- Ne Savunuyoruz
- Kitap ve Broşürler
- Marksist Teori
- Gündem/Analiz
- Dünyadan
- Ekonomi
- Küreselleşme
- Kadın Sorunu
- Ulusal Sorun
- Tarih
- Çevre Sorunu
- Felsefe
- Bilim/Kültür
- Duyurular
Meksika’da başlayıp diğer ülkelere yayılan domuz gribi tüm dünyada gündemin önemli bir maddesi haline geldi. İlk kez Nisan ayında Meksika’da rastlanan domuz gribine yeni bir virüs türünün yol açtığı açıklandı. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 25 Mayısta açıkladığı verilere göre 42 ülkede tespit edilen 12 bin 515 vakada 91 kişi yaşamını yitirdi. Ölümlerin tamamına yakın bir kısmı Meksika’da gerçekleşmiş bulunuyor. Abartılı haberler yapan medyanın, kitleleri paniğe sürüklemek amacında olduğunu baştan söylemek gerekiyor.
Burjuva politikacıların işi kendi sınıflarının çıkarlarını korumaktır. Bir avuç asalaktan ibaret olan emperyalist güçlerin tüm dünyada yol açtığı acılar, döktükleri kanlar milyonlarca emekçinin haklı tepkisine neden olmaktadır. Bu tip tepkilerin yükseldiği durumlarda bazı burjuva liderler, kitlelerin öfkesini yatıştırma görevini üstlenirler. Çünkü işçi-emekçilerin öfkesi örgütlü bir güce dönüşürse, sadece silah anlaşmalarını değil, tüm burjuva düzeni yerle yeksan edebilecek bir potansiyele sahiptir. Erdoğan’ın Peres’ten hiçbir farkı olmadığını, burjuva liderlerin Ortadoğu halklarına kan ve gözyaşından başka bir şey getirmeyeceğini görmeli ve kalıcı barışı sağlayabilecek tek güç olan işçi sınıfının enternasyonalizm bayrağını yükseltmeliyiz.
Tüm çabalarına ve militan mücadelesine rağmen İngiliz madencilerinin yenilgisinin baş sorumlusu hiç kuşkusuz sendikal bürokrasi ve onun siyasal ifadesi olan reformist İşçi Partisi idi. İngiliz madenci grevi tarihteki diğer benzer yenilgiler gibi şu gerçekliğin altını bir kez daha çizdi: İşçiler ekonomik mücadele aracılığıyla kendiliğinden devrimci bir sınıf bilincine erişemezler. Bunun için işçilerin devrimci bir önderliğe ihtiyaçları vardır.
Mart ayının 21’inde kutlanan Newroz bayramı, yıllarca boyunduruk altında ve kimliksiz yaşamak zorunda kalan Kürtlerin baskılara karşı verdiği mücadelenin simgesi haline gelmiş, 20 yılı aşkın bir süredir devam eden son ayaklanmayla birlikte sadece baharın gelişini değil, aynı zamanda Kürt ulusunun kurtuluş özleminin de körüklendiği bir güne dönüşmüştür.
Diğer tüm canlılardan farklı olarak, insan, denebilirse, kendini var etmiştir: Emekle. İnsan, daha başından itibaren içinde bulunduğu doğal koşullara kölece bağlı kalmaya karşı amansız bir savaşım içerisine girmiştir. İnsanın bilinçli üretim faaliyeti, artık onun içinde bulunduğu doğal ortamı değiştirebilir bir nitelik kazanmıştır. Bugün insanoğlu, doğanın ya da genlerinin kölesi olmaktan kurtulma yolunda nesnel olanaklar bakımından muazzam bir gelişme kaydetmiş durumdadır. İnsanlık gerek doğal, gerek kültürel ve gerekse de toplumsal evrimiyle, bugün artık doğanın kölesi değil efendisi olma noktasına nesnel bakımdan son derece yaklaşmış durumdadır.