Mesaj gönderebilmeniz için "Bize Yazın" menü düğmesini tıkladığınızda karşınıza gelecek formu doldurup, "İletiyi Gönder" tuşunu tıklamanız yeterli. Mesajlarınızı ve mektuplarınızı bekliyoruz.



17 Mart 2010  

Yeni Yükselen Emperyalist Güçler

Levent Toprak, 1 Mart 2010

E7 ülkeleri ve orta boy bir dizi ülkeye artık mazlum gözüyle bakılamaz. Bunların E7 türü öne çıkan ve yeni bir kategori oluşturan kesimi ise artık esasen emperyalistleşmiş ülkelerdir. Onlar geleneksel büyük emperyalist güçlerle emeğin küresel sömürüsünden daha fazla pay almak isteyen ve küresel güç mücadelesinin ringinde boy gösteren yeni güçlerdir. Bunları geri kalmış ya da geri bıraktırılmış, emperyalizmin boynu bükük kuklalarıymış gibi göstermeye çalışan görüşlerin gerçeklerle, bilimle ve devrimcilikle alâkası olamaz. Bugünlerde Türkiye’de bazı devrimci çevrelerin yaşadığı ağır kriz de bunu çarpıcı biçimde göstermektedir.

Tekel Direnişi ve Bağımsız Sınıf Çizgisinin Önemi

Utku Kızılok, 1 Mart 2010

Tekel benzeri direnişlerin, işçi hareketinde yaratacağı etkinin kalıcı olması ve daha canlanma aşamasında işçi hareketinin boğulmaması için mutlaka bağımsız sınıf hattına çekilmesi gerekmektedir. İşçi hareketinin bağımsız sınıf çizgisine çekilmesi ve mücadeleye girdikten sonra, sınıf bilinçli işçiler olma yolunda ilerleyen Tekel işçilerinin değişiminin kalıcı olması için, sınıf devrimcilerine büyük bir sorumluluk düşmektedir.

16 Mart ve Halepçe Katliamları Lanetlendi

17 Mart 2010

16 Mart ve Halepçe katliamları İstanbul’da Beyazıt Meydanında düzenlenen basın açıklamalarıyla lanetlendi. Yapılan anmalara devrimci ve Kürt öğrencilerin yanı sıra, Eğitim-Sen üniversiteler şubesi, Çağdaş Hukukçular Derneği ve Türkiye Yazarlar Sendikası katıldı.

15 Mart 2010  

Yemen: Emperyalist Savaşın Yeni Hedefi

İlkay Meriç, 1 Şubat 2010

Arap Yarımadasının güneybatı ucundaki Yemen, Kızıldeniz’in Aden Körfezi aracılığıyla Hint Okyanusuna açıldığı ve petrol sevkıyatı başta olmak üzere deniz ticaretinin kalbinin attığı stratejik bir coğrafyada yer alıyor. İran’ın bölgedeki etkisini giderek daha da arttırması ve Çin’le birlikte Afrika ülkeleriyle yüklü ticari anlaşmalar yapması da ABD ve müttefiklerini fazlasıyla rahatsız ediyor.

Domuz Gribi A.Ş.

Suphi Koray, 1 Şubat 2010

Domuz gribi ilk kez 2009 Nisanında Meksika’da görülmüş ve oradan tüm dünyaya yayılmıştı. Virüsten daha hızlı yayılan panik havası, paranoyak bir tablo yaratmıştı. Medyanın da desteğiyle domuz gribi kitlelerin en büyük korkusu haline getirilmeye çalışılmıştı. Virüs krizden, savaşlardan daha büyük bir tehlike, yeni bir “dış düşman” mahiyetine bürünmüştü adeta.

Gazi Katliamının 15. Yıldönümü

Gazi Mahallesinden bir Marksist Tutum okuru, 12 Mart 2010
gazi

Katliamın 15. yıldönümünde bu vahşet bir kez daha lanetlenirken, Gazi ve 1 Mayıs Mahallesinde katledilenler çeşitli eylemlerle anıldılar.

5 Mart 2010  

Tekel İşçileri İnisiyatifi Ele Almalı

3 Mart 2010

Tekel işçilerinin inisiyatifi ele alarak mücadelenin başına geçmesi elbette zor olan yoldur. Ancak kazanmanın da başka yolu yoktur. Kolay ve olanaklı zannedilen yollarla bir kazanım sağlanamadığı ve sağlanamayacağı da ortaya çıkmıştır. Bu yolların denenmesi sendika bürokratlarının elinde oyuncak olmaktan ve umutların kararmasından başka bir şeye yol açmamıştır. Danıştay kararı çıkmadan önce sendika bürokratlarının telkinleriyle gidilen yollar yüzünden içine düşülen umutsuzluğu hiçbir Tekel işçisi unutmamalıdır. Şimdi işçilerin militan mücadelesini örme zamanıdır.

Yürümek

Marksist Tutum okuru bir kadın tekstil işçisi, 4 Mart 2010

Yokluğun ne olduğunu bilmeyen bir çocuktum. Ta ki babam iflas edip her şeyini kaybedene kadar. Babam bunun üzüntüsüyle kendisini yıllarca yatıracak bir hastalığa yakalandı. Benim de yaşam ve ekmek kavgam böylece başlamış oldu. Annem ikimize de iş bulmuş, çalışacaktık.

2 Mart 2010  

Tekel İşçilerinin Mücadele Geleneği

Adil Aksu, 1 Şubat 2010

Tekel işçileri seslerini kitlesel olarak en son 1989 bahar eylemlerinde duyurmuşlardı. 1990’larda ara ara eylemler gerçekleştirseler de bu kitsellik yakalanmamıştı. Bu dönemin en temel özelliği genel anlamda işçi hareketinin durgunluk içinde olmasıydı. Bugün Ankara’nın soğuğunda direnen kadın ve erkek işçilerin büyük çoğunluğu o dönemde tütün işletmelerinde çalışmaya yeni başlamışlardı.

Linç Kampanyalarının İçyüzü

Selim Fuat, 1 Şubat 2010

Linç girişimleri Türkiye açısından yeni olmadığı gibi, TC devletinin de sicili bellidir. “Sabrı taşan vatandaş”ların öfkesini kusması ve devlet yetkililerinin anlayışlı bir tavırla bu “tepki”leri sahiplenmesi ve saldırganları himaye etmesi durumu, sermaye düzeni tarafından uzun yıllar boyunca ihtiyaç hissedildiğinde sistemli biçimde kullanılmış bir mekanizma. Bu durum linç uygulamalarının altında yatan nedenleri, egemen sınıfın hangi ihtiyaçlarını karşıladığını ve şovenizmle zehirlenen ve kışkırtılan güruhların nelere hizmet edebileceğini ortaya koymayı gerektiriyor.

24 Şubat 2010  

Burjuva Devletlerin “Kozmik” Sırları

Kerem Dağlı, 1 Şubat 2010

Genelkurmay karargâhındaki “kozmik oda”da yürütülen arama faaliyeti geçtiğimiz günlerde sona erdi, ancak gelişmeler ve tartışmalar gündemi işgal etmeye devam ediyor. Burjuva kamplardan biri aramalara ilişkin Türkiye’deki bütün gizli karanlık işler aydınlığa çıkacakmış gibi büyük beklentiler yayarken, diğer kamp da “en gizli devlet sırları ortalığa saçılıyor”, “asker ve ordu yıpratılmaya çalışılıyor” diyerek canhıraş feryatlarla ortalığı ayağa kaldırmaya çalışıyor.

İran Devrimi, Burjuva İç Kapışma ve Dersler

Utku Kızılok, 1 Şubat 2010

İran’da siyasal ve toplumsal hoşnutsuzluk devam ediyor. Kitlelerin biriken öfkesi her vesileyle kendini dışa vuruyor. Mevcut yönetime muhalif olan ve geçtiğimiz Aralık ayında ölen Ayetullah Ali Montazeri’nin cenaze töreninin ve hemen sonrasına rastlayan Aşura anmasının on binlerce kişinin katıldığı bir gösteriye dönüşmesi bu hoşnutsuzluğun bir ifadesidir. Molla rejimi daha önceki gösterilerde olduğu gibi, bu sefer de kitleleri bastırmaya girişti, birçok insan ölürken, onlarcası tutuklandı ve bir o kadarı da yaralandı. Öyle gözüküyor ki, önümüzdeki dönemde de bu tip kitle gösterileri yaşanmaya devam edecek. Zira egemen sınıf içindeki kavga sürüyor ve on yıllardır kitlelere zulüm uygulayan koyu molla diktatörlüğü yerli yerinde duruyor. Molla rejiminin çelişkilerinin ne yönde çözüleceğini esas belirleyecek olan işçi sınıfı ise henüz örgütlü gücüyle ve sınıf kimliğiyle bu hareketin içine girmiş değildir.

Eşitlik mi? Külahıma Anlat!

Marksist Tutum okuru bir kamu emekçisi

Aslında burjuva Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşananları kavramak açısından da defalarca okunması gerekli olan bir eserdir “Hayvanlar Çiftliği”. Yargıda yaşanan son gelişmeler biz sınıf bilinçli işçilere bir kere daha “bazı hayvanların daha eşit” olduğu gerçeğini gösteriyor.

17 Şubat 2010  

Marksizm Açısından İlericilik

Levent Toprak, 1 Şubat 2010

Marksizmin ilericilik anlayışının sonuna kadar tutarlı özgürlükçü yönünü bir kez daha vurgulamak isteriz. Sözde ilerleme adına, tepeden inmeci, halk düşmanı yöntemlere asla prim verilemez. Burjuva demokrasisinin bile gerisinde kalan, Bonapartist, vesayetçi anlayışlara, sırf din karşıtı ve Amerika karşıtı bir söylem tutturuyorlar diye ilericilik payesini bol keseden dağıtamayız. Türkiye’deki kapıkulu sosyalizmi akımının bu tür manipülasyonlarına karşı net bir ideolojik-politik tutum gösterilmelidir. Kendine açıkça “orducu sosyalist” diyenlerin (Yalçın Küçük gibi) olduğu bir ülkede bunların sol saflarda itibar görmemesi gerekir. Bu da her şeyden önce proleter devrimci sınıf temelinde durmakla ve teorik netlikle mümkündür.

Tekel Direnişinin Açığa Çıkardıkları

Oktay Baran, 1 Şubat 2010

Tekel direnişi de gösteriyor ki, işçi sınıfının geniş kesimlerinin de desteğini alarak 2002’de iktidara gelen AKP’nin işçi düşmanı diğer burjuva düzen partilerinden bir farkının olmadığı gerçeği giderek işçiler tarafından daha iyi anlaşılıyor. İşçi sınıfı saflarında AKP karşıtlığı doğal olarak artıyor ve bu kuşkusuz sevindirici bir gelişmedir. Ne var ki, sendikal alanda işçi sınıfının bağımsız çıkarlarını savunan mücadeleci bir önderliğin olmayışı ve dahası işçi sınıfının devrimci bilinç ve örgütlülük düzeyinin geriliği koşullarında bu haklı sınıf tepkisi ve öfkesinin, burjuvazi içi çatışmanın kanallarında heba edilmesi riski son derece yüksektir.

9 Şubat 2010  

Sığ Hayaller, Büyük İdealler ve Mutluluk

İlkay Meriç, 1 Ocak 2010

Kapitalizm insanları dev bir kafese hapsetmiş durumda. Çıkışsızlık içinde çırpınan emekçiler, bir yandan ayakta kalma mücadelesi verirken, bir yandan da her türlü büyük ideal ve amaçtan uzaklaştırılarak, küçük mülkiyet heveslerinin ve sığ beklentilerin peşine düşmeye mahkûm ediliyor. Ancak çoğunluk bunlara ulaşamadığı gibi, ulaşanlar da umduğu mutluluğu yakalayamıyor.

Çürüyen Kapitalizmin Kara Ütopyaları

Utku Kızılok, 1 Ocak 2010

Burjuvazinin ideolojik çıkışsızlığı ve sermayenin doymayan kâr hırsı (2012 filminin hâsılatının 1 milyar dolara yaklaştığı göz önüne alınırsa ne denmek istendiği daha iyi kavranacaktır) toplumu çürütüyor, insanın binlerce yıllık toplumsal mücadelesinin ürünü olan değerleri tersine çevirmeye çalışıyor. Yani burjuvazinin karanlık ütopyalarda çizdiği tufan manzarası hiçbir şekilde olasılık dışı değildir; tersine, eğer sömürü düzeni alaşağı edilemezse kapitalizmin dinamikleri insanlığı tam bir yıkıma götürecektir. Ancak tüm olguları sergileyen ve olasılıklara işaret eden Marksizm, hiçbir şekilde tarihsel iyimserliği de elden bırakmaz.

31 Ocak 2010  

Liberal Demokratların Kapitalist Düşleri

Elif Çağlı, 30 Ocak 2010

AKP’nin ordu karşısında tarihen mağdur burjuva kanadın temsilcisi konumunda olması onu bir demokrasi havarisi kılmıyor. Aslında A. Altan gibilerin dillendirdiği değişim arzusu haklı bir arzu olsa bile, bunun ancak örgütlü kitlelerin mücadelesi sayesinde sağlanabileceği de bilinmeli. Bugün burjuva çerçevede cereyan edecek sınırlı değişimlerin dahi yalnızca üstten, şu ya da bu burjuva politikacının “cesareti” veya “dürüstlüğü” sayesinde bahşedilmeyeceği ve kitle mücadelesinin alttan bindireceği basınç sayesinde gerçekleşebileceği de yeterince açık olmalı. Üstelik Türkiye benzeri ülkelerin tarihi, Kürt sorunu vb. gibi kangrenleşmiş sorunlarda burjuva değişimlerin, yani tarihsel burjuva reformların ancak devrimci kitle mücadelesinin yan ürünü olarak sağlanabileceğini fazlasıyla gözler önüne seriyor. O nedenle, liberal demokrat yazarların yakın geleceğe dair çizdikleri pembe tabloların hoş yanları olsa bile, bunların her seferinde can sıkıcı çatırtılarla parçalanmasına da hiç şaşmamak gerek!

Haiti Depremi ve Emperyalist Haydutlar

Yavuz Girgin, 22 Ocak 2010

2010 yılının ilk büyük felâketi Latin Amerika’nın en yoksul ülkesi olan Haiti’de meydana geldi. 12 Ocak günü akşam saatlerinde yaşanan büyük deprem Haiti’yi yerle bir etti. Başkent Port-au-Prince’in 15 km güneybatısında meydana gelen 7 büyüklüğündeki depremde resmi rakamlara göre 110 bin kişi öldü.

25 Ocak 2010  

Minare Yasağı, İslamofobi ve Görevlerimiz

Oktay Baran, 1 Ocak 2010

Enternasyonalist komünistler, bu tür uygulamalar karşısında ilkeli bir mücadele yürüten, sonuna kadar tutarlı demokratlardır aynı zamanda. Bizler her türlü dinsel, etnik, ırksal ve cinsel ayrımcılığa karşı mücadele ederiz. Günümüzde, gerek ulusal gerek bölgesel gerekse de uluslararası gelişmeler, komünist hareketin dine, laiklik ve inanç özgürlüğü sorununa ilişkin doğru tutumlar sergilemesinin önemini kat be kat arttırmıştır. Böylesi bir tutumu ortaya koyabilmek ve bunu emekçi kitlelere mücadele içinde kavratabilmek içinse, her şeyden önce sosyalist hareketin kendisini milliyetçilikten ve Kemalist laiklik anlayışından özenle arındırması gerekiyor.

Kopenhag İklim Zirvesi Fiyaskosu

Selim Fuat, 1 Ocak 2010

Tüm köklü çevre sorunları, ancak insanların gerçek ihtiyaçlarını temel alan ve üretenler tarafından oluşturulup denetlenen bir planlamayla, doğayla uyumlu bir üretim tarzının dünya ölçeğinde örgütlenmesiyle giderilebilir. Ama bu niteliklere sahip bir ekonomi ve toplum düzeninin kapitalizmle bağdaşmadığı da apaçıktır. Dolayısıyla “ekolojik toplum” için kapitalizmin ortadan kaldırılması olmazsa olmaz şarttır.

Polis Terörüne Son!

23 Ocak 2010
pvsk

PVSK’nın kaldırılması, polisin neden olduğu ölümlerin hesabının sorulması amacıyla İHD İstanbul Şubesinde bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Avukat Ceren Uysal, bir BDSP temsilcisi ve Baran Tursun’un babası Mehmet Tursun’un konuşmacı olduğu toplantıya, EHP, UİD-DER, Sosyalist Parti, Hak-Par, 20 Aralık 2009’da Avcılar’da polis tarafından katledilen Osman Aslı’nın babası İsmet Aslı ve 2008’de Hrant Dink anmasında polis kurşunuyla yaralanan Cemalettin Rıdvan Yanık katılarak destek verdi.

20 Ocak 2010  

Sermayenin 2010 Bütçesi

Suphi Koray, 1 Ocak 2010

işçi sınıfı sömürü düzenine karşı mücadele bayrağını yükseltmediği sürece devlet bütçelerinden burjuvaziye aslan payı, işçi sınıfına ise kırıntılar düşecektir. Çünkü burjuva devlet bütçe planlamasını yaparken, hizmetinde olduğu burjuva sınıfın çıkarlarını göz önünde bulundurur. İşçi sınıfına ayrılan paysa ancak onun örgütlülüğü ve bilinçli mücadelesi arttığı oranda artabilir. Tüm modern sınıf mücadelesi tarihi bunu açıkça göstermektedir.

Hrant Dink Üç Yıl Önce Katledildi!

19 Ocak 2010
hrant

Hrant’ın katillerinden hesap sorulması mücadelesi, aynı zamanda bugüne değin işlenen tüm cinayetlerin de hesabının sorulması mücadelesinin bir parçasıdır. Devletin tüm gizli arşivleri açılmalı, kozmik odalardaki katliam belgeleri teşhir edilmeli, faili meçhul cinayetlerin ve toplu katliamların hesabı sorulmalıdır.

On Binler Ankara’da Tekel İşçisinin Yanında

18 Ocak 2010
tekel2

17 Ocak Pazar günü Türkiye’nin dört bir yanından on binlerce işçi, 34 gündür direnen Tekel işçilerinin sesine ses katmak için Ankara’ya aktı. 70 bine yakın bir işçi kitlesi hep bir ağızdan “Genel Grev, Genel Direniş”, “Türk-İş Elele Genel Greve” sloganlarıyla hükümetin ve sermayenin saldırılarına karşı mücadele çağrısında bulundu. Mitinge Türk-İş’e bağlı sendikaların yanı sıra, KESK, DİSK, sol çevreler ve çeşitli işçi örgütleri de katıldı.

15 Ocak 2010  

Açılımın Açmazı

Levent Toprak, 1 Ocak 2010

Kürt sorunu bağlamında son haftalarda yaşananlar sorunun ne denli çetin olduğunu ve derme çatma çözüm söylemleriyle çözüm yoluna koyulamayacağını bir kez daha gösterdi. Aylardır sürdürülen onca “açılım” söylemine rağmen çözüm yolunda dişe dokunur adımlar atmayan düzen cephesi, bu yetmezmiş gibi DTP’yi kapatarak yine Kürtleri cezalandırmayı seçmiştir. Atasözü köklü tarihsel gerçeği ne de bilgece dile getirmiş: Alavere dalavere Kürt Memed nöbete!

Tekel İşçileri Yeni Yıla Sokakta Giriyor

1 Ocak 2010

İşçi sınıfının bağımsız çıkarları, sadece AKP hükümetinin ya da düzenin diğer unsurlarının değil topyekûn sermaye düzeninin alaşağı edilmesinde yatmaktadır. Sınıf devrimcilerinin görevi, bu gerçeği işçi sınıfının bilincine çıkararak onu bu doğrultuda mücadeleye sevk etmek olmalıdır.

3 Ocak 2010  

Sürekli Devrim Üzerine /2

Elif Çağlı, 1 Ocak 2010

Bugün gerek ulusal gerek uluslararası düzeyde varlık gösteren tüm siyasal çevreler açısından geçerli olmak üzere, sürekli devrim anlayışına veya geleneğine bağlı olduğunu ilan etmekle de iş bitmiyor. İşçi sınıfının devrim stratejisinin gerçekten benimsenip benimsenmediği konusunda çeşitli örgüt ve çevrelerin kendi iddialarına bakılarak değil, ancak pratikteki siyasal tutumları test edilerek karar verilebilir. Şurası açık ki, günümüz siyaset sahnesinde özelde aşamalı devrim anlayışını ya da genelde Stalinizmi eleştirir görünmekle birlikte, pratik siyasal tutumları bakımından hiç de devrimci proleter bir çizgi tutturamayan pek çok çevre ve örgüt mevcut.

İçerik yayınları