Baran Köksal

"Yarın Bizimdir Yoldaşlar"

Baran Köksal, 20 Ağustos 2005

Yarın Bizimdir Yoldaşlar romanı üzerinde uzun bir süre boyunca devam eden esrar perdesi, Manuel Tiago mahlasını kullanan yazarın, dönemin Portekiz Komünist Partisi genel sekreteri Álvaro Cunhal olduğu anlaşıldıktan sonra kalkmıştı. 1974’teki Karanfil Devriminden sonra bakanlık görevlerinde de bulunan Cunhal (1913–2005), 13 Temmuzda hayata gözlerini yumdu. İki gün sonra Portekiz’in başkenti Lizbon’da gerçekleştirilen cenaze törenine yüz binler katıldı ve Cunhal ve eseri tekrar gündeme geldi.

İngiliz Demokrasisi?

Londra'daki Bombalamaların Ardından

Baran Köksal, 23 Ağustos 2005

Geçtiğimiz Temmuz ayında Londra’da gerçekleşen bombalama eylemlerinden birkaç gün sonra, tek “suçu” Anglo-Sakson Beyaz Adama benzememek olan bir Brezilyalı emekçi, Charles de Menezes, İngiliz demokrasisinin yaptığı nokta atışı sonucu vahşice öldürüldü. “Yasaların verdiği yetkiye dayanarak” kafasına sıkılan yedi kurşun, burjuva demokrasisinin beşiği Londra’nın güneyini Menezes’in mezarı haline getirdi.

İrlanda: 1916 Paskalya Ayaklanması

Ulusal Sorun ve Sosyalist Mücadele Diyalektiği

Baran Köksal, 20 Nisan 2005

Ulusal sorun, “asıl çelişki sınıfsaldır” gerçekliğinin arkasına sığınarak geçiştirilebilecek veya boşlanabilecek bir sorun değildir. Nitekim, ulusal sorun, tarihsel olarak burjuva demokratik bir sorun olmasına ve harekete geçirdiği kitlelerin sınıfsal çeşitliliğine karşın, barındırdığı ve kaynaklandığı çelişkiler özgün dışavurumlara sahiptirler. Enternasyonalist komünistler sosyalist temellerde birliği gerçek ve kalıcı bir çözüm olarak değerlendirseler bile, bu gerçeklikten hareketle kitlelerin –eğer varsa– ulusal sorunlarını görmezden gelmezler.

Kapitalizmin İrinleri Üzerine

Gediz’deki Maden “Kaza”sı

Baran Köksal, 8 Mayıs 2005

Kapitalizm iltihaplanmaya, iltihaplandıkça da bünyesindeki cerahatlerini etrafa kusmaya devam ediyor. İnsanlığın doğa üzerindeki en büyük zaferi olarak ortaya çıkan kapitalizm, doğanın kör güçleri karşısında hezimetin ismi haline geldi. Öyle ki artık depremlerde, taşkınlarda, göçüklerde vb. yaşanan kitlesel ölümler kanıksanmış, günübirlik olaylar olarak görülmeye başlanmıştır. İnsanlığa verebileceği hiçbir şey kalmamış olan kapitalizm, giderayak telâfisi mümkün olmayan yaralar açmakta direniyor.

1919 Macar Devrimi

Bir Sovyet İktidarı Deneyimi

Baran Köksal, 19 Mart 2005

Lenin, Rusya için somut siyasal perspektiflerini belirlemeye başladığı ilk günden itibaren Rus Devrimini dünya devrimini tetikleyecek bir başlangıç olarak görmüştü. Lenin’in nazarında, özellikle de yirminci yüzyılla birlikte girilen tekelci kapitalizm (emperyalizm) döneminde, ülkelerden herhangi birinde patlak veren bir devrimin veya devrimci kalkışmanın diğer ülkelere sıçraması, buralarda yansımalarının olması kaçınılmazdı. Yeter ki bu kıpırdanışları başarılı bir devrime dönüştürecek öznel etmen, enternasyonal çapta örgütlü devrimci önderlik eksik olmasın.