.

İçeriği paylaş