Latin Amerika 
  • Honduras’ta Darbeye Karşı Direniş Sürüyor --- 1 Kasım 2009
  • Honduras’ta Darbe --- 1 Ağustos 2009
  • Bolivya ve Venezuela Referandumları --- 1 Mart 2009
  • Reformizmin Kıskacındaki Bolivya --- Kasım 2008
  • Küba İşçi Sınıfını Savunmanın Yolu Nereden Geçiyor? --- Eylül 2008
  • Chavez’in Referandum Yenilgisi --- Ocak 2008
  • Venezuela İşçi Hareketinin Sorunları Üzerine --- Ekim 2007
  • Latin Amerika: Sevinç Fırtınalarının Gölgede Bıraktıkları --- Ocak 2007
  • Tehlikenin Ortasında… --- 28 Mayıs 2006
  • Nâsır’dan Chavez’e Bonapartizm Çeşitlemeleri --- Nisan 2006
  • Latin Amerika Sosyalizme mi Gidiyor? --- 1 Ocak 2006
  • Latin Amerika Bolşevik Önderliğini Arıyor --- 3 Temmuz 2005
  • Bolivya Yine Çalkalanıyor --- 22 Haziran 2005
  • Ekvador’da Halk Ayaklanması Lucio Gutierrez’i Devirdi --- 22 Mayıs 2005
  • HAİTİ: İşçi Sınıfının Örgütsüzlüğünün ve Emperyalist Çözümsüzlüğün Kıskacındaki Ülke --- 10 Nisan 2004
  • ŞİLİ: 1973 Yenilgisinin Dersleri --- 2 Nisan 2004
  • Venezuela’da Neler Oluyor? --- 28 Ekim 2004
  • Peru: Latin Amerika Kaynamaya Devam Ediyor --- 30 Mayıs 2003
  • Brezilya Seçimlerinin Ardından --- 7 Aralık 2002
  • Ekonomik Kriz ve Latin Amerika’daki Devrimci Yükseliş --- 15 Kasım 2002
  • Venezuela Yol Ayrımında --- 2 Temmuz 2002
  • Arjantin Devrimi İçin Perspektifler --- 11 Mart 2002
  • Kurucu Meclis Sloganı Üzerine --- 9 Şubat 2002
  • Arjantin: Ulusal İşçi Meclisi Toplantısı – İleri Doğru Büyük Bir Adım --- 20 Şubat 2002

  • Honduras’ta Darbeye Karşı Direniş Sürüyor

    Selim Fuat, 1 Kasım 2009

    Honduras’taki gelişmeler de gösteriyor ki, sertleşen sınıf mücadelesi ikliminde bütün gelişmeler işçi sınıfının önderlik kriziyle karakterize olmaktadır. Burjuva sol önderlikler, değil işçi sınıfının haklarını gerçekten geliştirebilmek için mücadele etmek, kendi iktidarlarını diğer burjuva güçlere karşı savunma konusunda bile acz içindedirler. Bu yüzden gelişen karşı-devrimci darbe tehditleri ve faşizm tehlikesi karşısında bu güçlerden anlamlı bir mücadele beklemek beyhudedir. İşçi sınıfı karşı-devrimci darbe tehditleri ve faşizm tehlikesine karşı sadece özgücüne ve örgütlülüğüne güvenmelidir, burjuva ve küçük-burjuva önderliklere değil.

    Honduras’ta Darbe

    Cem Keskin, 1 Ağustos 2009

    Bir Orta Amerika ülkesi olan Honduras’ta, 28 Haziranda gerçekleştirilen darbe sonucunda ordu tarafından bir geçici hükümet atandı. Devlet başkanı Manuel Zelaya ise evine yapılan baskınla gözaltına alınarak apar topar Kosta Rika’ya sürgüne gönderildi. Darbeden hemen sonra sokağa çıkma yasağı ilan edildi, hükümetin bakanlarına ve kitle hareketinin başını çeken işçi ve köylü aktivistlere karşı tutuklama furyası başlatıldı.

    Bolivya ve Venezuela Referandumları

    Selim Fuat, 1 Mart 2009

    25 Ocakta Bolivya’da yeni anayasa, 15 Şubatta ise Venezuela’da anayasa değişiklikleri için referandumlar yapıldı ve bu referandumlardan Evo Morales ve Chavez galip çıktı. Bolivya’da Evo Morales’in iktidara gelmesinin ardından oluşturulan Kurucu Meclis’in üç yıldan beri üzerinde çalıştığı yeni anayasanın halkın onayına sunulduğu referandumdan, anayasa lehine yüzde 61 “evet” oyu çıktı. Venezuela’da ise devlet başkanının iki dönemden fazla seçilmesini sağlayacak olan anayasa değişikliğini de kapsayan teklifler için seçmenlerin yüzde 54’ü “evet” oyu kullandı. Böylece mevcut devlet başkanı Hugo Chavez’in görev süresinin bittiği 2012 yılından sonra yeniden seçilebilmesinin önünü de açacak olan değişiklik halk tarafından da onaylanmış oldu.

    Reformizmin Kıskacındaki Bolivya

    Selim Fuat, Kasım 2008

    2003 Eylül ayında Bolivya hükümetinin çokuluslu petrol tekelleriyle imzaladığı doğal gaz satış anlaşmasının ardından, başta madenciler olmak üzere işçilerin ve yoksul köylülerin ayağa kalkmasıyla, ABD destekli Sanchez de Lozada hükümeti düşmüş ve Lozada ülke dışına kaçmıştı. O günlerden bu yana Bolivya’da kendi iniş-çıkışlarıyla devrimci öz taşıyan bir kitle seferberliği yaşanmakta. Ancak bu süreçte burjuvazinin karşı-devrimci faaliyeti de olgunlaşmış ve gelinen noktada kitle hareketinin kazanımları da tehlike altına girmiştir.

    Küba İşçi Sınıfını Savunmanın Yolu Nereden Geçiyor?

    İlkay Meriç, Eylül 2008

    Yeni devlet başkanı Raul Castro’nun (Fidel’in kardeşi) geçtiğimiz Temmuz ayında Küba parlamentosunda açıkladığı son kararlar, gerek burjuva basının gerekse sosyalist basının dikkatlerinin bir kez daha bu ülkeye çevrilmesine yol açtı. “Küba kapitalizme geri mi dönüyor” sorularını yeniden alevlendiren söz konusu kararlar, egemen bürokrasinin Küba’nın içinde bulunduğu duruma yönelik tespitlerinin yanı sıra sözde çözüm önerilerini de içeriyordu.

    Chavez’in Referandum Yenilgisi

    Ya da Oportünizmin ve Reformizmin Hayal Kırıklığı

    İlkay Meriç, Ocak 2008

    Venezuela’nın aylardır kilitlendiği ve son dönemde ülkedeki tansiyonu giderek yükselten anayasa referandumu 2 Aralıkta gerçekleşti. Ağırlıklı olarak Chavez’in önerileri doğrultusunda hazırlanan bu reform paketi, nihayetinde %49,2 evet oyuna karşı %50,7 hayır oyuyla reddedildi. Chavez ve avenesi nerede hata yaptıklarını düşünedursunlar, gelinen nokta, Venezuela’da dokuz yıldır yaşanan sürecin ciddiyetle değerlendirilmesinin komünistler açısından ne kadar elzem olduğunu bir kez daha göstermiştir.

    Venezuela İşçi Hareketinin Sorunları Üzerine

    Ekim 2007

    Aşağıdaki röportajda Chirino’nun söyledikleri, genel hatlarıyla bizim Venezuela’daki sürece ilişkin olarak başından beri yaptığımız analizleri ve uyarıları doğrulayıcı niteliktedir ve içeriden yapılan gözlem ve değerlendirmeler olduğu için anlamlıdır.

    Latin Amerika: Sevinç Fırtınalarının Gölgede Bıraktıkları

    İlkay Meriç, Ocak 2007

    Latin Amerika kıtasında son birkaç yıldır zaman zaman devrimci durumlara varan bir hareketlilik yaşanıyor. 80’li yılların başından bu yana dünya ölçeğinde yaşanan azgın kapitalist saldırı dalgasının işçi ve emekçi kitlelerde yarattığı derin yenilgi psikolojisine ek olarak örgütsüzlüğün getirdiği çaresizlik hissi ve atalet, 2000’li yılların başından bu yana kıta ülkelerinin önemli bir bölümünde artan ölçüde kırılmaya başlamış bulunuyor.

    Tehlikenin Ortasında…

    Elif Çağlı, 28 Mayıs 2006

    Emperyalist savaşın yaygınlaşma tehlikesini küçümseyen, Irak savaşını ABD’de Bush takımının iktidarıyla sınırlı bir “çılgınlık” olarak yorumlayan siyasal yaklaşımlar, dünya proletaryasının devrimci mücadelesini yönetemez ve güçlendiremezler. Savaş cehenneminin alevleri kendilerinden uzakta diye, Üçüncü Dünya Savaşının beklenmeyeceği yolunda görüşler geliştirenler, can yakan gerçeklerden köşe bucak kaçtıklarını sergilemişlerdir. Keza rakip emperyalist güçlerin dünyanın belirli bölgelerini açıkça kana buladığı bir dönemde, bu bölgelerdeki yakıcı gerçekleri ikinci plana atıp, savaş alanından uzak görünen Latin Amerika’nın “sol” rüzgârlarıyla avunmaya çalışmak da düpedüz bir kaçış eğilimidir. Militarizmi, ırkçılığı, gericiliği, faşizm tehdidini yükselten kapitalist sisteme karşı mücadele ulusalcılık çerçevesine hapsedilemeyeceği gibi, proletaryanın devrimci enternasyonal mücadelesi kolaycı ve fırsatçı siyasi yaklaşımlarla, reklâmcı tutumlarla örgütlü güç katına yükseltilemez. Kimse kendini kandırmasın. Emperyalist savaşların yayılma tehlikesini ortadan kaldırmanın da, yeniden paylaşım savaşlarına kalkışan kapitalist güçleri bozguna uğratmanın da yolu bellidir. İşçi sınıfı dünyanın her yerinde, kendisini kandırmayacak ve gerçekler ne denli acıtıcı görünürse görünsün bunları doğru ve net biçimde çözümleyip, enternasyonal ölçekli mücadeleyi ilerletmek amacıyla elini taşın altına sokacak siyasi önderliklere ihtiyaç duyuyor.

    Nâsır’dan Chavez’e Bonapartizm Çeşitlemeleri

    İlkay Meriç, Nisan 2006

    Venezuela’da son yıllarda yaşanan gelişmeler ve özellikle Chavez’in “21. yüzyılın sosyalizmi” diye dile getirdiği sosyalizm söylemi, dünya sosyalist hareketinin ihmal edilemeyecek bir kesiminde yeni bir heyecan dalgasının yükselmesine yol açmış bulunuyor. Emekçi kitlelerin sistemden hoşnutsuzluklarını geleneksel burjuva partileri devre dışı bırakarak açıkça göstermeleri, Venezuela oligarşisinin ve ABD emperyalizminin desteklediği darbe girişimlerini sokaklara dökülüp geri püskürtmeleri ve sonuçta bir devrimci durumun ortaya çıkması, kuşkusuz dünyanın neresinde olursa olsun kendine Marksist diyen herkesi haklı olarak sevindiren ve heyecanlandıran gelişmelerdir. Ne var ki, bugün yaşanan heyecan dalgasının asıl kaynağı kitlelerin inisiyatifiyle doğan devrimci durum yerine, Chavez’in demagojik söylemleri ve popülist politikası olunca işin rengi değişiyor.

    Latin Amerika Sosyalizme mi Gidiyor?

    Oktay Baran, 1 Ocak 2006

    Son yıllarda özellikle Latin Amerika’da sınıf mücadelesi giderek yükseliyor ve buna paralel olarak sosyalizm fikri de belli bir sempati kazanmaya başlıyor. Tüm dünyanın çalkantılar içerisinde olduğu, ekonomik krizin bir türlü aşılamadığı, tüm kapitalist ülkelerde siyasetin temel taşlarının yerlerinden oynamaya başladığı, emperyalist savaşların ve emperyalistler arasındaki hegemonya kavgasının kızıştığı bir dönemde sosyalizm düşüncesinin geniş emekçi kitleler nezdinde belli bir itibar kazanmaya başlaması, ilk bakışta kuşkusuz çok önemli ve sevindirici bir gelişme olarak görünüyor. Ancak, biraz daha yakından bakıldığında, bu sürecin aslında kendi içinde çok ciddi tehlikeleri barındırdığını da görmek zor değil.

    Latin Amerika Bolşevik Önderliğini Arıyor

    İlkay Meriç, 3 Temmuz 2005

    Proleter devrim deneylerinin yaşandığı Latin Amerika, yapılan tüm yanlışlardan, tüm eksikliklerden gerekli derslerin çıkarılması açısından bir tür devrim laboratuvarı işlevini görüyor. Reformist kitlesel işçi partileri sevdasının, aşamalı devrim anlayışının bir ifadesi olarak Kurucu Meclis sloganının, caudilloculuğun (caudillo denen diktatörlerin yönetimi) nelere yol açtığını görmek isteyenler, dönüp Latin Amerika’ya bakabilirler.

    Bolivya Yine Çalkalanıyor

    Zeynep Güneş, 22 Haziran 2005

    Bolivyalı işçi ve köylüler bir buçuk yıllık bir molanın ardından yeniden sokaklara döküldüler. Mayıs ortasından bu yana giderek kabaran bir eylemlilik dalgasının yarattığı basınca dayanamayan devlet başkanı Mesa, selefi Lozada gibi istifa etmek zorunda kaldı. Ateşi tutuşturan kıvılcım, bir buçuk yıl öncekiyle aynıydı: Çokuluslu petrol tekelleriyle yapılan gaz ve petrol anlaşmalarını düzenleyen hidrokarbon (petrol, doğalgaz vs.) yasası.

    Ekvador’da Halk Ayaklanması Lucio Gutierrez’i Devirdi

    Miriam Municio, 22 Mayıs 2005

    Ekvadorlu kitleler, bu mücadelenin ilk raundunu kazandılar. Ancak, amaç yalnızca Lucio Gutierrez’i alaşağı etmek değil, aynı zamanda onun temsil ettiği sisteme son vermekti. Tam da bu nedenle, tüm burjuva siyasetçiler gidene kadar eylemlere devam etmek hayati önem taşıyor. Bu yüzden hareket, burjuvazinin karşısına bağımsız bir programla –yolsuzluklara karışanları ve son günlerdeki ölümlerden sorumlu olanları cezalandırmanın yanı sıra, uyum programlarına, doğal kaynakların özelleştirilmesine, “Köstebek Yasası”na ve işten çıkarmalara karşı çıkılmasını ve kitlelerin mevcut yaşam koşullarının düzeltilmesini içeren bir program– çıkmalıdır.

    HAİTİ: İşçi Sınıfının Örgütsüzlüğünün ve Emperyalist Çözümsüzlüğün Kıskacındaki Ülke

    Nazım Yıldırım, 10 Nisan 2004

    Kapitalizmin derinleşen krizi ile birlikte istikrarsızlığın dünyanın pek çok bölgesinde hayatın bir parçası olmasına sebep olan emperyalistler arası rekabet, gün geçmiyor ki yeni bir çatışmanın kıvılcımını ateşlemesin. İşçi sınıfının kazanımlarına yönelik dünya çapındaki saldırıların ve yoksullaşmanın önemli boyutlara ulaştığı bugünlerde, Büyük Ortadoğu Projesinin eli kanlı mühendisi ABD, hegemonyasını koruma gayreti ile dünyanın dört bir köşesine “demokrasi” ihraç etme şampiyonluğuna devam ediyor. “Demokrasi” ithal etmek zorunda kalan son ülke de ABD’nin “arka bahçesi”nin yoksul ada-devletlerinden Haiti oldu. ABD’nin desteği ile 1994’te Haiti’nin ilk seçilmiş Devlet Başkanı olan Aristide, Amerikan emperyalizminin çıkarlarına engel olmaya başladığı noktada ABD ve yerli işbirlikçileri tarafından alaşağı edildi.

    ŞİLİ: 1973 Yenilgisinin Dersleri

    Kemal Erdem, 2 Nisan 2004

    Şili deneyimi, reformizmin ve Stalinist sınıf işbirlikçi politikaların işçi sınıfını sürüklediği felâketin en trajik örneklerinden birini teşkil etmektedir. Şili, “kansız ve barışçı” bir geçiş ütopyasıyla devrimden kaçınan küçük-burjuva reformistlerin sonuçta binlerce insanın hayatına mal olan bir karşı-devrimin zeminini nasıl döşediklerinin ibret verici bir örneğidir.

    Venezuela’da Neler Oluyor?

    Zeynep Güneş, 28 Ekim 2004

    Nesnel koşulların bugün tümüyle olgunlaştığı ortamda, tarihsel sürecin kilidini açacak tek anahtar öznel etkenin, partinin elindedir. İşte bu yüzden, bu anahtarı kullanacak devrimci bir partinin dünya ölçekli inşası bugün çok daha yaşamsal bir öneme sahiptir. Uluslararası devrimin kaderini belirleyecek günlerle karşılaşma olasılığımızın oldukça fazla olduğu bir döneme girmiş bulunuyoruz. Dünyanın büyük bir bölümünde işçiler mevcut durumlarından ve sağ ya da sol burjuva partilerden hoşnutsuz olduklarını sokaklara dökülerek gösteriyorlar. “… siyasal durumdaki sola doğru her keskin değişim, kararı devrimci partinin ellerine vermektedir. Kritik durumu kaçırdığı anda, durum ters tarafa yön değiştirir. Bu koşullarda parti önderliğinin rolü, olağanüstü bir önem kazanır. Lenin’in, iki ya da üç günün uluslararası devrimin kaderini belirleyebileceği şeklindeki sözleri, İkinci Enternasyonal çağında neredeyse anlaşılmaz sayılabilirdi. Çağımızda ise bu sözler çok sık doğrulanmıştır ve Ekimi saymazsak hep de olumsuz yönden doğrulanmıştır.”

    Peru: Latin Amerika Kaynamaya Devam Ediyor

    Zeynep Güneş, 30 Mayıs 2003

    Bütün bu ülkelerde, işçilerin ve emekçilerin sorunları, dünyanın diğer yerlerindeki sınıf kardeşlerinin sorunlarıyla aynı. Bu sorunların çözümü de bir ve aynı: işçi sınıfının önderliğinde gerçekleşecek proleter devrimler sonucunda kıtasal ölçekte kurulacak ve dünya ölçeğinde yayılacak bir birleşik işçi sovyetleri cumhuriyeti. Latin Amerika'nın herhangi bir ülkesinde başlayacak bir proleter devrim, başladığı ülkeyle sınırlı kalmayarak hızla tüm kıtaya yayılıp, tüm dünyaya da benzer şok dalgaları gönderebilir. Böyle bir devrim sonucunda kurulacak olan birleşik işçi sovyetleri cumhuriyetinin yaşamasını garanti edecek olansa ancak işçi sınıfının ulusal ve uluslararası ölçekteki devrimci bilinç ve örgütlülük düzeyidir.

    Brezilya Seçimlerinin Ardından

    Akın Erensoy, 7 Aralık 2002

    Latin Amerika’da tutuşan ateş tüm coğrafyayı sararak büyüyor. Dünya ekonomisinin içine girdiği daralma ve kriz dönemi, en sorunlu bölgelerde kendini tüm çıplaklığıyla açığa vuruyor ve sömürülen kitleler kapitalist sistemin saldırılarına karşı tepki gösteriyor; toplumsal muhalefet alabildiğine artıyor. Bugüne kadar askeri darbeler ve iç çalkantıların en sık yaşandığı Latin Amerika, özellikle 1990’lardan itibaren işçi sınıfının giderek etkisini arttırdığı bir süreç yaşıyor.

    Ekonomik Kriz ve Latin Amerika’daki Devrimci Yükseliş

    Tuncay Alp, 15 Kasım 2002

    İşçi sınıfı dünyanın her yerinde, üretim araçları üzerindeki özel mülkiyete dayanan kapitalist sistemi ortadan kaldırmadıkça, sömürüden ve baskılardan kurtulmak mümkün değildir. Aynı şekilde, toplumun diğer ezilen kesimlerinin kurtuluşu da işçi sınıfının zaferine bağlıdır. Şurası çok açık ki, Amerikan emperyalizminin arka bahçesinde gerçekleşecek muzaffer bir devrim, kısa sürede tüm kıtayı saracaktır. Daha da önemlisi, dünyanın hemen her yerinde devrimci mücadeleyi yükseltecek bir enternasyonalist önderliğin olması durumunda, Latin Amerika’dan yayılacak devrim ateşi dünya devriminin yangınını tutuşturacaktır.

    Venezuela Yol Ayrımında

    Emilia Lucena, 2 Temmuz 2002

    İşçi sınıfının darbeyi durdurmaktaki kahramanlığını takdir etmek yetmez. Devrimcilerin görevi, neler olduğunu ve sınıfımızın ödediği bedeli açıklamak, bunun tekrar olmaması için gerekli önlemleri almaktır. İşçi sınıfının şehitlere ihtiyacı yoktur. Barış içinde yaşamak istiyoruz. Buna ulaşmak için de, kendimizi savunmak amacıyla, fabrika, mahalle ve kışla komiteleri ve meclisler aracılığıyla işçileri silahlandırmak gerekir...

    Arjantin Devrimi İçin Perspektifler

    Alan Woods, 11 Mart 2002

    Geçtiğimiz Aralıkta yaşanan olaylar, yaklaşan dönemde ardı ardına birçok ülkede neler olabileceğinin bir uyarısıdır. Arjantin devrimi, işçi sınıfının toplumu değiştirebilme yeteneğinden şüphe duyan tüm yüreksizlere, korkaklara, şüphecilere ve siniklere verilen dört dörtlük bir yanıttır...

    Kurucu Meclis Sloganı Üzerine

    Bu Slogan Arjantin’e Uygulanabilir mi?

    Alan Woods, 9 Şubat 2002

    Arjantin İşçi Partisinin Prensa Obrera (PO) adlı gazetesindeki bir makalede (27.12.2001), PO'nun liderlerinden biri olan yoldaş Jorge Altamira, Aralık ayaklanmasının "kendiliğinden" olduğu görüşünü eleştiriyordu...

    Arjantin: Ulusal İşçi Meclisi Toplantısı – İleri Doğru Büyük Bir Adım

    Jordi Martorell, 20 Şubat 2002

    Bu toplantı, şimdiye kadar Arjantin'de işçilerin ve kitlelerin alternatif iktidar yaratma doğrultusundaki hareketinin ulaştığı en yüksek noktadır. 19 ve 20 Aralıktaki devrimci olaylarla başlayan hareket, sadece örgütsel biçimler itibariyle değil, çıkardığı politik sonuçlar itibariyle de çok hızlı bir şekilde ilerlemiştir.

    İçerik yayınları

    Son Yayınlananlar